İnce bir çizgide geçiyor zaman anlamsızca seyir ediyor kendi deryasında. Ufak bir kıvılcım var ederken dünyayı, bir gürültü de yıkıveriyor tüm yaşanmışlıkları.

Sevimsiz takvim kâğıtları ve ben. Hayatta dost olamaz diyebileceğim iki varlık. Yırtılmış mektuplarda bir kadeh şarap misali umut arayan vefasız. Koca dünyayı yıkmaya sebep, yırtılan takvim kâğıtları mı yoksa yırtılmış mektuplar mı?

Yine vurdu kapıya akrep, laf anlamaz bir türlü. Ev sahibi kapıyı açmamakta, arsız misafir kapıyı çalmakta ısrarlı. Hangisine laf söylemek gerek. Yazar kararsız.

Arsızca kapı çalmasından bir derdi olduğu belli, anlatamıyor ki kendini. Sabahın telaşında memur koşturmada, çocuğuna yemek hazırlama derdinde ana, kim napasın şimdi bizim boşboğazı. Ya ev sahibi, akşamdan kalma zaten beyefendi. Terliklerini bulamamanın stresini yaşarken kapıyı çalanın kim olduğu kimin uğrunda. Ya ekmekçi ya dilenci. Ne ekmekçiye verecek bir selamı var ne de dilenciye verecek meteliği.

Kapılar boş, kasalar boş, kalpler boş. Boşlukları dolduran şu garibin satırları. Küçük elleriyle dokuduğu inci tanesi harfler. Kahrolsun hayat yazası geliyor insanın. İnsanın insanla bile kavgasını anlatmaya fırsat vermiyor amansızca çağırıyor yanına.

Hep bir taşkala içinde yelkovan. Hiç durmadan çalışıyor. Geceleri ışığını açık görüyorum, camın kenarından sessizce sızıyorum hayatına. Kafasındaki dertleri saklamaya çalıştığı çok belli.

Soğuk kış gecesinin bir tanrı misafiri daha düştü. Bir beyazlık daha kayboldu gökyüzünde. Hoş geldin diyor ev sahibi. Sıcak bir odada karşılıyor üşümüş misafiri. Hasret giderecek bir dost arıyordum bende, zaman geçmiyor şu uzun gecelerde diye lafa başlıyor. Sohbetin uzayacağı şimdikten belli. Bir an kayboluveriyor bizim davetsiz misafir. Ev sahibi üzgün, bir o kadar da tasalı. Herkes bir bir kayıp gidiyor hayat çizgisinden. Bütün umutlar bir daha ki misafire saklanıyor.

Hasta yatağında söyleniyor yine bizim huysuz. Meğer tıngırdıyormuş duvardaki saat. Bir ömür boyu kimlerle anlaştı da babadan kalma şu saatle bir türlü anlaşamıyor. Bu saatin benle bir derdi var dostum demişti bana o günlerde. Masumane bir latife diye gülüp geçmiştim. Meğerse anısı varmış bizim huysuzun, emektar saatiyle.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yönetici Giriş Paneli

Scroll to top