ÖZBu çalışmada bir kavram olarak alanyazında yerini aldıktan sonra farkına vardığımız mobbing olgusunun ne olduğu, tarihçesi,  kişiler ve örgütler üzerindeki etkileri üzerinde durulmuştur. Günümüzde terör yüzlerce masum insanı yok eden bombalar dünyayı içinden çıkılmaz sıkıntılara boğmaktadır. Oysa mobbing dediğimiz kavram belki de terörden daha acımasız bir düşman olarak toplumun içini kemirmektedir. Mobbing bireylerin ve ailelerinin yaşam kalitelerini, örgütlerin ve hatta ülkelerin ekonomilerini büyük oranda etkilemektedir. Çalışmada önemsenmeyen ve genellikle görmezden gelinen mobbing vakalarının giderek artığı, örgüt içinde kişisel bir sorun olmasının yanında aslınsa buz dağının görünmeyen kısmında örgütü ciddi anlamda tehdit eden, örgüt sağlığını bozan örgütsel bir problem olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Anahtar kelimeler: Mobbing, duygusal taciz, tacizin etki ve sonuçları

Giriş

Günbegün derin düşüncelere dalıp gidiyorsunuz. Biri “iyi misiniz” diye soruyor. Hani “ne desem yalan olur” türünden bir tereddüt geçiriyorsunuz. Ardından bütün tükenmişliğinizle “iyiyim” diyorsunuz. Eğer iyiyseniz bu suskunluk, ümitsizlik, yaşama arzunuzun kaybı niye? Yaşamla ölüm arasında tercih yapmaya itecek kadar sizi karamsar kılan ne? Pazar geceleri ertesi gün işe gidecek olmanın verdiği huzursuzluk ve ağlama krizleriniz niye? Ya sonra yüreğinizdekileri kimseyle paylaşamayıp, yalnızlığın ve sessizliğin kıskacında gittikçe boğulmanız niye? Yoksa siz mobbing mağduru olmayasınız?

Her türlü çalışma gruplarında görülen mobbing ülkemizde örgütler, kamu kurum ve kuruluşlarında da yaşanmaktadır. Örgütlerdeki ilişkilerin bir kısmı çalışanları motive ederken, diğer kısmı çalışanlar üzerinde yıpratıcı ve yok edici etkiler yaratabilmektedir. Çalışanlar üzerinde etik dışı yaklaşımlarla, sistematik bir baskı yaratmak, çalışanın iş performansını ve dayanma gücünü yok etmek amacıyla duygusal taciz (mobbing) kullanılmaktadır. Eğitim kurumlarında da öğretmenler arasında görülmesi, eğitimin kalitesi ve öğretmenlerin ülkenin geleceği konusundaki rolleri de göz önüne alındığında duygusal tacizin boyutunun ne olduğu ortaya çıkmaktadır.

Bu çalışmayla bir kavram olarak alanyazında yerini aldıktan sonra farkına varılan mobbing olgusunun tanımı, nasıl yaşandığı, kişisel etkileri,  örgütsel ve toplumsal maliyetlerinin ne olduğu ortaya konmaya çalışılmıştır.

Duygusal Taciz Kavramı

Mobbing (duygusal şiddet) kavramı İngilizce’de “mob” kökünden gelmektedir. Mob sözcüğü, kararsız kalabalık, şiddete yönelmiş topluluk anlamındadır. Mobbing sözcüğü ise, çevresini kuşatma, topluca saldırma ya da sıkıntı verme anlamındadır (Tınaz, 2006, 7). Türkiye’de mobbing olgusu açıklanırken, iş yerinde duygusal şiddet, duygusal taciz, duygusal terör, psikolojik şiddet, iş yeri travması, iş yerinde duygusal saldırı, iş yerinde zorbalık, yıldırma v.b terimler tercih edilmektedir (Çobanoğlu, 2005, 20).

