Hayata erken başlamak, daha büyümeden büyük olmak ve ergen olmadan ermiş olmak! Ne kadar zorsa hayatı boyunca ilişkiye girmemiş birisi için gerdek gecesi, o kadar zordu benim için hayata erken başlamak. İlkokula bir yaş erken başlamak ve aynı hızla ara vermeden ortaokul ve derken lise arkasından öylesine kazanılan ve beni ben yapan üniversite sonrası belli  beni anamdan doğduğuma pişman eden ilk yıl, ilk  öğretmenlik hem de köy öğretmenliği.

Bir yatak birkaç tane çanak, bıraktılar beni geride, gidenler hep kaçak. Evet okul bitmiş zor bir sınav KPSS kazanılmış ve ölümden de zor olan, bazen isyan edilen, bazen ana avrat dümdüz gidilen, nereye kaçsan kurtulamayacağın  bir hayat.

Ne güzeldi çocukluk, niye büyüdüm sanki, hep çocuk kalsaydım olmaz mıydı? Geçimini sağlamanın büyük bir şeref sayıldığı bir dönemde asgari ücrete ev geçiren şerefli insanların üç katı maaş almak, bu mesleğin zorluklarının yanında bir hiçti.

Köydeyim. Yalnızım. Perişanım. Evet halim bu. O kadar acizim ki ancak birer kelimelik cümleler kurabiliyorum. Düşünme kabiliyetimi kullanamıyorum. Menopoza girmiş bir kadının dünyası nasıl yıkılırsa benim dünyam da öylece yıkıldı. Denizin 200 m altında yaşarken şimdi çöldeyim. Ahlar, oflar vs.

Ve derken çok sevdiğim bir hocamdan geriye kalan birkaç cümle,

- Gençler,   bu ülkenin size ihtiyacı var.

- Bu çocukların size ihtiyacı var. Evet zor şartlarda çalışacaksınız ama bu şartları değiştirmek de sizin elinizde.

- Arkadaşlar, neyi görmek isterseniz onu görürsünüz ve ne verirseniz mutlaka onu alırsınız.

- Eğer bu mesleği para için yapıyorsanız,  başlamadan bırakın. Öğretmenlik gönül işidir. Öyle anlar olacak ki siz her şeyinizi vereceksiniz ama kimse sizi adam bile saymayacak. Ama sonuçta kazanan hep siz olacaksınız. Çünkü karı delip çıkan kardelen güllerinin tohumunu siz saçacaksınız.

-Yolunuz açık olsun. Allah’a emanet olun.

Titre ve kendine gel! Evet bu sözleri hatırlamam beni titretti. Eğer benim bu halimi alnımdan öperek beni uğurlayan ve bende geleceği gören hocalarım görseler benden utanırlar. Sizi utandırmayacağım kalbiniz rahat olsun gelecek bana emanet elleri öpülesi hocalarım.

Köye bakıyorum.  İlk gün, çevrem çiçeklerle dolu, biraz su verirsem hepsi mis kokulu. Köy kardelen tohumuna muhtaç, bende kar delecek olanlara muhtacım.

Onlar beni tanımaya çalışıyor ben de onları….  Aslında ben hepsini tanıyorum ama onlar öyle meraklı gözlerle bakıyor ki kendimi nasıl tanıtacağımı bilemiyorum. Eğer bu çocuklar bu şartlarda okuyup yazabiliyorlarsa en önemlisi de hayata gülümsemeyi başarabiliyorlarsa  benim de  onlardan öğrenecek çok şeyim var.

Kardelenler,

Acımasız kuru soğuğa aldırmadan bütün güzelliğini sergileyen,

En zor şartlarda bile çıkar yol gösteren

Beyazın ortasında   renkten renge bürünen

Umudu simgeleyen,

Umutsuzluğu yok eden

Kardelen, kardelen, kardelen…

Köydeyim.

Yalnızım.

Evet halim bu.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yönetici Giriş Paneli

Scroll to top