headerimage
Okul Öncesinde Okul Aile İşbirliği Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfMükemmel 
Yazar Şule Topal-Elif Nur Erdem-Hatice Dal   

 

ÖĞRETMEN ADAYLARINA GÖRE OKUL ÖNCESİ EĞİTİMDE 

OKUL-AİLE İŞBİRLİĞİNİN ÇOCUK (36-66 AY) İÇİN  ÖNEMİ

 

Şule TOPAL      Elif Nur ERDEM     Hatice DAL

Kafkas Üniversitesi Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği

 

ÖZET

Günümüzde 0-6 yaş dönem çocuklarının eğitimine verilen önem her geçen gün artmaktadır. Bu doğrultudaokul öncesi dönemi çocuklarına verilen eğitimin kalitesi de büyük önem kazanmaktadır. Bu süreçte verilen eğitimde öğretmenin yanı sıra ebeveynlere de büyük iş düşmektedir. Öğrencinin okul başarısı üzerinde aile faktörünün oynadığı rolü konu alan bu nitel çalışmada, 22 okul öncesi öğretmen adayı ile yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleşmiş,  bulgular betimsel analiz yöntemi kullanılarak çözümlenmiş ve şu sonuçlara ulaşılmıştır: 1. Eğitim açısından destekleyici bir tutum içinde bulunan ailelerden gelen çocukların okul başarıları daha yüksektir. 2. Okul ile ortak program üzerinde görüş birliği sağlayarak düzenli iletişim içinde bulunan, bu ortak anlayış içinde çocuğuna eğitim desteği sağlayan velilerin çocuklarının okul başarılarının daha da yüksek olduğu anlaşılmaktadır.

 

Anahtar Sözcükler: Okul-aile ilişkisi, öğrenci başarısı,işbirliği,görüş birliği, iletişim

 

GİRİŞ

  Okul  öncesi  eğitim  çocuğun  gelişimi  açısından  kritik  öneme  sahiptir.  Çünkü  bu  dönemdeki  eğitim  bireyin  ileriki  yaş  dönemlerini  de  etkileyecek  niteliktedir.  Kişilik  gelişiminin  temeli okul  öncesi  dönemde  verilen  okul  öncesi  eğitimle  atılır. “Ağaç  yaş  iken  eğilir.” atasözünden  anlaşılacağı  üzere   bu  dönem  çocuğun  birçok  gelişimsel  özelliklerinin  temelinin  atıldığı  bir  dönemdir. Kişilik, dil,  bilişsel,  duyuşsal  ve  psikomotor  gelişim  özelliklerinin ne  yönde  etkilendiği,  çocuğun  okul  öncesi  dönem  yaşantısıyla  paraleldir.  İyi  bir  okul  öncesi  eğitim  almış, ihtiyaçları  giderilmiş,  sevilmiş,  değer  görmüş, sağlıklı  bir  bakım  görmüş  çocuğun  okul  öncesi  dönemi  sağlıklı  geçmiş  demektir  ve  çocuk  ilerde  de  sağlıklı  kişilik  özellikleri  sergileyecektir.  Diğer  açıdan  bakıldığında  ise  okul  öncesi  dönemde  pek  ilgilenilmemiş, ihtiyaçları  giderilmemiş,  bakımı  tam  olarak  yapılmamış, sağlıklı  beslenemeyip  yeterli  sevgi  ortamında  büyümeyen  çocuklar  ileriki  yaşlarında  saldırgan,  sevimsiz  bir  kişiliğe  sahip  olacağı  yapılan  araştırmalar  sonucunda  ortaya  konmuştur.

 

Kaliteli bir erken çocukluk eğitimi ile kalıtsal özellikler en üst düzeyde  geliştirilebilmektedir. Çünkü bu dönem çocuğun gelecekte göstereceği tüm özelliklerin (basarı, davranış biçimi, yasam sekli, öğrenmeye karsı ilgi ve istek, kişilik gelişimi, problem çözme, yaratıcılık ve üretkenlik vb.) kazanmasında önemli olan bir evredir. insan gelişiminin yüzde sekseninin bu yıllarda  tamamlanması durumu da erken çocukluk eğitimin öneminin artmasında etkili olmaktadır (Duffy, 1998;Akt. Vural, 2006).

 

Okul öncesi eğitim kurumları; kişiliğin şekillendiği bu dönemi, çocukların fiziksel, sosyal duygusal ve zihinsel gelişimleri açısından en sağlıklı şekilde geçirmesini, onları hayata hazırlamayı ve aileyi okul öncesi eğitim  konusunda bilgilendirmeyi amaçlamaktadır (Kandır, 2001). Yapılan  araştırmalar, okul öncesi eğitimin çocuğun gelişimi üzerinde uzun vadeli etkileri olduğunu ve bu dönemde verilen eğitimin niteliğinin önemli olduğunu göstermektedir (Evans, 1996; Weikart, 1993; akt, Yavuzer, 2003).

 

Çocuğun doğumuyla  birlikte karşılaştığı ilk  çevresi, aile  çevresidir.  Ebeveynler  çocukların  hem  anne  babası  hem de  onların  ilk  öğretmenleridir.  Eğitim ilk olarak bireyin içinde bulunduğu ailede başlamaktadır. Ailenin bireye sağladığı çevre onun gelişimine yön vermektedir. Bu yüzden çocuğun gelişiminin seyri ailenin çocuğun ihtiyaçlarını karşılama ve onu desteklemesiyle doğru orantılıdır(Yazar, 2006).

