|
|
Eğitişim Dergisi E-Eğitim, Bilim ve Sanat Dergisi Haziran 2009. Sayı: 23 ISSN 1307-1785 |
|
|
OKTAY GUSEINOV Dr. Sinan Kaan Yerli ODTÜ |
|
|
İşte yine oldu... Birisi daha Einstein’a taş
çıkartırcasına enerji-kütle denklemini doğruladı. O birisi ki “hepimiz” onu
çok iyi bilirdik... Evet, Oktay Guseinov’dan bahsediyorum: “Ne biçim iş bu... Ben yabancı
ülkeye geleceğimi, yeni dil öğreneceğimi sanırken, siz benim dilimden sohpet koyarsınız..." İlk böyle tanıştım Oktay’la,
1990’larda... Sonra da “CV”siyle karsılaştım Oktay’ın... Gençlere örnek olmalı bu
CV (kendim de dâhil tüm sıfat sahiplerine zaten ibret-i alemdi).
[bir keresinde sordum] hocam sizin Amnuel ile o
kadar çok makaleniz var... Ama makalelerde hep o ilk isim... Peki, bu Amnuel sizden çok mu çalışırdı... Yanıt: “Bak hele [:-)]... Biz Zeldovic’in
öğrencileriydik, öyle sen, ben yoktu...
Makaleler hep soyadı sırasına göre çıkardı; zaten Amnuel
astrofizika’da o kadar kalmadı...” İşte Oktay böyle adam
gibi adamdı ve böyle bir geçmişi vardı... Sonra mı; sonrasını
“hepimiz” çok iyi biliyoruz. Azerbaycan’daki sorunlardan uzaklaşıp Türkiye’de
sürekli kalıp “yalnızca” fizik-astrofizik-bilim yapmak için çabaladı durdu;
dakikasını kendi deyimiyle “boş işlere” ayırmak istemezdi; öğrenciler
yetiştirdi, makaleler yazdı, yazdık, yazıyorduk... Onunla çalışma şansı
yasamışlarımız bilir; onun “bilim” hızına ayak uydurmak çok çok zordu; saatler içinde makalelerin okunup
çalışılmasını, günler içinde analizlerin bitip grafiklerin çizilmesini, ay
içinde de konunun irdelenmesini isterdi... Büyük resmi gören sayılı
“bilgin”lerdendi... “[Sinan] bak hele... Böyle ufak işlerle ve bunların magaleleriyle vakit kaybetme... Sorduğun sorunun böyük resimdeki yerini her zaman irdele... O resme bir
şey koyabilersen, o zaman doğru yoldasın...” Peki ya yaptıkları
yeterli miydi?... Konu /giden/ olunca, hiç bir şeyin
yetmediğini “hepimiz” biliyoruz. Peki ya daha iyisi
yapılamaz mıydı?... Bunun yanıtını da “hepimiz” çok
iyi biliyoruz... Emekliliğinden sonra üç kuruş daha fazla kazanabilmek için
önüne çıkan her yol kapatılmış olsa da o yine “bilgisini” paylaşarak popüler
dergilerde, danışmanlıklarda, kitaplarda kendini bulmaya çalıştı, çabaladı... Sertti, bıçak gibi dili
vardı... Aldığı “bilimsel formasyondan” dolayı, ne
düşünüyorsa çekinmeden söylerdi: TUG teleskopları için “... küçük teleskoplarla oynayıp durursunuz" demişti; Yine
TUG danışmanıyken yazdığı 11 sayfalık “özeleştiri” mektubunu “hepimiz”
hatırlarız... Fotometre Çalıştayında “... Bütün bilgi tayfta var; nedir bu
fotometre sevdası...” demişti; NATO-ASI toplantısında konuşmacının yanlış
şeyler söylediğini fark edince /olmayan/ İngilizcesine rağmen (çünkü grafik
ve denklemleri görüp ne dendiğini yorumlamıştı) bilgisinin cesareti ile
kalkıp "... Birisi söyleyeceklerimi çevirsin... Burda
yanlış söhpet gedir” demişti...
Çünkü aldığı bilginin temeli beton gibi “sağlam”dı ve yaşadığı matematiksel
ve fiziksel deneyim de ona yılan gibi “kıvraklık” kazandırmıştı... İşte bu
yüzden de bilen için ağzından “doğrular” dökülürken, bilmeyen için ise
“şaşkınlık, afallama” yaşanırdı... Örneklerini “hepimiz” gördük... Uzatmanın gereği yok;
giden yalnızca bedendi! Oktay hala fikirleri, projeleri, bilgisiyle
“sevenlerinin” yanında ve onlara yol gösterdi ve gösterecek! Ve bilinsin ki
onunla başlayan ekol devam edecek! Nur içinde yat hocam... UYARI: Bu yazının tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilse dahi yazının
tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz, başka internet sayfalarında bütün
halinde yayınlanamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan
başlığa aktif link verilerek kullanılabilir. |
|
|
|