Giriş

Çağımızda çok yoğun ve hızlı değişimler ve gelişimler yaşanmaktadır. Bilimde ve teknolojide yaşanan bu gelişmelerin bu çağdaki bir özelliği, diğer çağlarda bu kadar hızlı yaşanmamasıdır. Çok hızlı yaşanmakta olan bilimsel ve teknolojik değişimler beraberinde birçok toplumsal değişimi de getirmekte, hatta bazı toplumsal sorunlar ve çevre sorunları gibi yaşamsal sorunları da ortaya çıkarmaktadır.

Değişimler karşısında insanoğlunun tepkileri değişik olmaktadır. Kimisi değişimin önünde olarak öncü rolü kapmaktadır; Batı uygarlığı gibi. Kimisi değişim kavramına küserek yalınayak dağlarda mücadeleyi tercih etmektedir; Afganlı mücadeleciler gibi. Pek doğal olarak bu iki kutup arasında birbirinden farklı noktalarda bulunanlar da bulunmaktadır; bizim toplumumuz ve diğer toplumlar gibi. Ancak unutulmaması gereken nokta şudur ki, değişmeyi kabul etmeyenler yaşadıkları çağın dışında olurlar…

Bilgi / Bilişim Toplumu

Bilim ve teknolojideki hızlı değişimler yanında birçok toplumsal değişimleri de getirmektedir. Öyle ki hem toplum yapısı değişmekte, hem toplum-birey ilişkileri değişmekte, hem de birey-birey ilişkileri değişmektedir.

Yukarıda kısaca sözünü ettiğimiz bilimsel ve teknolojik değişimler sonucu ortaya çıkan toplumsal yapı bağlamında “Bilgi Toplumu (information society)” günümüzde sıklıkla tartışılmaktadır. Bu arada “bilgi toplumu” kavramına karşı çıkan ve “bilişim toplumu” kavramının geçerli olduğunu düşünen yazarlar bulunmaktadır. Köksal’a göre

“ … bilgi toplumu değil, bilişim toplumu dememiz gerekiyor. Bilgi toplumu, genel anlamda knowledge society (!)deyişinde olabileceği gibi devingen olmayan bilgiyi çağrıştırıyor. Bilişim sistemleriyle, kullanıcıların kararlarını yönlendirmede gereksinme duydukları bilgi’yi (information), onlara bilişim sistemlerinin güncel devingenliği, birlikteliği içinde ve genel yaşamın olağan koşullarında, etkileşimli biçimde sağlayabilmemiz söz konusu.” (Köksal, 2002).

Yetmişli yıllarda gelişen ve seksenli yıllarda tam bir patlama yaşayan bilgisayarların hızı, gücü ve kapasitesinin etkisi altındaki insanoğlu, doksanlı yıllara doğru gelirken önemli olanın bilgi olduğunu, bilgisayarın sadece etkin bir araç olduğunu görmeye başladı. Önce ABD’de daha sonra Japonya ve AB’de, sanayi çağının ardından gelmekte olan çağa ‘bilgi çağı’, yeni topluma da ‘bilgi toplumu’ denilmeye başlandı (Aktaş, 2005).

Başaran’a (1999:37) göre bilgi toplumu, yeni mal, hizmet ve düşünceler üretmek, dolayısıyla daha iyi yaşamak için, en son bilimsel bilgilere ve teknolojiye anında ulaşabilmek demektir.

Bilgi toplumu bilgi üretebilen toplumdur. Bilgiyi ise günümüzün temel unsuru kabul edebiliriz. Nasıl ki ilk çağlarda “tarım”, devamında “sanayi” belirleyici unsur olmuş ise günümüzde de bilgi belirleyici unsur olmaktadır. “Bilgi toplumu” ilk kez Porat tarafından irdelenmiş bir düşüncedir. Bu düşüncenin temelinde yatan, bilginin toplumun itici gücü haline gelmesidir (Özden, 2000: 76).

