Türkçe, tarih boyunca büyük sorunlarla karşılaşmış ve her durumda özünü kaybetmede bugüne kadar varlığını korumuştur.


Türkçe’nin bugünkü durumunu ele aldığımızda ilk anda göze çarpan olumsuzluklar; batı kökenli kelimelerin dilde fazlasıyla kullanılıyor olmasından kaynaklanıyor. Batı dillerinin, özellikle de İngilizce’nin etkisi ile karşı karşıyayız.


Dildeki bu yozlaşmaya yol açanların başında, sayıları artık hesap edilmeyen pek çok televizyon kanalı ile radyo gelmektedir.


Kitle iletişim araçları, toplumsal iletişim biçimlerinin, doğal olarak dilin sürekli kullanıldığı alanlardır.


Bu araçlar, dil kullanımının hemen her düzeyinde etkinlik göstermektedirler. Örnek olarak; bireysel dili, bilim dilini, kültür dilini ve eğitim dilini gösterebiliriz. Bu yüzden, kitle iletişim araçlarının dili etkileme gücü çok yüksektir. Türkçe’nin anlam ve anlatım imkanları bu araçlarla geliştirilebileceği gibi köreltilebilir de. Ne yazık ki, bu durum ülkemizde köreltme şeklinde ortaya çıkmaktadır.


Birçok televizyon yapımı, farklı dil kullanımını gerektirmektedir. Bu farklılık bu kuruluşlarda 'dil denetimi, dil yönetimi' gibi kurulları gerekli kılmaktadır. Oysa böyle bir duyarlılık olmadığı gibi; millî dilin yapı ve anlam biçimlerine, doğal düzeyde bir özene bile rastlanmamaktadır.


Özenden çok bilinçsizlik, saygısızlık ve sorumsuzluk hakimdir.


KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARINDA YAPILAN DİL YANLIŞLARININ SEBEPLERİ 

 

1) Türkçe’nin kurallarının yeterince bilinmemesi.

2) Millî bilincin dolayısıyla dil bilincinin az olması.

3) Bu kuruluşların,  birçok alanda yabancı şirketlerle ekonomik işbirliği içinde olmaları ve kendilerini o şirketlere hizmet etmek zorunda hissetmeleri. 
4) Aşağılık duygusuna kapılmış olmaları.


Kitle iletişim araçlarında yapılan dil yanlışlarının bir kısmına bakalım:


Yabancı dizilerin konuşma metinleri Türkçe’ye çevrilirken yapılan isabetsiz çeviriler dildeki bozulmanın önemli sebeplerinden biridir.


'Kendine iyi bak.' Böyle bir kullanım ortaya çıktı. Dilimizde böyle bir deyim yoktur. Bunun yerine 'kendine dikkat et' diyebiliriz. Delikanlı yerine “genç adam” kullanılıyor.


Saat kaçta gelirsin veya kaç sularında gelirsin demek yerine 'kaç gibi gelirsin' deniliyor. Bu ifade yanlıştır.

Çay içer misiniz veya çay ister misiniz demek yerine 'çay almaz mıydınız'   demek de yanlıştır.


Türkçe harflerin adları,  önlerine birer 'e' sesi getirilerek okunur. 1353 sayılı kanunda harflerin adı böyle tespit edilmiştir. Buna rağmen I ME FE yerine AY EM EF,NE TE VE yerine EN Tİ Vİ,VİP yerine VI AY PI demek yanlıştır.

Televizyon kanallarının,dergi isimlerinin ve gazete eklerinin birçoğunun ismi İngilizce’dir. Star, Show TV, Flash, Diji Türk, Star Life, Oscar TV, Fiesta, Canteen, Cappucino, Dinner gibi. Kanal D bile Türkçe değildir. D Kanalı olmalı. FM bilmem ne’yi geçiyorum.


'Uzmanlar kör olduğunuzu fark edemezsiniz,  çünkü acımaz diyor. 'Bu cümlede iki yanlış var. Birincisi; insan kör olduğunu nasıl fark edemez? İkincisi ise; acımayacak olan ne?


