Sisli, bulanık Ankara yıllarımdan bugüne taşıdığım en güzel anılarım kitaplarla ilgili olanlardır. Bayılırdım boş zamanlarımda kitapevlerini dolaşmaya. Hele eski kitaplar… Onlara bakmak, dokunmak, hissetmek… Her dokunuş nice hayatlara götürürdü beni. Nice hayatlara dokunurdum alabildiğince… Kim bilir kimler okumuş, kimler neler almıştı onlardan; usulca, sessizce… Belki de hoyratça. Kimileri bebek misali özen göstermiş, kimileriyse beslenmişti bilgileriyle.

Şanslıydım! Kitaplarla dolu bir evde, okuyan anne ve babamla büyümüştüm.  Okuma aşkı, belki de 68 Bingöl’ ünde hamileliği boyunca bulabildiği her şeyi okuyan annemden geçmişti. Kim bilir… Çocukken en büyük zevkim, başucumda duran kitabımdı. Hemen her gece aynı senaryo yaşanırdı bizim evde. ‘’ Bırak artık kitabını, sabah kalkamayacaksın! ‘’ diye söylenir durur annemin sesi ötelerde bir yerlerde… Küçükken Alice’ le Harikalar diyarındaydım, Heidi ile dağlarda. Gümüş Patenlerle kaydım, mutlu oldum. Yalanın kötülüğünü duydum Pinokyo’ dan. Anladım, öğrendim, çok güzel zaman geçirdim… Büyüdükçe ben, kitaplarım da büyüdü. İki Şehrin Hikayesi’ ni yaşadım adeta, Germinal’ le yoğruldum. Balzac’ı ayrı sevdim. Ayrıntılara verdiğim önem ve tasvir sevişim hep bu yüzden… Çok sıkılırsam ve alıp başımı gitmek istersem bir yelere en büyük yardımcım Balzac, onun kitaplarıyla dünyayı unuturum, dalarım bambaşka diyarlara… Aşktır kitaplar, sevdadır okumak…

Eğitimin anne karnında başladığına inanmışımdır hep. Tekmeleriyle, varlığını hissettirme çabasındaki bebeğin dünyadaki her şeyi kavrayabilecek yetenekte olduğunu ve bizimle bir şekilde iletişim kurmaya çabaladığını düşünmüşümdür hep. Dış dünyayı kavrama çabasındaki bebeğimize, bir hediye versek, huzur, mutluluk dolu bir şeyler okusak, faydası olmaz mı? Olur elbette… Tıpkı müzik dinletilen, şiir okunan bebek misali… Çocukta kitap okuma isteğini oluşturmak çok önemlidir. Bu çaba anne karnındaki sürece dek uzanır. Hamilelik döneminde bebeğe kitap okumak, pek çoğumuza anlamsız görünse de eminim yaralı olacaktır. İlerleyen zamanlarda, kitap okuma arzusu, her yaşa uygun seviyede olmak şartıyla, çeşitli kitaplar, dergiler, hatta boyama kitapları alınarak, okunarak, anlatarak, resimlerine bakılarak, anlattırılarak aşılanacaktır. Düşünen, fikir üretebilen, ürettiği fikri savunabilen, doğru ve yanlışı ayırt edebilen, sanatsever kişilerin artması ancak okuma alışkanlığının yaşama geçirilmesiyle mümkündür.

Yıllardır yayımlanan rakamlar, okuma konusunda ne denli eksik ve özürlü olduğumuzun en büyük göstergeleridir. Okuma oranının düşük olması kabahatinin bir diğer nedeni de okumanın bize kazandıracaklarının bilinmemesidir. Okumak bizi değiştirir. Okuma eylemi pratikleştirilerek hayata dâhil edilmelidir. Kitap daralıp, bunaldığımız anlardaki en büyük sığınağımız, ferahlık kapımız, yaşama açılan penceremizdir. ‘’Okuma sadece alışkanlıktır. ‘’ tümcesi de yanlış bence… Okuma bir serüven, meraklı bir yolculuk, bilinmeyenle buluşmadır. Okuma-yazmanın öğretildiği yer okuldur. Ancak okuma-yazma öğretimi, işin başı… Okur-yazar olmanın yanında, okuyan ama gerçek anlamda anlayarak, özümseyerek okuyan kişilikler olmak için eğitim gerekir. Bilginin temel yolu, okuma eyleminden geçer.