 

“Aile kurumu toplumu oluşturan en küçük sosyal kurumdur(Köksal, 2008).” Çocuğun  temel  eğitim  kurumu  ailedir. Yeni  anlayışa  göre  çocuğun  eğitimi  anne  rahminde  başlar,  doğumdan  sonra  devam  eder. Kişiliği,  6  yaşına  kadar,  aileden  aldığı  eğitimin  kalitesine  ve   şekline  uygun  olarak  %80’e  yakın  oranda  tamamlanmış  olur. Bir  çocuk  okula  başladığında  ya  güvenli veya  güvensiz,  ya  bağımlı  veya  bağımsız,  ya  sorumlu  veya  sorumsuz  bir  kişilik  kazanmış  olacaktır.  Ailede  eksik  bırakılan  veya yanlış  verilen  eğitimin  okulda  düzeltilmesi  çok   zordur.  Onun  için  diyoruz  ki: “Okul  ailede  başlar.”(Çankırılı, 2009, s.7).

Çocuğun  aile  çevresinden  sonra  karşılaştığı  ve  aile  ortamı  kadar  önemli  bir  etkiye  sahip  olan  bir  diğer  çevre  ise  çocuğun  okul  çevresidir. Çocuğun  anaokulu,  anasınıfı,  kreş  vb.  eğitim  kurumlarında  almış  olduğu  eğitim  çocuğun okul  öncesi  eğitimini  oluşturur  ve  çocuğun  gelişimine  önemli  bir  etkide  bulunur.

 

Okul öncesieğitim kurumları, çocukların aile dışında ilk deneyimleri ve uzun bir dönemi kapsayacak okul hayatının başlangıcıdır. Bu uzun döneme iyi başlarsa ve verimli olursa gelecek dönemlere birey, o ölçüde hazır, güçlü ve donanımlı girecektir. Bilgi aktarımından çok beceri ve davranışların kazandırılmasını  temel alan okul öncesi eğitim kurumlarında çocuklara, düşünme, duyarlı, ilgili ve meraklı olma gibi özellikler kazandırılırsa çocukların donanımlı olarak eğitim hayatına devam etmeleri sağlanabilir(Yazar, 2006). Çocuk  burada  çeşitli  eğitimsel etkinliklerde  bulunacak,  çevre  edinecek,  yeni  ortamlara  girecektir.   Bu  durumlar  çocuğun  kişilik  gelişimine  ve  diğer  gelişim  alanlarına   doğrudan  etkide  bulunacaktır.  Çocuk  bu  ortamlarda  birden  fazla  uyarıcıyla  karşılaştığı ve  birden  fazla  uyarıcıya  maruz  kaldığı  için  öğrenmeleri  daha  kalıcı  olacaktır. Okul öncesi egitim hem eğitimin ilk basamağı olması hem de bu dönem çocukların sosyal becerileri  edinme sürecinde kritik öneme sahip olması itibariyle çocuklarda sağlıklı  sosyal becerilerin gelişmesini desteklemek, sağlıklı sosyal becerilerin  temellerini atmak için en uygun ortamdır(Vural,  2006).

 

Okul öncesi  eğitim  kurumuna  devam  eden  bir  çocuğun  daha  sağlıklı  bütünlük  içinde  ve  sürekli  bir  eğitim  görmesi, öğrendiklerinin  yaşama  uygulaması  noktasında  eğitim  kurumları  ailelerle  irtibat  halinde  olmalıdır  ve  aileler  eğitim  sürecinde  etkin  bir  şekilde  yer  almalıdır.  Çocuğun   gelişim  özellikleri  hakkında okul ile aile sürekli bilgi alışverişinde bulunmalıdır. Çocuğun eğitim  kurumlarındaki  durumundan  aile  haberdar  edilmeli,  aile  ortamındaki  durumundan  ise  eğitim  kurumları  ve  sorumlu  öğretmen  haberdar  edilmelidir.  Buna  göre  alınması  gerekli  bir  tedbir   varsa  fazla  geç  kalınmadan alınmalıdır.  Bu  çocuğun  eğitiminde  bütünlüğü  ve  devamlılığı  sağlayacaktır.

 

Eğitimciler  ve  anne  babalar  hem  çocuklarının  hem  de  kendi  gelişimlerine  katkıda  bulunmak  için  birbirlerinin  desteğine  ve  işbirliğine  ihtiyaç  duyarlar(Swick, 1992:Akt;Erkan,  2009).  Araştırmalar, anne-baba  katılımı  hangi  öğrenim  düzeyinde  olursa  olsun  çocuklar,  eğitimciler,  ebeveynler  ve  okullar  açısından  önemli  ve  katkı  sağlayıcı  olduğunu  ortaya  koymuştur(State  of  Iowa  Department  of  Education, 2004.Akt; Duran, 2005; Erkan,  2009).  Aile katılımında, çocukların ilk eğitimcilerinin anne, babaları olduğu görüsünden  yola çıkılarak, aileleri destekleyici, onları çocuk  gelişimi ve eğitimi hakkında  eğitici ve çocuklarının eğitimine katılmalarını sağlayıcı şekilde sistematik ve  kurumsal eğitimle evdeki eğitimi paralelleştiren bir yaklaşım sergilenir” (Şahin  ve Ünler, 2005:Akt. Eğmez, 2008).

 

Çankırılı (2009); bir  çok  çocuk 6  yaşına  gelip  okula  başladığında,  okula  uyum  sağlayabilmesi, okulun  kurallarına  uyabilmesi,  ders  dinleme  ve  ödev  yapma  sorumluluğunu  yerine  getirebilmesi  için  bazı  temel  davranışları,  becerileri  ve  kişilik  özelliklerini kazanmış  olması  gerektiği  bununda  ancak  anne  baba  olma  sorumluluğu  ve  bilinci  taşıyan  ideal  bir  aile  ortamında  gerçekleşeceği  sonucuna  varmıştır.