Mobbingin tarihçesi

İşyerinde uygulanan psikolojik baskı alanında yaptığı çalışmalarla tanınan Alman çalışma psikologu Harald Ege’e göre mobbing kavramı ilk olarak kuşların davranışlarını inceleyen İngiliz biyologlar tarafından 19. yüzyılda kullanılmıştır. Buna göre mobbing, saldırgan etrafında uçarak yuvasını korumaya çalışan kuşların davranışlarını tanımlamaktadır  (Tınaz, 2006). 1960’larda hayvan davranışlarını inceleyen Konrad Lorenz ise mobbingi, zayıf hayvan gruplarının daha güçlü ve yalnız olan bir hayvana karşı topluca uyguladıkları, zayıflatarak ve sonunda öldürerek sonuçlandırdıkları davranışlar olarak tanımlamaktadır (Akt. Bulut, 2007, 15). Daha sonraları çocukların okulda ders saatlerinde birbirlerine karşı olan davranışlarına merak duymaya başlayan İsveçli bir fizikçi olan Peter-Paul Heinemann,  çocuklardan oluşan küçük grupların, yine tek bir çocuğa karşı giriştiği zarar verici davranışlarıtanımlamada mobbing kavramını kullanmıştır. Leymann, 1984’te İsveç’teki iş yerlerinde mobbing davranışlarını ilk defa tanımlarken, bu davranışların bir tür iş yeri terörü olduğunu vurgulamıştır (Tınaz, 2006, 8-9).

Duygusal taciz tanımları

Hirigoyen’e (2000,  61) göre duygusal taciz, bir kişinin kişiliğine, onuruna veya fiziki ve ruhsal bütünlüğüne zarar veren, kişinin işini tehlikeye sokan ya da çalışma ortamını bozan, her türlü davranışı, sözü, eylemi, hareketi ve yazıyı kapsayan kötü niyetli bir girişimdir.

Duygusal taciz, kişi ve kişiler üzerinde sistematik başka yaratarak, ahlak dışı yaklaşımlarla, onların performanslarını ve dayanma güçlerini yok eden, insani duygusal ve fiziksel olarak tükenmişliğe sürükleyen, yıpratan, korkutan, işten ayrılmaya zorlayan bir taciz şeklidir (Çobanoğlu, 2005, 22-33).

Duygu tacizi uygulayan kişinin özellikleri

Duygusal tacize başvuranların, duygusal taciz davranışlarını başlatmasının altında yatan gerçekler vardır. Tınaz’ a göre (2006); bu gerçekler şu şekilde sıralanabilir:

Bireyi, grup kuralını kabul etmeye zorlamak; düşmanlıktan hoşlanmak; zevk arayışı; can sıkıntısı; önyargıları pekiştirmek; ayrıcalıklı hak sahibi olduğuna inanmak; sahip olamadıklarının acısını çıkarmak; bencillik; narsist kişilikli olmak; yanlış yönlendirilen rekabet içgüdüsü.

Duygusal taciz oluşumu

Duygusal taciz genel olarak; çalışanların şerefi, doğruluğu, güvenilirliği ve mesleki yeterliliğine saldırıyla başlamaktadır. Duygusal taciz, insanların imajını, meslek ahlakını ve yeterliliğini küçültücü davranışları içermektedir. Kurban, olumsuz, küçük düşürücü, yıldırıcı, taciz edici, kötü niyetli ve kontrol edici iletişimle ve kontrollü bir gerilim stratejisiyle, kronik kaygı ve endişe içinde bırakılmaya çalışılır. Olumsuz iletişim vasıtasıyla kurbanın aşağılanması, utandırılması ve küçük düşürülmesi amaçlanır (Tutar, 2004).

Duygusal tacizde sık başvurulan yollardan biri, mağduru karalamaktır. İlk başlarda, hedef alınan kimseler, alınganlık göstermemek adına iğnelemeleri ve üzücü sözleri hafife alırlar. Daha sonra bu küçültücü davranışlar artar ve kurban aşağılık duruma düşürülerek, düşmanca ve onur kırıcı davranışlarla uzun bir süre sıkıştırılır. Tüm bu saldırılar sonucunda kurban, her akşam evine yıpranmış, aşağılanmış ve hırpalanmış bir durumda döner (Hirigoyen, 2000).

Mobbing Aşamaları:

Çatışmanın İlk Belirtileri

Çatışmanın Çözümlenmeyişi

Mobbingin Başlaması (Ruhsal ve fiziksel sağlık etkilenir)

Mobbingin Şiddetlenmesi (performansın düşmesi)

Mobbingin İyice Yoğunlaşması (istirahat, rapor ve işe geç kalma)

Yoğun Mobbingin Devamı (hastalık işin önüne geçer)

Hastalık-İstifa-Kovulma vs.