Thomas Jefferson ‘’ Özgür insan okuyan insandır. Çünkü bilgisizliğin, kör inançların ve saplantıların her türlüsünü yenen bir güçtür okuma’’ der. (Aktaran: Özdemir- 1997)

Özgür ve çok yönlü, saplantılardan arı düşünce, anlayarak okumaya bağlıdır. Olaylara değişik açılardan bakma, farklı yönlerden irdeleme ve eleştirel bakış açısını yakalama kaliteli okumaya bağlıdır. Kaliteli okuma, kaliteli okuyucuyu doğurur. Kaliteli okuyucu metnin ana temasını çözen, metne eleştirel bakış açısı ile yaklaşabilen, çok yönlü düşünen, düşüncelerini yaşama katabilen, çağa ayak uydurmuş, at gözlüklerini çıkarmış bireydir. ‘’ Olgun okuyucu, çok kez başkasının yazdıklarında yazarın düşünmediği güzellikler bulur, okuduklarına daha zengin anlam ve renkler kazandırır.’’ Montaigne

Okuma düşünme işlevine katkısı oranında yaralı ve anlamlıdır. Okumayı moda olarak algılayıp sadece kitap okuma imajı sağlama adına yaparsak; ya da gazetelerin magazin sayfalarıyla sınırlarsak, kavramları netleştirmemiz olanaksızlaşır. ‘’ Tek kitaplık adamlardan korkunuz.’’ Thomas Aquinas

‘’Okuma temelde bilişsel bir olaydır. Ancak bazı fonksiyonlardan etkilenir.’’ Gambell- 1996. Güdüleme, ilgi ve tutum okumayı geliştirir. Güdü (motive) bireyi, bir amaca ulaşmak için davranmaya iten, harekete geçiren, bireyin davranışını güçlendiren, etkinleştiren, yönelten bir iç güçtür. Başaran- 1991. Güdüleme, insanın belli bir yönde davranmasına yol açan, onu böyle bir davranışa iten, bir işi yapmaya istekli kılan ruhsal durumdur. Başaran- 1989.

Kitap okuyan çocuk, anne babasının olduğu kadar,  öğretmeninin de işini kolaylaştırır. Çocuk, kendini geliştirir ve araştırmayı öğrenir. Bilgiyi sever. Bilgi güçtür ve her tür zorluğu yenmenin anahtarıdır. Okuma zihinsel, sosyal, duygusal gelişimi büyük ölçüde etkiler. Ancak, nasıl ‘’ yemek ye! ‘’ baskısı karşısında çocuk bıkkınlık hissediyorsa, kitap okumayı hayat tarzına dönüştürürken veli ve öğretmenler olarak oldukça dikkatli ve hassas davranmalıyız. İnatlaşmadan, sürtüşmeden, eğitimin her alanında olduğu gibi sevgi ve sabırla bu zevki hissettirebilmeliyiz.

Evde anne baba, okulda öğretmen kitabı eline alarak başlamalı işe… Okuma kuralları gösterilmeli çocuklara. Sınıfımda bu yolda ilk adım olarak, okuma saatleri düzenledim. İlk günler karmakarışıktı her şey. Verilen kitaba sadece bakmakla yetinen de vardı, okur gibi yapan da… Resimlere bakmaktan öteye gitmeyen de… Çocukların pek çoğu sıkılıyor, belli etmemeye çalışıyorlardı. Çocuğun ciddiye alındığı zaman ne kadar değiştiğini bilirim. Kitap okumanın önemini bıkmadan, usanmadan anlattım onlara. Bunun alışkanlıktan öte, yaşam tarzı olması gerektiğini vurguladım. Anladılar zamanla… Şimdilerde artan zamanlarda ya da canımız çektiğince kitap okuyoruz karşılıklı. Ellerimizde kitaplar,  paylaşıyoruz okuduklarımızı, anlatıyoruz, aktarıyoruz… Alıştık… Önemli olan zamanı dolu geçirmekse, çok konuşmak yerine, okumalıyız. Böylece çok daha fazla düşünürüz. Düşündükçe eksiklerimizi ve kendimizi keşfederiz. Konuşmadan önce düşünmeyi, sözlerimizi tartmayı öğreniriz. Çok konuşmak kendimize olduğu kadar çevremizdekilere de zararlı. Fazlaca ve boş konuşan insanlar, gürültü kirliğine örnektir kanımca.