 

Okul öncesi dönemde çocuklar kendilerine hayrandır ve aktivitelerinin bir çoğu  kendileri hakkında bir şeyler öğrenmeye odaklanmıştır. Kendilerini diğer çocuklarla,  aileleriyle  karşılaştırırlar. Çocuğun kendi imajının gelişmesinde en büyük etki genelde  aileleridir. Çünkü aileler çocuklarının doğru ve yanlısı tanımasını sağlarlar, davranışlarında  model olur ve çocukların kendilerinden temel aldıkları fikirleri değerlendirmelerine destek  olurlar(Graig& Marguaeerite, 1995; Akt. Efe, 2005). Ailenin çocuğun gelişimine katkısı büyüktür ancak aile çocuğun  gelişiminde etkili olan tek unsur değildir. Bronfenbrener’e (1979; Akt. Sucuka  ve Kimmet, 2003) göre aile iç içe geçmiş birçok sistemle ilişki halindedir.  Aileyi ve çocuğu etkileyen bir diğer önemli sistem okuldur. Okul bir diğer  sistem olan toplumla ilişki halindedir. Bu durumda, okul ve ailenin iş birliği çocuğun çok yönlü ve sağlıklı gelişimi için çok önemlidir. Bu iş birliği, öğretmen ile ebeveynin çocuğun gelişimini birlikte takip ederek desteklemesini ve öğrenilenlerin pekiştirilerek sorumlulukların paylaşımını sağlar (Sucuka ve  Kimmet, 2003;Akt . Efe,  2005).

 

Ailelerin okuldaki eğitim sürecine etkin olarak  katılımı hem eğitim programlarının zenginleştirici, hem de çocuğun ve ailenin  gelişimini destekleyici nitelik taşımaktadır (Gürşimşek, 2002;Akt. Efe, 2005).  Anne-babanın erken dönemde çocuğun eğitiminde yer alması hem kendi çocuğuna  olumlu yönden bakabilmesini, hem kendine daha çok güvenmesini, hem de toplumun  çocuğa ve çocuğun eğitimine bakış açısının değişmesini sağlar. Her çocuk okula geldiği  zaman aile ortamından, eve gittiğinde de okul ortamından izler taşır(Zembat ve Unutkan,2001, s.7).  Aile katılımına ilişkin birçok araştırma, evde ve okuldaki aile katılımı ile akademik başarı arasındaki ilişkiyi ortaya koymuş, ayrıca aile katılımını öğrencilerin okul başarısının önemli bir yordayıcısı olarak belirlemiştir (Gonzales-Pienda ve diğ., 2002; Griffifth, 1996; Marchant, Paulson ve Rothlisberg, 2001:Akt. Keçeli, 2008).

 

Okulöncesi dönemi kapsayan 0–6 yaslar arasında, çocuğun gelişim ve eğitiminde en etkin rolü çocuğun ailesi üstlenmektedir. Ancak, özellikle, çocuğun 3 yasına gelmesiyle duyulmaktadır. Ailenin ve okulöncesi eğitim kurumlarının tek baslarına çocuğun eğitiminde istenilen düzeyde başarılı olması çok olanaklı görülmemektedir. Bu nedenle, okulöncesi eğitim kurumlarının ve ailenin çocuğun eğitim gereksiniminden doğan sorumluluğu birlikte paylaşmaları gerekmekte ve ailelerin okulöncesi eğitime  katılımlarının sağlanması, çocuk gelişimi ve eğitimi konularında bilgilendirilerek eğitilmeleri büyük önem taşımaktadır(Akkaya, 2007). Marrison’a (2006) göre ailelerin okullardan ve öğretmenlerden çocukları  adına  beklentileri oldukça artmıştır ve bu da beraberinde yeni yolların aranmasını  getirmektedir (Marrison, 2006;Akt. Abbak, 2008). 

 

Miedel ve Reynolds (1999;Akt. Keçeli, 2008), erken çocukluk döneminde aile katılımının, çocukların anaokulunda ve sekizinci sınıftaki okuma başarısına ve 14 yaşa kadarki sınıf tekrarlama ve özel eğitim hizmetlerinden yararlanma oranına etkisini incelemişlerdir. On üç yıl süresince yaptıkları boylamsal çalışmada erken çocukluk döneminde eğitimden yararlanma ile anaokulundaki ve sekizinci sınıftaki okuma başarısının olumlu yönde ilişkili olduğu saptanmıştır.

 

Bu  düşüncelerden  hareketle  araştırmanın  problemi; “Okul  öncesi  öğretmen  adaylarına  göre  okul-aile  iş  birliğinin çocuk  için  (36-66 ay)  önemi  nedir?”  ifadesidir.

 

Çocuğun sağlıklı bir biçimde  sosyalleşebilmesi onun evde ve okulda alacağı eğitimin niteliğiyle doğru orantılıdır. Bu nedenle özellikle okul öncesi eğitim için geliştirilen programlar aileden bağımsız olmak yerine aileyi içine almayı hedef almalıdır. Aileden destek almak hem program hedeflerine daha kısa zamanda ulaşılmasını hem de ailelerin bu alanda bilinçlenmesini sağlayacaktır(Vural, 2006).

 

Okul öncesi eğitime aile katılımının varmak istediği nokta, eğitimde devamlılığı ve  bütünlüğü sağlamaktır. Okulda verilen eğitimin evde, evde verilen eğitimin okulda  desteklenmesi, bir devamlılığın söz konusu olması ve bu sayede hem okulda hem de  evde çocuğun istendik davranış değişiklerine güvenli ve kontrollü bir biçimde ulaşması  ana amaçtır. Aile katılımının diğer amaçları ise;

 

• Anne-babaya eğitim vererek ailenin okul öncesi eğitime destek olmasını sağlayabilmek.

