Yazın ortasında ıslak sokağa sahip tek cadde bizimki. İşin ilginç yanı içeride (içmeye bile) su yok. bu ıslaklığın kaynağını kimse bilmiyor. Gözyaşları desen onlar gizli akıyor. Taşları insanları gibi dünya birbirini kovalarken onlar duruyor. Sokak sokak değil kocaman bir ev sanki, herkes birbirini tanıyor. Evine biri geç kalsa herkes merak ediyor biz yerden korku yüksekliğinde oturuyoruz. Evimiz Nazım’ın şiirindeki "mavi gözlü devin evi" gibi mini minnacık yani.

İçeriye gelen çocuk seslerinden ev mi yoksa sokak mı anlaşılmıyor içeriye gelen yalnız çocuk sesleri değil tabi, çocukların atığı taşlar plastik toplar ve sık sık hırsız giriyor. Eve girdiğimde en çok hırsız şaşırıyor. Bir şeyler almak için girdiği evde yalnızca havada uçuşan harfler görüyor. bize acıyor her gelen hırsız biraz acıma bırakıyor. Aralarında yalnız biri zenginliğin yerini buluyor (yalnız gözleriyle bakmıyor çünkü) içeriye girince birbirini seven bu kişilerden biraz sevinç çalıyor. Bunu ancak sabah uyandığımızda kısa süren suskunluktan anlıyoruz. Korkuyoruz ya bize kalmazsa diyoruz, sonra sevincimizi bile saklıyoruz. 
 

Günler böylece sürüyor. Mutfağa iki kişi sığmadığı için yalnız birimiz yemek yapıyor. Ev küçük olduğu için birimiz seviyor. ikimiz sevsek evden taşacak biliyoruz. Mecbur böyle yaşıyoruz.


İlk bir dağda görüyoruz birbirimizi. doğrusunu söylemek gerekirse önce dağ sanıyorum seni ondan seviyorum. konuşuyorsun uçurumum bu diyorum. En çok sana susuyorum. En kötü huyumu senden kapıyorum. Sana hep geç kalıyorum.


O küçük evi boş bırakıyorsun.  Dinlen en çokta alış diyorsun. Anlamıyorum. Bunu sık yapmaya başlıyorsun. Evin duvarları eskisi gibi gülmüyor artık.


Sonra bir gün gideceğim diyorsun. sınandığımı düşünüyorum. Sana karşı güçlüyü oynuyorum. “Git” diyorum inanıyorsun. Ellerini hep ararken, dünükken uzatıyorum. Görmüyorsun sana gelecek vaat edemiyorum, kalsan batacağız git diyorum.

 

Ne zaman seni özlesem dağlara bakıyorum. Sen mi geçiyorsun yüreğimden dağlar mı anlamıyorum şimdi haritadan bile takip edemeyeceğim uzaklarda yaşıyorsun. Her gelişimde ellerimin titremesinden zor açtığım kapı daha rahat açılıyor. Surların dibinden geçince ismini tekrarlıyorum ama yankılanmıyor artık. Komşular şikayetçi. Tek sevmeme rağmen sevgim taşıyor.  Hâlâ yemekleri iki kişilik yapıyorum. sevdiğin kitabı bir senin birde kendi yerime okuyorum. Geç kalmadan korkuyorum. Gelmiyorsun.
 

Cümleler kuruyorum sana, senli ,senden diye başlayan ama hep sensiz biten cümleler. Yıldızlar korkumdan gökler gizlice beliriyor önce onlara anlatıyorum sonra suya, suya bakınca yansımı değil de hep seni görüyorum. Dünyayı bırakıp takılamıyorum peşine. Senin dışındaki şeyleri de seviyorum. Gizlerimi odanın içindeki halının altına saklıyorum. Her yalan güldüğümde ölüyorum. Mekan yok diyorum. Bak her akşam sevdiklerimle konuşuyorum. Seni okuduğum kitabın içine saklıyorum. Tembelliğimden olacak çok sık değişmiyor yerin. Sonra gerçeğe dönüyorum. Ne sen varsın, ne de güzel evimiz.

BÜTÜN YÜREĞİMLE MUTLU OL DİYORUM.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yönetici Giriş Paneli

Scroll to top