Bakanın konuşmasında söyle bir cümle geçiyor: ‘Biz o kanun tasarısını komisyona geri iade edeceğiz. 'İade işlemi geriye yapılan bir işlemdir. Bunu bir de geri diye belirtmek yanlıştır. Geçip giden biz değil zamandır.Bu bakımdan 'gecen ay,  geçen bayram, geçtiğimiz ay, geçtiğimiz yıl, geçtiğimiz bayram gibi ifadeler yanlıştır. gecen' yıl demek doğru olur.


'Enkaz yıkıntısı altından çıkarılan cansız cesetler. 'Enkaz yıkıntısı olmaz. Enkaz zaten bir yıkıntıdır. Cansız ceset de denilmez. Cansızlık cesedin en belirgin özelliğidir.


Sunucu konuğuna şu soruları soruyor: Evli miyiz? Çocuğumuz var mı? Babamız ne iş yapıyor? Sunucu ailesinden birini mi çağırmış? Hayır. Sorular şu şekilde olmalıydı: Evli misiniz? Çocuğunuz var mı? Babanız ne iş yapıyor? 

Birçok sözcüğün Türkçe karşılığı varken yabancı dillerdeki haliyle söylenmesi, dilin bozulmasına yol açan unsurlardan bir başkasıdır. 
Reyting (değerlendirme), anchorman (ana haber sunucusu), manşet  (başlık), sürmanşet (üstbaşlık), bodyguard (koruma), mega (büyük), mikro (küçük), brifing (bilgilendirme toplantısı), konsensüs (uzlaşma), konsept (kavram), provakasyon (kışkırtma), tayming (zamanlama), agresif (saldırgan), start (başlamak), skor(sonuç), star (yıldız) pardon (af edersiniz) sponsor (destekçi), sempatik (sevimli), antipatik (sevimsiz), spekülatör (vurguncu), informatik (bilişim), entegre (bütünleşik), bariyer (engel), dizayn (tasarım), ceptocep (cepten cebe), cepvoice (cep sesi), ceppoint (cep telefonu satış yeri).


Yukarıdaki cümlede gösterilen ilk sözcüklerin yerine Türkçe karşılığı olan ikinci sözcükleri kullanabiliriz.


ÇÖZÜM ÖNERİLERİ


1) Türkçe konusunda bireysel ve toplumsal duyarlılık ve ana dil bilinci oluşturulmalıdır. Bu konuda asıl görev; yazılı, sözlü ve görüntülü kitle iletişim araçlarına düşmektedir. Çünkü Türkiye'de bulunan herkes kitle iletişim araçlarını takip etmekte ve ondan etkilenmektedir.


2) Yabancı dizilerin konuşma metinleri,Türkçe’ye çevrilirken bu iş; Türkçe’yi iyi bilen ve doğru kullanan insanlara yaptırılmalıdır.


3) Sunucu seçiminde doğru ve güzel Türkçe kullanmak başlıca ölçüt haline gelmelidir. 

 

4) Sunuculara Türkçe’yi doğru ve güzel kullanma konusunda kurslar verilmelidir. 
 

5) Kitle iletişim araçlarında hazırlanan yapımların, hazırlık aşamalarında dilin toplum için önemi göz önüne alınmalı ve bu, görev ahlakının değişmez bir unsuru olarak görülmelidir.


6) RTÜK, Türkçe’nin korunması ve geliştirilmesi konusunda daha etkin görev almalıdır. 

 

7) Dizilerde ve reklamlarda bölgesel ağızlar yerine İSTANBUL TÜRKÇESİ esas alınmalıdır.


8) Yabancı isim taşıyan dergi, gazete, radyo, televizyon gibi kitle iletişim araçlarına Türkçe isim taşımaları yönünde kamuoyu baskısı oluşturulmalıdır.

  •  

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yönetici Giriş Paneli

Scroll to top