• Öğretimi daha etkili hale getirmek.

• Aile içinde ve okul yapısında değişiklikler yapmak.

• Çocuğun tüm gelişimleriyle ilgili aileleri bilinçlendirmek, desteklemek.

• Çocuğun evdeki öğrenme ortamlarını zenginleştirmek.

• Problemler ve çözüm önerileri hakkında aileleri bilinçlendirmek ve alternatif  disiplin yöntemleri sunmak.

• Doğru anne-baba tutumları kazandırırken, hatalı davranışları değiştirmek, çocukların  hatalı davranışlarını nasıl değiştireceklerini öğretmek ve bunların davranışa  dönüşmesini sağlamak.

• Ailelere ev ortamında çocuklara kazandırabilecekleri deneyimler hakkında bilgi  vermek.

• Ailelerin çocuklarını daha iyi tanımalarına yardımcı olmak (Aksoy ve Turla, 1999: Akt.Şahin  ve  Ünver, 2005).  Okul öncesi dönemde kurumsal eğitim kadar gerekli ve önemli olan eğitim, ailelerin eğitimidir. Bu nedenle, üzerinde durulması gereken en önemli noktalardan biri okul ve ailenin işbirliği içinde çocuğun eğitiminde yararlı olabilmelerini sağlamaktır. Okul öncesi eğitim kurumları çocuğun eğitimiyle birlikte ailelerin eğitimini de kapsamalıdır(Yazıcı, Yüksel  ve Güzeller, 2005).  Okul öncesi dönemdeki veli katılım etkinlikleri çocukların uzun vadede diğer gelişim dönemleri üzerinde de etkili olmaktadır (Barnard, 2004;Akt. Abbak, 2008).  Çocukların sosyal  gelişimlerinde ve akademik başarısında olumlu sonuçlar elde edebilmek için çocukların  gelişimsel ihtiyaçları karşılanmalı, uygun eğitim ortamı sağlanmalı ve eğitimde aile  katılımı sağlanmalıdır (Lopez ve diğ. 2006:Akt. Abbak, 2008). Okulöncesi eğitim ortamları çocuğun aileden bağımsız hareket edebildiği çok önemli bir sosyal çevredir. Okul  öncesi eğitime başlayan çocuk ve ailesi yeni bir sosyal ve psikolojik ortama girerek sosyal çevrelerini de genişletirler. Örneğin; ailenin, önceleri anne-baba, kardeşler, aile büyükleri, akrabalar ve aile dostları ile olan ilişkileri, artık okul yönetimi, öğretmenler, okuldaki yardımcı personel, çocuğun okul, sınıf  arkadaşları ve onların aileleri ile daha da genişleyecektir. Aileler eğitimin içerisine alınarak okulöncesi eğitim anlamlı bir hale getirilir(Eğmez, 2008).

 

Çelenk(2003) okul-aile  dayanışmasını  çocuğun  eğitimine  etkisine  yönelik  araştırmalardan;

1.Eğitim açısından destekleyici bir tutum içinde bulunan ailelerden gelen çocukların okul başarıları daha yüksektir.

2.Aile bakım, şefkat ve korumasının okul başarısının yükselmesinde önemli bir faktör olduğu anlaşılmaktadır.

3.Koruyucu aile yanında kalan çocukların, eğer uygun şefkat ve kurumu sağlandığı takdirde başarılarının yüksek olduğu görülmüştür.

4.Okul ile ortak program üzerinde görüş birliği sağlayarak düzenli iletişim içinde bulunan, bu ortak anlayış içinde çocuğuna eğitim desteği sağlayan velilerin çocuklarının okul başarılarının daha da yüksek olduğu sonuçları  elde  edilmiştir.

 

Anne  babalar  çocuklarına  okulda  öğrenebileceklerinden  daha  çok  şey  öğretme  şansına  sahiptirler.  Bu  nedenle  ebeveynleri  çocukların yaşamlarında  önemli  işbirlikçiler  olarak  kabul  eden  eğitimciler  aile  yaşantısına  daha  çok  önem  vermekte, katılıma  daha  açık olmakta  ve  daha  etkin  katılım  çalışmaları oluşturabilmektedir.  Aileler, çocuklarının  öğrenme  yaşantılarında  en  temel  role  sahiptir.  Bu  nedenle  ebeveynlerin,çocuklarının  okul  yaşantılarına  ne  kadar  erken  katılırlarsa,  çocuklarının  kazanımlarının  da  o  oranda  artacağı  konusunda  bilgilenmeye  ihtiyaçları  vardır(Brewer,  2001; Diffily  ve  Morrison, 2000; Watson, Brown  ve  Swick, 1993. Akt:Duran, 2005;  Erkan,  2009).

 

Tüm bu bilgiler  doğrultusundan  hareketle  araştırmanın  amacı; Kafkas  üniversitesi  okul  öncesi  4.sınıf  öğretmen  adaylarına  göre  okul-aile  iş  birliğinin   çocuk  için  önemini  incelemektir.

 

Okul öncesi  çağdaki  çocuk  için  çok  önemli  yere  sahip  iki  önemli  unsur  olan  aile  ve  okulun,  işbirliği içinde  olması  çocuk  için  son  derece  önemlidir. Bu   araştırma da  okul  ile  aile  işbirliğinin  çocuk  için  ne  kadar  önemli  olduğunu  ortaya  koyması  bakımından  önem  teşkil etmektedir.