Aktaş (2005), bilgi toplumunu yalın ve sade biçimde ‘bilgiye dayalı toplum’ diye tanımlayarak: ekonomiden ticarete , günlük yaşama , insanların evinden işyerine her yerde bilgiye dayalı eylemler yaptığı, yapabildiği bir toplum demektedir.

Bu tanımlardan da görüleceği gibi, bilgi toplumu, yapısı bilgiye dayalı olan, bilgi üreten ve bilgiyi pazarlayabilen toplumdur. Tanımları çoğaltmak olanaklı olmakla birlikte bilgi toplumuna ilişkin tanımlarda ortak unsurun bilgi olduğu; bilginin üretilmesinin ve toplum temelinin bilgiye dayalı olduğunu görüyoruz.

Bilgi nasıl belirleyici unsur olabilir? Bilgi, günümüzde üretim aracı haline gelmiştir, yani sermaye (üretim aracı)  konumundan fabrika/tezgah yavaş yavaş uzaklaşmakta ve yerine bilgi yerleşmektedir.

Bilgi toplumunun yapısını oluşturan temel öğelerin başında yenilikçi teknolojide meydana gelen değişmeler vardır. Sanayi toplumunun özündeki buharlı makinenin yerini, bilgi toplumunda bilgisayar; fiziksel emeğin yerini, zihinsel emek; maddi üretim gücünün yerini de, bilgi üretim gücü almıştır (Özden, 2000: 76).

Bilgi/bilişim toplumunun bilgisayarın bulunuşuyla başladığını (1950)  belirten Çınar, bilgi toplumu ile birlikte meydana gelen değişimler hakkında ayrıntılı bilgi vermektedir. Çınar’a göre mekanik düşünceden kuantum düşünce ve teknolojisine geçiş (Kuantum Fiziği) önemli bir belirleyicidir ve bilgi/bilişim toplumunun  ana unsurlarından bazıları şunlardır (Çınar, 2004):

Temel üretim etkeni: İnsan sermayesi (bilgi),

Dünya görüşü: Büyük anlatıların çöküşü, çokkültürlülük, postpozitivizm, küreselleşme, sermayenin küreselleşmesine karşı ulusçuluk

Eğitim: Kitle eğitimi (zorunlu), yaşamboyu eğitim (zorunlu)

Değerler: Hızlı değişme, rekabet, eşitlik, özgürlük, bireyin hakları, zaman, yaratıcılık, işbirliği, özdenetim, hazcılık, ahlak, çevrecilik, kalite, özgerçekleştirim, ademi merkeziyetçi yönetim, doğrudan demokrasi (sanal demokrasi)

Sorunlar: Gelecek şoku, değer bunalımı, terör, insanlar arası eşitsizlik, sermayenin küreselleşmesi

Bilişim Toplumunda Birey

Sanayi toplumunun bireyi din kurallarının bağlayıcılığından sıyrılmış ve laik eğitimle yetişmiştir. Tarım toplumuna egemen olan katı gelenek ve göreneklerinden ise, kente geldiğinde kurtulmuştur. Yaşamını sürdürdüğü toplum içerisinde, toplum yaşamını düzenleyen bağlayıcı kurallar olarak hukuk kuralları bulunmaktadır.

İnsanlık tarihinin evriminde her zaman, bireyi sınırlayan bir takım kurallar yukarıda kısaca değinildiği gibi olmuştur. Ancak bilgi toplumuna gelindiğinde bireyin, olabildiğince özgür ve her türlü kurallar setinden bağımsız kaldığı gözlemlenmektedir. Bilgisayarın karşısında, sanal dünyada, birey her türlü tabulardan ve yasaklardan uzak hareket etme olanağına sahiptir.

