Bilirim “Hayır” demek zor gelir bizlere…  Sonuçta zarar görme olasılığı olsa bile, kolay kolay “hayır” diyemeyiz.  Neden telaffuz edilemez bu sözcük? Elimizi kolumuzu bu denli bağlamasına sebep nedir?

Nasıl söylenmesi gerektiğini bilmememiz mi? Zayıflığımız mı?  Kötü intiba bırakma korkusu mu? “Bana hayır dense ne yaparım, tepkim ne olur?” şeklindeki saçma sapan düşünce mi? “Yalnız kalırım” endişesi mi?

Oysa kendimize sahip olabilmenin özü “Hayır!” diyebilmekten geçiyor.  Yaşantımıza söz geçirişimizin en büyük belirtisidir bu sözcük. Küçücük bir “Hayır” derin anlamlar yüklüdür:  İstemiyorum!  Olmaz!  İpler bende!  Hayat benim!

Akşam işten çıkmışsınız, yorgun argın.  Üstüne üstlük trafikle boğuşmuşsunuz.  Yemekti, bulaşıktı, çoluk çocuktu derken serilmişsiniz.  Telefondaki ses, misafir geleceğinin müjdecisi.  “Hayır” demeniz gereken yerlerden biri işte! Diyebiliyor musunuz?

Arkadaşlarınız sinemaya gitmek istiyor. Sizinse hiç keyfiniz yok. “Hayır” diyebiliyor musunuz?

İşyerinde toplantılarda sürekli siz görevlendiriliyorsunuz. Çalışma arkadaşlarınız sizden epey yaşlı. Gitmek isteyen yok, bahane çok.  Elbette iş size düşüyor. Siz ise bıkmışsınız doğal olarak. “Yeter ben gitmek istemiyorum bu kez! Hayır!” diyebiliyor musunuz?

Bana göre, hayır diyememenin özü, yalnız kalma korkusundan geçiyor.  Karşımızdakini incitip, üzme endişesi işin başka boyutu. Yanlış anlaşılırım, kabul görmem, beğenilmem, sevilmem, hata yaparım, saygısız olarak nitelendirilirim düşünceleri,  kısacası özgüven eksikliği  “Hayır”ı yaşantımıza almamızı engelliyor. Burada özgüvenin önemi çıkıyor karşımıza.  Özgüven en önemli yaşam deneyimi bana kalırsa. Hayatla mücadelede en önemli kazanım, hatta zafer. “Hayır” diyebilmek de özgüven ve korkusuzluğun en açık işareti.

Öncelikleri kendimize versek hayat çok daha anlamlı olmaz mı?  Başkasını sevmeden önce, “ben”i sevsek, saygı duysak? Hayatımıza sahip çıksak? Biz bizden memnun olsak en başta?

Zordur “Hayır” diyebilmek, bilirim. Ancak alışır ve becerebilirseniz kaynaşmayı, kaynaştırmayı, hayatınızın lezzeti olabilir.  İlk başlarda zorlanırsınız, son derece doğaldır bu.  Nedenleri, nasılları sorgulamayı öğrendiğiniz zaman, akıl çerçevesinde bakabildiğinizde olaylara, işe geldiği zaman sevilmek, saygı görmektense, açık seçik fikirlerinizle kabul görmenin lezzetidir bu.

Severim “Hayır”ları… Zaman alır “hayır”ları kazanma onuru.  Ve bilirim , bilirim ki herkes öğrenmeli “hayır” diyebilmeyi, yani lezzeti…

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yönetici Giriş Paneli

Scroll to top