Kaynak: Çobanoğlu, 2005.

Aşamalardan da anlaşılacağı üzere mobbing yaşı, ırkı, inancı, uyruğu veya herhangi bir nedenle kurbanı rahatsız etme ve her tür kötü muameleyle başlayan ve derinleşen sistematik bir psiko-terördür. Mobbing süreci ya kişinin benliğini öldürüp koşulsuz itaatini sağlar ya da istifasıyla sonuçlanır.

Mobbingin etkileri

Mobbingin bireysel, örgütsel ve toplumsal olarak etkileri bulunmaktadır.

Bireysel etkileri; Mobbingden zarar gören kişilerde unutkanlık, halsizlik, ümitsizlik, uykusuzluk, iştahsızlık, endişe, depresyon, ağlama krizleri, yaşama isteğinde azalma, alınganlık, suskunluk, ani öfkelenme gibi düşünsel ve davranışsal değişiklikler gözlemlenir. Hatta daha yoğun psikolojik baskılarda mağdurda intihar düşünceleri oluşur.  Mobbingden kaynaklanan psikolojik sorunlardan bir hastalık olarak değil de zarar görme olarak bahsedilir. Bu şekilde yaşanan sıkıntıların nedeni, bilinçli olarak mobbingi uygulayan kişiye yüklenebilir (Davenport, 2003).

Oral (2006, 155-178), Meslek Yarası adlı eserinde, otuz yıldan fazla çalıştığı işyerinden aşağılanarak işten kovulduğunu, kendisini tecavüze uğramış biri gibi hissettiğini, uzun bir süre kimse ile konuşamadığını, sokağa çıkamadığını, kovulma nedenini hep kendinde aradığını, kimliğini, sözcüklerini, hayatının akışını, kişisel tarihini, kişisel coğrafyasını bulmakta, kendi kişisel kodlarını ve tutkularını anımsamakta güçlük çektiğini, korkunç bir travma yaşadığını, hem bedeninin hem de ruhunun zedelendiğini, hatta bir iş arkadaşının kovulma sonrası ağır duygusal yaralar aldığını ve bu nedenle öldüğünü anlatmaktadır.

Örgütsel etkileri; Duygusal taciz örgütlerin karşılaştığı çok önemli bir sorundur. Duygusal tacizin örgütlerde ortaya çıkardığı ilk sonuç örgütte stresli bir iklime yol açabilmesidir. Örgütte egemen olan stres, örgütteki her çalışanı rahatsız etmekte, çalışanın verimliliğini düşürmekte, çalışanların örgüte bağlılığının kaybolmasına neden olabilmektedir. Bireyler tüm dikkatlerini yaşadıkları probleme yöneltecekleri için örgüt içinde takım çalışmaları da zorlaşacaktır (Aktop, 2006, 65). Bu süreç, en tepeden en aşağıya kadar örgütün tümünü etkiler ve birçok huzursuzluğun, çatışmanın ve karışıklığın oluşmasına yol açar.

Örgütte giderek artan huzursuzluk ortamından ve çatışmadan kaçmak için arayışlar başlar. Bireylerin, işlerine ve örgütlerine aidiyet duyguları azalır, daha iyi bir çalışma atmosferi olan işyerlerine geçmek için fırsat kollarlar. Yetişmiş bireylerin ayrılması ile örgütte kazanılmış olan tecrübe yitirilir. Bunun sonucunda da yeniden eğitim maliyeti artar.

Örnek Olay; Adapazarı’nda işe başladığı kuruluştan 15 günde ayrılmak zorunda kaldığını belirten B.T., yaşadıklarının duygusal taciz olarak adlandırıldığının farkında olmadığını belirterek: “Yeni girdiğim işyerinde eski bir çalışanın baskısıyla karşılaştım. Eğitimli ama tecrübesiz biri olarak, ilk günlerde öne çıkmam onu rahatsız etti. Bana karşı davranışları değişti. Hitap ederken kabalığı, aşağılamaya kalkışı, birim yöneticisine hakkımdaki haksız şikâyetleri beni işten soğuttu. 15’inci gün ayrıldım (Vatan Gazetesi).