Bu özgürlüğün ne getirip ne götüreceği dikkatle incelenmesi gereken bir sorunsaldır. Liberal kaygılarla, bilgi toplumunun alanlarında (sanal dünyada) her türlü kısıtlamaya karşı çıkılabilir ve özgürlüğün erdem getirebileceği ileri sürülebilir. Ancak, sanal dünyada çocuk pornosunun yaygınlaşması ya da sanal dünyadan bombaların yerleştirilmesi ve patlatılmasına ilişkin olumsuz gelişmelerin erdemlilik getirmeyeceği de aşikârdır.

Bilişim Toplumu Modelinde Eğitim

Bilgi toplumu ve bilgi toplumunda birey kavramlarının üzerinde kısaca durduktan sonra bilgi toplumu modelinde eğitim kavramını irdelemekte yarar var. Çünkü bilgi toplumu modelinin yaşanmaya başlaması, her alanda olduğu gibi eğitim kavramını ve örgütlerini de derinden etkileyecek ve dönüştürecektir.

Bilgiyi üretmek, kurum içinde veya dışındaki diğer insanlara iletmek, o bilgiyi paylaşabilmek ve en önemlisi, hizmet sektöründe ve sanayide yeni yöntemler, yeni ürünler bulmak amacıyla kullanabilmek için gereken bilgiye ve beceriye (know-how’a) sahip olabilmesi için eğitim temel koşul haline geldi. Bu nedenle, hızla gelişen ve değişen dünyada eğitimin da sürekli olması, ömür boyu eğitimden söz edilmesi hiç de boşuna değildir (Aktaş, 2005).

Eğitimciler çözüm üretebilmek için öncelikle “bilişim toplumunda eğitimli insan kimdir?” sorusunu cevaplamak zorundadırlar. Verilecek cevapların öğretimin öğrenci merkezli olması, mezunların değişikliklere direnmeyip onun gereklerini severek yerine getiren, yaratıcı zekası sonuna kadar kullanıma açık, öğrenmekten hoşlanan bir yapıya kavuşturulması yönünde olması beklenmelidir (Özden, 2000: 78).

Bilgi toplumunun öğretim anlayışında öğrenci merkezli öğretim modeline geçilmiştir; bilginin öğrenci tarafından yeniden üretilmesi, bilginin anlamlandırılması esas alınır; zamansız ve mekansız asenkron öğretim sistemi benimsenmektedir; öğrencilere, bilgilere nasıl ulaşacağı, bilgilerin nasıl sınıflandırılacağı – kodlanacağı ve yeni bilgilerin nasıl üretileceği öğretilmektedir (Merter, 2002: 53). Bilgi toplumu sürecinde okul örgütleri açısından iki sorun gündeme gelmektedir (Çelik,  2000: 132):

  • Okul, evrensel değerleri bireylere nasıl kazandırabilir?

  • Evrensel değerlerle çelişmeyecek milli değerler bireylere nasıl kazandırılabilir?

Bilişim Toplumu Modelini Benimseyen Bir Yöneticinin Sorumluluğu

Bilgi toplumunda etkili olabilmesi için, okulların bilgilendirme yeri değil, bilgi işçiliği yapan bir organizasyon olması gerekmektedir. Bilgi işçiliği ise zihinsel çabanın genişletilmesi demektir. Böylece, eğitimin amacında köklü bir değişiklik anlamına gelir; mevcut bilginin öğrenciye aktarılması değil de, okulların , bilgi üretim merkezi haline gelmesi anlamına gelir (Özden, 2000: 81).

Eğitim yöneticilerinin bilgi toplumu benimsemeleri halinde, okul yönetiminin değiştirilmesi/geliştirilmesi yolunda ilk ele alacakları konunun “okul kültürü” olması gerekir. Eğitim yöneticileri bilmelidirler ki, okul kültürünü değiştirmeden okul kültüründe bir değişiklik yapmak ya da değişikliği sürekli kılmak olanaklı gözükmemektedir. Okul kültüründe sağlanacak değişimler sonucunda ise, asıl değişimlerin içselleşmesi sağlanacaktır. Başta öğretmenler olmak üzere diğer bireylerin değişimleri benimseyip içselleştirmeleri istenen yönde sonucu sorunsuz beraberinde getirecektir.