 

Okul öncesi eğitim kurumlarının temel amaçlarından biri de çocuğun  çok yönlü eğitim öğretimini sağlamaktır ve eğitimin sürekliliği ilkesinden  hareketle çocuğun evde aldığı eğitimle okulda aldığı eğitimin uygunluğunu  sağlayıcı önlemler alınması gerekmektedir. (Oktay, 1993:Akt.Vural, 2006).Birçok yurt içi ve yurt dışı araştırmada aile katılımının öneminin vurgulandığı görülmektedir. Aile okul arasındaki işbirliği ve etkileşimi arttırmak için ülkemizde de birçok kurumsal düzenleme yapılmaktadır. Bu bağlamda, ülkemizde ailenin eğitime katılış şekli yönetmeliklerce belirlenmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı Okul Aile Birliği Yönetmeliği’nin 5. maddesi “ Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda, okul ile aile arasındaki bütünleşmeyi gerçekleştirmek, veli ve öğretmenler arasında işbirliğin  sağlamak amacıyla okul-aile birlikleri kurulur” açıklamasıyla devletin tutumunu açıklamaktadır. Ayrıca son yıllarda okul öncesi eğitimi hedefleri saptanırken sadece çocuk değil, çocuğun ailesini de hedeflere almanın gerekliliği vurgulanmaya başlamış ve bu durum 15. Milli Eğitim Şura’sında alınan “Aile Katılım Programları” ve “Ana Baba Okulları Yaygınlaştırmaları” kararı ile belirtilmiştir (MEB, 1996; Akt. Abbak, 2008). Anne-babaya eğitim  vererek ailenin okul öncesi eğitimine destek olabilmesini sağlanması hem  çocukların en iyi şekilde büyüme ve gelişmelerine destek olunması hem de daha sonraki dönemlerdeki okul başarısını olumsuz yönde etkileyebilecek etkenleri azaltması açılarından önem taşımaktadır (Magden, 1993; Akt. Vural, 2006).

 

Yapılan  araştırmalar,  (Epstein  ve  diğ., 2002; Epstein,  1996; Epstein  ve  Dauber,  1995; Henderson  ve  Berla,  1994)  aile  katılımının  okul  öncesi  dönemden  başlayıp  lise  yıllarını  kapsaması  koşuluyla  çocukların  gelişimlerine  ve  okul  yaşamlarına  olumlu  katkıları  olduğunu  göstermektedir(Akt.  Duran,  2005; Erkan, 2009).  Ayrıca,  anne  babaların  eğitime  katılımı;okul  ve  ev  arasındaki  devamlılığı  sağlayarak  kazanılan  bilgi  becerilerin  pekiştirilmesinde   ve  eğitimde  sürekliliğin  sağlanmasında   başarının  artmasında  etkilidir(Temel, 2001;Akt. Erkan, 2009).

 

Gerek aile ve gerek okul, çocuğun  tüm gereksinimlerini karşılamada tek baslarına yeterli olmamaktadır. Bu nedenle, okulöncesi eğitim basta olmak üzere, ailelerin, eğitim kurumlarında gerçekleştirilen  eğitime katılmaları ve çocuğun eğitiminde birlikte hareket etmeleri büyük önem  taşımaktadır(Akkaya, 2007).

 

Ensari ve Zembat (1999)’a göre aile katılımını engelleyen nedenlere bakıldığında öğretmenlerin aile katılım programlarından detaylı olarak haberdar  olmayışı, programı nasıl yürüteceklerini bilmemeleri, aile katılım etkinliklerini  planlamanın çok zamanlarını alacağını düşünmeleri yer almaktadır. Ayrıca  öğretmenlerin, ailelerin bu katılıma yanaşmayacağı, eğitime katılımı kabul etseler bile  bunun bazı olumsuzluklar yaratacağını düşünmeleri, velilerin çocuklarla ilgili  durumlarda objektif olmayacağı düşüncesi, velilerin kendi sınırlılıklarını aşabileceği ve  velilerin programa yeterli zamanı ayıramayacaklarını düşünmeleri önemli bir faktördür.  Velilerin ise okul bürokrasisinden çekinmeleri katılımın gerçekleşmesinin önündeki en  büyük engel olarak görülmektedir (Ensari ve Zembat, 1999;Akt. Abbak 2008).

 

Ülkemizde 1996 yılında yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre aile katılımını  engelleyen en önemli faktörler şöyle sıralanmıştır:

• Ailelere göre yöneticilerin olumsuz tutumları

• Yöneticilere göre ailelerin işbirliğine karşı ilgisizlikleri

• Zaman yetersizliği

• Ekonomik şartlar

• İletişim bozukluğu ( Ensari ve Zembat, 1999;Akt.Şahin, 2005).

 

Ailenin eğitime katılımını sağlamak için ailelere olumlu düşüncelerle yaklaşmak  önemlidir. Aile bireylerinin çocuğu daha iyi tanıdığını ve çocuk hakkında  öğretmenden daha fazla  deneyime sahip olduğunu, kendi çocuğunun eğitiminde  geçerli olabilecek yöntemler bildiğini kabul etmek gerekir. Ayrıca aile bireylerine  karsı anlayışlı, hoşgörülü, esnek ve demokratik bir tutum sergilemek, ailenin  çalışmalara katılımını kolaylaştırmak açısından önemlidir” (M.E.B. 2006:77; Akt. Eğmez, 2008).

