Almanya Winnenden’de 11.03.2009 tarihinde, Tim K. isimli bir Alman genci, öğlene doğru aralarında öğrenciler ve öğretmenlerin de bulunduğu 16 kişiyi öldürdü.

Evet 17 yaşında bir genç 16 kişiyi öldürdü ve en sonunda polisle çatışmaya girerek kaçış şansı kalmadığını görünce, en son kurşunu kendisine sıkarak intihar etti.

Bu olay, ekonomik bakımdan geri kalmış bir ülkede, zorluklar altında yaşamaya çalışan bir ailenin çocuğu tarafından gerçekleştirilmedi. Sınai, teknolojik ve ekonomik bakımdan  oldukça gelişkin bir ülkede, hali vakti oldukça yerinde bir ailenin çocuğu  tarafından gayet soğukkanlı bir şekilde gerçekleştirildi.

Olayın hemen ardından resmi görevlilerden, psikologlara, ailelere kadar herkes Tim’in nasıl ve neden böyle bir eylemi gerçekleştirdiğini sormaya başladı.*

Tim içine kapanıktı…

Tim yalnızdı, arkadaş çevresi ya yok ya da çok azdı…

Tim sanal alemde insanların çok rahatlıkla öldürüldüğü bilgisayar oyunları oynuyordu…

Tim ailesinden yeterli ilgiyi görmüyordu…

Tim bütün bunlara bir tepki gerçekleştirdi.

Doğrudur, Tim bir tepki gerçekleştirdi. Ama hayır! Kesinlikle yukarıdaki nedenlere karşı değil. Bambaşka nedenlereydi Tim’in farkında olduğu ya da olmadığı ruhsal tepkisi. Evet Tim sadece bir tepki değil, daha derin boyutları olan bir ruhsal tepki gerçekleştirdi…

Tim eylemi sırasında kendini de öldürmeseydi ne yapardınız ona?

Asar mıydınız? 20 yıl hapisle mi cezalandırırdınız, 10 yılla mı? Yoksa yaş küçüklüğünden ötürü indirim mi uygulardınız?...

Tim ölmeseydi ne yapardınız ona?

Hangi ceza içinizdeki intikam duygularını yatıştırırdı?

İnsan neden birbirinin düşmanıdır? Örneğin, Tim’in babası neden evde çok sayıda silah bulundurur? İnsan hangi gerçekleştirilemeyen umutların, hayallerin biçare yolcusudur? İnsan hangi bir türlü ulaşamadığı isteklerin acınası yorgunudur?

Buraya  geçen ay yazdığım bir yazıdan alıntı yapmayı yerinde gördüm;

Modern toplumda insan diğer insandan korkuyor; işini kaybetmekten veya iş bulamamaktan korkuyor; sınavlarda başarılı olamamaktan korkuyor; para kazanamamaktan veya parasını kaybetmekten korkuyor; yalnız kalmaktan veya arkadaş edinememekten korkuyor; kendini tanıştırma toplantılarına uygunsuz bir kıyafetle gitmekten korkuyor; aidiyet duygusunu yitirmekten veya böyle bir duygu edinememekten korkuyor… Böylesi korkular içinde yaşayan bir toplumun ileri ve sağlıklı bir toplum olduğu söylenebilir mi? Korku toplumuyuz, birbirimizden korkuyoruz. Daha da önemlisi isteklerimizi gerçekleştiremiyoruz. İstisnasız herkes, hayatlarında birçok kez hem kendileri için hem de diğer insanlar, en azından kendi yakınları için iyi birşeyler istemiş, ama gerçekleştirememiş, dolayısıyla da vazgeçmek zorunda kalmıştır. Örneğin tanıdığım yaşlı bir kadın bana anlatmıştı, o köyünün en çalışkan öğrencilerindenmiş, ilkokuldan sonra ilçedeki yatılı devlet okuluna gidip hemşire olmak istemiş, ama parasal ve töresel nedenlerden ötürü bunu başaramamış. Şimdilerde altmışına yaklaşmış bu kadın, içindeki bu bastırılmış acıyı, zaman zaman kederle hatırlayarak ölünceye kadar taşıyacaktır. Onun içinde hepimizde olduğu gibi, bir ukte kalmıştır. İnsanların içinde ukteler bırakan bir sistem, insanı gerçekleştirmiş, özgürleştirmiş olamaz.

Hiç suçu günahı olmayan gencecik insanları, gözünü kırpmadan öldüren Tim, ölmeseydi ona ne yapardınız?

Öldürür müydünüz? Size kin duygularını kim aşıladı?

Hangi insana hiç yakışmayan aşağılık, vahşi duyguların esiridir insanlık?

Hayatınızda kaç kere bir başkasını öldürmek istediniz? Samimi olarak sorun bunu kendinize.

Size bu duyguları yaşatan sebepleri araştırın. Belki o zaman doğru yerde arayacaksınız zavallı Tim’in ve elbette sizin, tam tamına kendinizin talihsiz ve Tim’in deyimiyle “sefil” hayatınızın sizi neden katil yetiştirdiğini…

Hepimiz katiliz…

Gerçekleştirmiş olalım ya da olmayalım. Hepimiz hayatımızda birçok kez birini ya da birilerini öldürmek istemişizdir. Hem de belki Tim’den daha korkunç metodlarla…

Çünkü o birileri, bizi dolandırmıştır…

Çünkü o birileri  yıllarca üzerinde çalıştıklarımızı çalmışlardır…

Çünkü o birileri hakkımızda yalan söylemişlerdir…

Çünkü o birileri bizden daha fazla paraya sahiptir…

Bu çünküleri saymakla bitiremeyiz. Ama görüldüğü gibi insan bu sistemde birbirinin düşmanı durumundadır. İster bireysel, ister mayfasal, ister legal suç yollarından geçerek işlensin, hepimiz suçlu durumdayız.

Tim belki de bizim kadar cesur değildi; umutlarının, hayallerinin peşinden ne pahasına olursa olsun koşmayı başaramadı.Onlara hiç erişememektense, onları öldürdü.

Belki de Tim bizim kadar teslimiyetçi değildi…

Kimbilir…

Şimdi 17 yaşında bir genç katille karşı karşıyadır bu toplum.

Sistemi; umutlarımızı, hayallerimizi baskı altına almış, insani yanlarımızı sınırlarla çevrelemiş, bu akla nizana aykırı Para Sistemini sorgulayamadıkça, insanlık bu tip olaylara doğru yanıtlar bulamayacak, önlemler alamayacaktır.

Her insana olduğu gibi, naçizane bana da düşen bir görev var:

Olayda yakınlarını kaybedenlerin acılarını paylaşarak sabırlar dilemek…

Onların büyük ve derin acılarının tarifi ve tesellisi yoktur biliyorum…

14.03.2009 / Frankfurt

_______________________________________

*“Eine Stadt sucht Erklärungen. War Tim K. ein Waffennarr, ein irrer Isolierter, hasste er Frauen - was treibt einen 17-jährigen Jungen dazu, 15 Menschen zu töten? Die Winnender sind entsetzt nach dem Amoklauf des früheren Schülers. Und wütend auf die Eltern, deren Beretta er benutzte.“ (Anne Seith, 11 Mart 2009, www.spiegel.de)

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yönetici Giriş Paneli

Scroll to top