Okumanın ne yeri, ne de zamanı belli. Evde, otobüste, parkta, kalabalıkta… Kısacası yaşamda, yaşamın taaa derinlerinde. Okuyun! Hızlı ama içinize sindirerek, anlayarak, ruhunuza dokundurarak okuyun. Okuduklarınızı on yıl sonra da hatırlayabilmek için, notlar alın, yazın, çizin. Kelime dağarcığınızı güçlendirin. Anlatın, tartışın, eleştirin. Unutmayın her kitap ayrı bir tecrübe, ayrı bir birikimdir ve her hikaye farklı bir hayattır. Bu tecrübelerden yararlanmak adına okuyun. Okuma beraberinde bilgi ve başarıyı getirir. ‘’ Okumak insanı olgunlaştırır, konuşmak ustalaştırır, yazı ise daha somut bilgi sağlar. ‘’ Bacon

Okuryazar olmak, sadece harfleri tanımak değildir. Okuma hayatımızın belli bir dönemini kapsayan bir etkinlik olmaktan öte; tüm yaşamımızı kapayan bir süreçtir. Kültür kavramı, okuma, araştırma ve kendini yenilemeden geçer. Uygarlık gelişiminde kitap ve kütüphanelerin önemi ise tartışılmaz. Öğrenme hayat boyu süreç; kütüphaneler ise bu sürece en büyük katkıyı sağlayacak kurumlardır. Bilgi ve birikim bu kurumlarla, kuşaktan kuşağa aktarılır. Bu büyülü atmosferi çocuklarımıza tanıtmalıyız. Kütüphanelerin havasını solumalarına olanak tanımalıyız mutlaka.

Okuma eylemi, beceri ve ömür boyu zevkle sürdürülecek bir aktiviteye dönüştürülecekse; bu beceri eğitim sistemimizde kazandırılmalıdır. Aksi halde, yetişkinin okumayı stile dönüştürmesi pek kolay olmayacaktır. Ağaç yaşken eğilir. Serbest okumanın kazanımı, eserin anlaşılırlığını getirir beraberinde. Okuma zevki, okumayla gelişir. Bu yüzden de serbest okuma en fazla tercih edilen okuma şeklidir. Amaç, okuma alışkanlığı kazandırmak ve hayat tarzı oluşturmaksa; yapabileceğimiz çok küçük ayrıntılar var:

  1. Baskı olmaksızın, okuma zevktir felsefesi aşılanacak.
  2. ‘’ En güzel hediye kitaptır, çünkü kalıcıdır.’’düşüncesi benimsenecek.
  3. Çocuğa ciddiye alındığı hissettirilerek, anlatım yapması, özet çıkarması istenecek.
  4. Okunan kitap hakkında sınıfta ya da evde konuşularak, tartışılacak, sorgulama yapılarak, sorulara sabırla cevap verilecek. Okuma okunanın anlaşılması ile verimli hale dönüşür. İlgi, istek okumanın önündeki tüm engelleri siler. Anlamadan, anlatmadan okumak zaman kaybından başka bir şey değildir.
  5. Kitapevleri ve fuarlarına gidilecek, buraların havası hissettirilecek.
  6. Her yaşın kitabı farklıdır, seviyeye uygun kitap seçilecek.
  7. Okurken mırıldanan, el-kol hareketleri yapan öğrenciye, bu hareketlerin olmaması gerektiği anlatılacak.
  8. Kitap okuma esnasında, evde anne baba, okulda öğretmen örnek olarak, davranışlarıyla model oluşturacak.
  9. Öğrenciler, gazete ve dergi okumaya özendirilecek.
  10. Okumak için yer ve zamanın önemsiz olduğu vurgulanacak.
  11. Göz sıçramaları da çok önemli olduğundan, göz sıçramalarına engel olmak için,  göz-kitap mesafesi ayarlanacak.
  12. Anlaşılırlığa katkı sağlamak için, kelime dağarcığı geliştirilecek.
  13. Öğretmen-aile işbirliğine gidilerek, göz sorunu olan öğrenciler için tedbir alınacak.
  14. Ödül olarak mutlaka kitaba yer verilecek.
  15. Ayda en az bir kitap okunmasına özen gösterilecek.
  16. Güzelim Türkçemizi kullanırken, gereksiz kısaltmalar çıkarılacak, dikkat edilecek, imla kuralları kavratılacak.
  17. Anlatım bozukluklarında çocuk uyarılacak, hatalar düzeltilecek.
  18. Tarihte büyük, işlere imza atmış kişilerin de okuduklarına dikkat çekilecek, örnekler verilecek.
  19. ‘’Okuyup da ne olacak? ‘’ tümcesi kullanılmayacak.
  20. Sözün özü kitap sevgisi aşılanarak, katkıların en büyüğü sağlanacak.

SONUÇ:

Kendine güvenen, okuduğunu anlayan, kelime dağarcığı geniş, derdini anlatabilmek için birkaç sözcüğe sığınmayan, anlatım ve ifadesi güçlü, kitapları ve okumayı hayat tarzı haline getirmiş, ciddiye almış, ufku geniş ve aydınlık bir nesil!

Az mı?

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yönetici Giriş Paneli

Scroll to top