 

Burns ve diğerleri (1992)’ne göre; anne-baba ve öğretmenler arasında kurulacak düzenli iletişimin önemi büyüktür. Velilerle okuldaki etkinlikler konusunda mektuplaşma, okul kuralları, düzeni ve velinin gereksinim duyduğu yardımcı bilgiler konusunda hazırlanmış bulunan broşürler, kurulacak bu iletişimin geleneksel araçlarıdır. Öğrencilerle ilgili kişisel raporlar, öğretmen-aile telefonlaşmaları, veli-öğretmen toplantıları, çocukla ilgili özel tartışma ve görüşmelerin yapılacağı, ayrıca çocuğun aile çevresi konusunda öğretmenlerin bilgileneceği ev ziyaretleri, çocuklarının sınıf içi etkinliklerini görme fırsatı elde edecekleri anne-babaya açık sınıf  içi etkinlikleri izleme günleri, okul-aile ilişkilerinde uzun yıllardır uygulanan iletişim yollarıdır(Akt. Çelenk, 2003).

 

Çocuğun  eğitimi,  okul  ve  aile  arasında  paylaşılan  bir  sorumluluktur.  Anne-babalar,  sahip  oldukları  kültür,  dil  ve  ihtiyaçları  bakımından  farklılıklar  gösterseler  de  çocuklarının  eğitimsel  başarısı  için  okul  yaşantısını  paylaşırlar.  Anne-babaların  çocuklarının  tüm  öğrenim  aşamalarında  çok  çeşitli  rollerle  katıldıkları  anne-baba  katılım  çalışmalarının  her  okulda  geliştirilmesi,  uygulanması  ve  düzenli  bir  şekilde  değerlendirilmesi  gerekmektedir(National  Parent  Teacher  Association,  2003;  Akt.  Erkan,  2009).

 

Satır (1996)’ın yaptığı bir araştırmada; çocuğuna yakın ilgi gösteren, çocuğunun çalışma ortamını düzenleyen ve planlayan, çocuğunun başarısını övücü sözlerle destekleyen, çocuğunun başarısızlığında onu çalışırsan başarılı olursun sözleriyle yüreklendiren anne-babaların çocuklarının akademik başarılarının yüksek olduğu sonucuna varılmıştır (Çelenk, 2003).Okul öncesieğitimde aile katılımının varmak istediği nokta, eğitimde  devamlılığı ve bütünlüğü sağlamaktır. Okulda verilen eğitimin evde, evde verilen eğitimin okulda desteklenmesi, bir devamlılığın söz konusu olması ve bu sayede hem okulda hem de evde çocuğun istendik davranış değişikliklerine güvenli ve kontrollü bir biçimde ulaşması  ana  amaçtır (Şahin ve Ünver, 2005).Anne-baba ve öğretmenler, çocuklara elverişli bir öğrenme ortamı yaratabilmek için ortak bir çaba göstermelidirler. Çocuğun evde oluşan ilk öğrenme deneyimleri, okuldaki öğrenme girişimlerine destek sağlayarak, öğretmenin sınıf içi uygulamalardaki başarı şansını yükseltir. Bu yüzden öğretmenlerin çocuğun aile ortamlarını iyi değerlendirmeleri ve onun daha iyi eğitimine olanak hazırlamak amacıyla aile sorumlularıyla iletişim kurmaları önemlidir(Burns, Roe ve Ross,1992; Akt. Çelenk, 2003).

 

Coleman ve Churchill (1997)’e göre, okul öncesi eğitim aile ile birlikte kurumlarda da verilmektedir. Dolayısıyla toplumsal bu iki  temel kurum arasındaki iş birliği önemlidir. Bu nedenle okul öncesi eğitimin  yaygınlaştırılması ve verilen eğitimin sürekliliğinin sağlanması için okul aile işbirliği  şarttır. Okul öncesi eğitim kurumlarında uygulanan eğitim programları ne denli kaliteli olursa olsun aile tarafından desteklenmedikçe çocuklarda kalıcı davranış değişiklikleri sağlamak ve okul öncesi eğitimin hedeflerine ulaşmak mümkün olamayacaktır. Bu işbirliğinde her iki tarafın da katılımının sağlanması gerekmektedir (Coleman veChurchill,  1997;Akt.Abbak, 2008). Okulöncesi eğitim programları ne kadar iyi hazırlanmış olursa olsun, aileler tarafından desteklenmediği sürece etkili olmamaktadır. Okul öncesi eğitim kurumlarında çocuklarda kalıcı davranış değişikliklerinin gerçekleşebilmesi, programda planlanan öğrenme yaşantılarının ailede sürdürülebilmesi ile mümkündür” (Aral ve diğ., 2000;168:Akt. Köksal, 2008). Ailelerin, sınıf içi ve sınıf dışı çalışmalara katılmaları, sınıf ortamında çocuklarını gözlemeleri ve program hakkında bilgi edinmeleri açısından önemlidir (Morrison, 1998, s.418:Akt. Akkaya, 2007). Okul  öncesi  eğitim  kurumları  ile  bu  eğitim  sürecine  ailelerin  katılması  sonucu  çocuğun  akademik  başarısının  yüksek,  aile  katılımının  olmadığı  durumlarda  ise  çocuğun  akademik  başarısı  düşüktür(Kök, Yazar, Çelik, 2006). Şahin (2005) ailelerin  okul  öncesi  eğitim  programlarına  katılması  sonucu  çocuğun  gelişiminin  ne  yönde  etkilendiği  saptamak  çocuğun  eğitimine  aile  katılımının  önemini  ortaya  koymak  için  yaptığı  araştırmada  çocuğun  eğitimine  aile  katılımının;  çocuğun  eğitiminin  devamlılığı,  bütünlüğü  ve  kalıcılığı  için  son  derece  önemli  olduğu   ve  mutlaka  ebeveynlerin  eğitim  sürecinin  içinde  yer  alması  gerektiği  bulgusuna  ulaşmıştır. Oğuz (2007) yaptığı  araştırma  sonunda; okul öncesi eğitim kurumlarında, verilen eğitimin sürekliliğinin ve kalıcılığının sağlanması, aile katılımını destekleyen iyi hazırlanmış eğitim programları ile mümkündür. Okul yöneticileri ve öğretmenler, çocukların eğitiminin yalnızca okuldaki bölümü ile ilgilenmekle yetin-memeli, aileleri okulun ve eğitim sürecinin bir parçası olarak görmelidirler. Bu bakış açısı ile aileler yılda birkaç kez çocuklarının başarı durumlarını öğrenmek üzere ya da herhangi bir sorun olduğunda okula gelen bireyler olarak değil, “aynı amacı gerçekleştirmeye çalışan ortaklar” olarak görülmelidir  sonucunu  elde  etmiştir