Toplumsal etkiler; Duygusal şiddet, şiddete maruz kalmış bireyleri etkilediği gibi, aile üyelerini, saldırılara tanık olanları ve hedef alınan kişiye destek sağlamak isteyenler üzerinde de zararlı etkiler oluşturmaktadır. Aileler, duygusal şiddetin hem duygusal hem de ekonomik sonuçlarına katlanmak zorunda kalmaktadır (Shallcross, 2003; Sheehan, 2004; Tınaz, 2006:184 akt. Onbaş, 2007, 39). Duygusal şiddet mağduru bireyin, sağlık giderleri, örgütlerine olduğu kadar devlete de ekonomik bir yük getirmektedir. Ayrıca, duygusal şiddet sonucu, mesleki yeterliliğini yitirmiş, duygusal yönden tükenmiş, sağlıksız bireylerin boşta gezdiği bir toplum ortaya çıkmaktadır.

Sonuç

Mobbing çağdaş bilim dünyasını en son keşfettiği, ama çok eski zamanlardan beri var olan, insanı psikolojik ve fiziksel olarak tükenmişliğe sürükleyen, yıpratan, korkutan bir taciz şekli ve oldukça yaygın bir işyeri travmasıdır. Bu travma, bireyin iş arkadaşlarının çekememezlikleri belki de arkasından dolap çevirmeleri, amirlerinin ve rakiplerinin ezici güçleri, kariyerini engelleyen dedikodular, her gün işyerinde olan küçük ama rahatsız edici sürtüşmeler veya iş arkadaşının ikili oynaması sonucunda ortaya çıkabilir. Dolayısıyla, örgüt içinde yaşanan mobbing ve benzeri uygulamalar, çalışanda yalnızca strese neden olmamakta, aynı zamanda belki de geri dönüşü olmayacak psikolojik ve fizyolojik bozukluklara neden olabilmektedir. Bu nedenle duygusal şiddet mağdurlarının ne yapacakları, nereye veya kime başvuracakları açıkça belirlenmeli, bunun için gerek örgüt içerisinde, gerekse örgüt dışında duygusal şiddet mağdurlarına, yasal, sosyal ve duygusal destek sağlayabilecek kurum, kuruluş veya komisyonlar yasal olarak belirlenmelidir.

Sadece bireysel değil, toplumsal ve örgütsel politikayla ilgili önemli boyutları olan    mobbing sorununu çözmek için atılacak adımların başında olgunun tanınır ve tartışılır kılınması gereklidir. Bu konuda yeterli veriler elde etmek amacıyla ülkemizde de özellikle mobbingi önleme ve başa çıkmada etkili yöntemleri saptamaya yönelik çalışmalara ihtiyaç vardır.

Kaynakça

Aktop, G. (2006). Anadolu Üniversitesi Öğretim Elemanlarının Duygusal Tacize

ilişkin Görüşleri ve Deneyimleri. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Anadolu Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eskişehir.

Bulut, H. (2007). Ortaöğretim Öğretmenlerinde Psikolojik Şiddet Düzeyi (Mobbing). Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Niğde Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Niğde.

Çobanoğlu, Ş. (2005). İşyerinde Duygusal Saldırı ve Mücadele Yöntemleri.  İstanbul:Timaş Yayınları,

Davenport,  N.  (2003).  Mobbing İş Yerinde  Duygusal  Taciz.  Çev., Osman  Cem Önertoy, (1. Baskı). İstanbul: Sistem Yayıncılık.

Hirigoyen, M.F. (2000). Manevi Taciz: Günümüzde Sapkın Şiddet. (Çev: H.Bucak). İstanbul: Güncel.

İşyerinde En Büyük Dert Duygusal Taciz”, Vatan Gazetesi, 4 Eylül 2006 Pazartesi

Onbaş, N. (2007). İlköğretim Okulu Öğretmenlerinin Eğitim Örgütlerinde Duygusal Şiddete İlişkin Görüşleri Üzerine Bir Araştırma, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Harran Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Şanlıurfa.

Oral, Z. (2006). Meslek Yarası. İstanbul: Doğan Kitapçılık.

Tınaz, P. (2006). İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing).İstanbul:Beta Yayın ağıtım.

Tutar, H. (2004). İşyerinde Psikolojik Şiddet. (3. Baskı). Ankara: Platin.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yönetici Giriş Paneli

Scroll to top