Bilgi toplumu modelini benimseyen bir okul yöneticisi ya da denetmenin dikkat etmesi ve gözden kaçırmaması gereken bazı ilkeler aşağıda sıralanmıştır (Aşağıdaki bölümde ağırlıklı olarak Vehbi Çelik’in Okul Kültürü ve Yönetimi kitabından yararlanılmıştır):

Bilişim toplumunun okulu sürekli olarak kendini yeni gelişmelere açık tutmak zorunda kalacaktır. Okulda bireysel gelişme ve yeniliğe açık, insan kaynaklarına değer veren ve bireyin kendini geliştirmesine yardım eden bir örgütsel kültür oluşturulmalıdır.

Bilişim toplumunda kariyere dayalı öğrenilmiş bir mesleğin sürdürülmesi yerine meslek sahibinin mesleki bilgisini sürekli yenilemesi gerekecektir.. Meslek  sahibi için okul ve üniversite, pratik bilgiden çok, soyut düzeydeki bilimsel bilgiyi kullanabilmenin yöntem ve tekniklerine yönelecektir. Böylece okulun fonksiyonları değiştirilmelidir.

Bilgi toplumunun okulunda temel yaklaşım, “yaşam boyu eğitim” yaklaşımı olacaktır. Okul kapılarını yetişkinlere de açacaktır. Okul – işyeri arasındaki kesin çizgi bulanıklaşacaktır. Okul yöneticileri ve denetmenler katı tutum yerine esnek tutumlar geliştirdikleri gibi öğretmenleri de teşvik etmelidirler.

Okul yöneticisinin ve öğretmeninin bilgi sunumunda tek  otorite olmaları değişecektir. Bu gerçeği öğretmenlere ve kendilerine benimsetebilirler.

Geleceğin okul yöneticisi üç soruyu cevaplandırmak zorundadır: Ne?  Niçin?  Nasıl?

Vizyon: “Ne” sorusunun cevabıdır. Okul yöneticisinin oluşturmaya çalıştığı geleceğin resmidir. Vizyonsuz bir okul yöneticisi karanlıkta yolunu kaybeden bir insan gibidir, nereye gideceğini bilemez.

Misyon: “Niçin” sorusun; Örgütün “biz niçin varız” sorusuna verdiği cevaptır.

Temel Değerler: Misyonumuzla tutarlı olarak vizyonumuza ulaşmak için çıktığımız yolda nasıl davranmak istiyoruz sorusuna verilecek cevaptır. Bir örgütün değerleri doğrudan ayrılmazlık, açıklık, dürüstlük, özgürlük, fırsat eşitliği, liyakat ve bağlılığı içerebilir.

Bilgi toplumu modelinin öğretmeni, öğretim teknolojilerinin geliştirilmesi ve bu teknolojilerin öğretim amaçlı kullanmaları konusunda eğitilmelidir (Merter, 2002: 61). Sürekli öğrenme bilgi toplumunun önemli kavramlarından birisi olarak ele alınmalı, öğretmenler de hizmet içi kurslara alınmalıdırlar. Bu hizmet içi kursların öğretmenlere niteliklerini geliştirmek, görevlerinin kapsamını değiştirmek ya da geliştirmek, alanlarındaki ve genellikle öğretmenlik mesleğindeki en yeni gelişmeleri izleyebilmek olanakların sağlayabilecek biçimde düzenlenmesi gerekir (Ozankaya, 2002: 74)


Sonuç

Bu bilgilerin ışığında vakit kaybedilmeksizin somut adımlar atılmalıdır. Yapılması gerekenler konusunda ulusal ve uluslararası birçok plan, program, komisyon raporu ve benzeri çalışmalar ve yayınlar bulunmaktadır (ayrıntılı bilgi için bakınız: http://www.bilgitoplumu.gov.tr/yayinlar.asp Hatta Devlet Planlama Teşkilatı bünyesinde bir “Bilgi Toplumu Dairesi” bile örgütlenmiştir.