 

Tüm  bu  bilgiler  doğrultusundan  hareketle  araştırmanın  problem  cümlesi  şöyledir:

Öğretmen  adaylarına  göre  okul-aile  işbirliğinin  çocuk  için  önemi  nedir?

 

Alt   Sorular

1.Kafkas  Üniversitesi  okul  öncesi  4.sınıf  öğretmen  adaylarının  okul-aile  iş  birliğinin  çocukların  gelişimindeki  etkilerine ilişkin görüşleri nelerdir?

 2. Kafkas  Üniversitesi  okul  öncesi  4.sınıf  öğretmen  adaylarının  aile  ve  okul  arasındaki  iletişimi sağlama  ve  artırma  konusundaki  görüşleri nelerdir?

 3. Kafkas  Üniversitesi  okul  öncesi  4.sınıf  öğretmen  adaylarının  okul-aile  iş  birliğinin  ebeveynleri  ve  öğretmenleri  nasıl  etkilediğine ilişkin görüşleri nelerdir?

4. Kafkas Üniversitesi okul öncesi 4.sınıf  öğretmen  adaylarının  okul-aile  iş birliği sürecinin iyileştirilmesine yönelik önerileri nelerdir?

5.  Kafkas  Üniversitesi okul öncesi 4. sınıf  öğretmen adaylarına göre velilerin  okul-aile iş birliğine ilgisinde belirleyici olan faktörler(veli özellikleri) nelerdir?

6. Kafkas  Üniversitesi okul öncesi 4. sınıf  öğretmen adaylarına göreokul öncesi eğitim kurumlarında ailenin tutumları ve öğretmenin tutumları arasındaki tutarsızlıkların öğrenciye etkisi var mıdır?

 

                                                           YÖNTEM

Kafkas Üniversitesi okul öncesi öğretmenliği  4. sınıfta öğrenim gören öğretmen adaylarına göre  okul-aile iş birliğinin çocuk  için önemini belirlemek  amacıyla  yapılan bu araştırma, tarama  modelindedir. Araştırma verileri nitel araştırma kullanılarak toplanmıştır. Nitel araştırma gözlem, görüşme, döküman analizi gibi nitel veri  toplama  yöntemlerinin  kullanıldığı,  algıların ve  olayların  doğal  ortamda  gerçekçi  ve  bütüncül bir biçimde  ortaya konmasına  yönelik  bir sürecin  izlendiği araştırma  türüdür.

 

Bu araştırmada  katılımcıların  görüşleri,  doğal ortamda bütüncül  bir  yaklaşımla mevcut  durumlar  açısından ortaya  konmaya  çalışılmıştır. Nitel araştırma  yöntemi olarak görüşme  yöntemi, teknik  olarak da  betimsel analiz  tekniği  kullanılmıştır. Betimsel analizde elde edilen veriler  daha  önceden  belirlenen  temalara  göre  özetlenmekte  ve yorumlanmaktadır. Görüşülen ya da gözlenen bireylerin görüşlerini  çarpıcı bir  biçimde  yansıtmak  amacıyla  doğrudan  alıntılara sık  sık yer  verilmektedir.

 

Çalışma Grubu

Çalışmaya 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Kafkas Üniversitesi Eğitim  Fakültesi Okul  Öncesi  Öğretmenliği  4. sınıfına devam eden  öğretmen  adayları  dahil  edilmiştir.

 

Kafkas Üniversitesi Eğitim Fakültesi  Okul  Öncesi  Öğretmenliği 4. sınıfta  okuyan öğretmen adaylarına  çalışmanın  amacı  anlatılmış ve  çalışma  grubunu  22  gönüllü  öğretmen  adayı  oluşturmuştur. Örnekleme dahil  edilen  öğretmen  adaylarının  5’i erkek  17’si  kız olduğu   belirlenmiştir.

 

Katılımcıların 17’si kadın, 5’i erkektir. 1 katılımcı evli, 21 katılımcı ise bekardır. 5 katılımcı 19-25 yaş aralığında, 13 katılımcı 22-24 yaş aralığında, 4 katılımcı 25-27 yaş aralığındadır ve 27 yaş ve üzeri katılımcımız yoktur.

 

Veri Toplama Aracı

Araştırmada okul öncesi öğretmen adaylarının okul öncesi eğitim kurumlarında okul-aile işbirliğinin önemine ilişkin görüşlerini almak amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır.

 

Araştırmada kullanılan görüşme formunun kapsam geçerliliği için görüşme formunun alan uzmanlarınca incelenmesi sağlanarak, üç öğretmen adayı ile ön görüşme yapılmıştır. Böylece ön görüşme sırasında öğretmen adaylarının görüşme formundaki soruları anlayıp anlamadıkları kontrol edilerek görüşme sorularının kimi ifadelerinde düzeltmeler yapılmıştır.