Zihinsel anlamda yapılan çabalardan (bilimsel yayınlar, resmi raporlar, araştırma raporlar gibi) sonra, sıra somut adımları atmaktadır. Eğitim alanında da okul yöneticileri ya da denetmenler üzerlerine düşen sorumlulukları yaparak bu konularda öğretmenlere yardımcı olmalıdırlar.

Göktaş’ın (2002: 6) çalışmasında da belirtildiği gibi ilköğretimden başlamak üzere eğitimin her kademesinde bilgisayarlı eğitime geçilmesi, her okula internet erişiminin sağlanması ve bilişim teknolojisinin bütün derslere bütünleşik olması sağlanmalıdır. Bu öneriyi uygulamaya koymanın büyük sorumluluğunun Millî Eğitim Bakanlığı’na ait olduğu açık. Ancak bir okul yönetiminde eldeki kaynaklarla bilgisayar alınması ve internet bağlantısının sağlanması olanaklı iken kaynaklar başka alanlara aktarılıyorsa ve verimsiz şekilde boşa harcanıyorsa  okul yöneticisinin “devlet baba beni bilişim toplumuna uyarlasın” beklentisi traji-komik bir durum ortaya çıkaracaktır.

KAYNAKLAR

Aktaş, Ziya, (2005), “Bilgi Çağında Öğrenim ve Çankaya Üniversitesi”,http://www.cankaya.edu.tr/turkce/yayinlar/h1g7.php , Erişim: 11.11.2005.

Aktaş, Ziya, “Bilgi ve Bilgi Toplumu Üzerine”,

http://www.cankaya.edu.tr/turkce/yayinlar/h1g1.php , Erişim: 11.11.2005, Erişim: 11.11.2005.

Başaran, İ. Ethem. Eğitime Giriş, Ankara: (Kişisel yayın), 1999.

Çelik, Vehbi. Okul Kültürü ve Yönetimi, Ankara: Pegem Yayıncılık, 2001.

Çınar, İkram, (2004), “Tarihe Yeniden Bakmak” (Taslak Metin), Eğitişim Dergisi, Malatya, İ.Ü. Eğitim Bilimleri Fakültesi, S.5, http://www.egitisim.gen.tr/site/arsiv/38-5/126-tarihe-yeniden-bakmak.html

Göktaş, Yüksel, (2002), “Bilişim Sektöründe Eleman Açığı: Mevcut Durum ve Çözüm Önerileri”, Türkiye’de İnternet Konferansı. İstanbul.

http://inet-tr.org.tr/inetconf8/bildiri/93.doc Erişim: 11.11.2005.

Köksal, Aydın, “Bilişim Sözcüğü Üzerine”, Türkiye Bilişim Derneği Dergi,http://dergi.tbd.org.tr/yazarlar/11022002/aydin_koksal.htm Erişim: 09.11.2005.

Merter, Feridun. “Bilgi Toplumuna Uygun Yeni Bir Öğretim Modeli”, İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi.Cilt No: 3, Sayı No: 3, Malatya: İ. Ü. Yayınları, Bahar 2002, ss.50-62.

Ozankaya, Özer. “Çağdaş Toplumlarda Öğretmenin Yeri ve Konumu”, İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt No: 3, Sayı No: 3, Malatya: İ. Ü. Yayınları, Bahar 2002, ss.63-80.

Özden, Yüksel. Eğitimde Yeni Değerler, Ankara: Pegem Yayın

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yönetici Giriş Paneli

Scroll to top