 

Veri Analizi

Araştırma verilerinin çözümlenmesinde veri çözümleme yaklaşımlarından betimsel analiz kullanılmıştır. Betimsel analizde, elde edilen veriler, daha önceden belirlenen temalara göre özetlenmiş ve yorumlanmıştır. Elde edilen nitel verilerin sayısallaştırılması yoluna gidilerek veriler frekanslarla birlikte çizelgeler biçiminde sunulmuştur. Bulguların sunumunda öğretmen adaylarının görüşlerinden doğrudan alıntılar yapılmıştır. Araştırmanın güvenirliğini gerçekleştirmek amacıyla, veriler üç araştırmacı tarafından incelenmiştir.

 

                                               BULGULAR ve YORUM

Bu bölümde, verilerin analizi sonucu elde edilen bulgular, araştırmada elde edilen temel kategoriler dikkate alınarak sırasıyla sunulmuştur

Çizelgede öğretmen adaylarının okulöncesi eğitim kurumlarında okul-aile işbirliğinin çocukların gelişimine etkilerinedair  görüşlerine yönelik bulgular yer almaktadır.

 

Çizelge. 1. Okul-Aile İşbirliğinin Çocukların Gelişimine Etkileri

Görüşler

f

Vardır.

21

Aile çocuğun ilk eğitimini aldığı yerdir yani çocuğun ilk okulu ailedir demiştir.

5

Okul-aile işbirliğinin çocuğun sosyal, duygusal, fiziksel ve psikomotor gelişimine etkisi olduğunu belirtmiştir.

7

Yoktur.

1

 

Çizelgede de görüldüğü gibi öğretmen adaylarının 21’i okul öncesi eğitim kurumlarındaki eğitimin çocukların gelişimleri üzerine etkilerinin olduğunu ifade etmişlerdir. 5 öğretmen adayı çocuğun ilk eğitim yerinin okul olduğunu ifade etmiştir, 7 öğretmen adayı okul-aile işbirliğinin çocuğun sosyal, duygusal, fiziksel ve psikomotor gelişimine etkisi olduğunu belirtmiştir ve 1 öğretmen adayı okul-aile işbirliğinin çocuğun gelişimine etkisinin olmadığını ifade etmiştir.

 

Okul-aile işbirliği ile ilgili olarak; K-16 “Yoktur. Çünkü eğitim sadece okulda yapılır. Aile çocuğu okula göndererek üzerindeki yükü azaltmış olur.” demiştir. K-7 “Ailelerle okuldaki öğretmenlerin işbirliği içerisinde olması aileler için çocuklarının okuldaki durumunun, öğretmenler için de çocuğun ev içindeki durumunun nasıl olduğunu öğrenmelerine yarar.” demiştir.

 

Çizelge 2’de öğretmen adaylarının okulöncesi eğitim kurumlarında aile ve okul arasındaki iletişimi sağlama ve artırma konusundaki çalışmalara yönelik görüşlerine ilgili bulgular yer almaktadır.

 

Çizelge.2. Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Aile ve Okul Arasındaki İletişimi Sağlama ve Artırma Konusunda Çalışmalar

Görüşler

f

Yapılabilir

22

Anketler düzenlenir, formlar doldurulur demiştir

6

 

 

 

Çizelgede de görüldüğü gibi öğretmen adaylarının 22’si okul öncesi eğitim kurumlarında aile ve okul arasındaki iletişimi sağlama ve artırma konusundaki çalışmaların yapılabileceğini ifade etmiştir.6 öğretmen adayı  okul öncesi eğitim kurumlarında aile ve okul arasındaki iletişimi sağlama ve artırma konusunda anketler düzenlenebileceğini,formlar doldurulabileceğini ifade etmiştir.

 

Okul öncesi eğitim kurumlarında okul-aile arasındaki iletişimi sağlama konusunda; K-10 “Ev ziyaretleri, veli toplantıları,aileyi bilgilendirmeye yönelik çalışmalar yapılması gerekir”, K-6  “Velilerin okulu ziyaret etmesinin sıklığı artırılması için velilere öğrencilere değer verildiği hissettirilmelidir. Önemsenenin aslında çocuk ve çocuğun eğitimi olduğu belirtilmelidir. Velilerle okul dışında da görüşülebilecek sıcak ortamlar oluşturulmalıdır.” , K-1 “Meslek sahibi anne babalar okula çağırılıp kendi mesleklerini tanıtabilir. Onlara çocuğun eğitimiyle ilgili bilgiler verebilir. Çocuğun gelişimi hakkında bilgi verebilir.”, K-4 “aileyi bilgilendirme seminerleri yapılabilir” demiştir.

 

Çizelge 3’te okul öncesi eğitim kurumlarında okul-aile işbirliğinin ebeveynlere ve öğretmenlere etkisinin olup olmadığı konusunda yapılan çalışmalara yönelik bulgular yer almaktadır.

            Çizelge. 3. Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Okul-Aile İşbirliğinin Ebeveynlere ve Öğretmenlere Etkisi

Görüşler

f

Vardır.

22

Öğretmenlerin çocukları tanımalarında ve ebeveynlerin çocuklarının gelişimlerini gözlemelerinde etkili olduğunu söylemiştir.

4

Katılımcı ebeveyn ve öğretmenlerin daha bilinçli hareket etmelerini sağladığını, hatta çocukların bilinmeyen yönlerinin ebeveyn ve öğretmenler tarafından ortaya çıkmasını sağladığını savunmuştur.

3

 

 

 

Çizelgede belirtildiği gibi öğretmen adaylarının 22’si okul öncesi eğitim kurumlarında okul-aile işbirliğinin ebeveynlere ve öğretmenlere etkisinin var olduğunu ifade etmiştir. 4 öğretmen adayı öğretmenlerin çocukları tanımalarında ve ebeveynlerin çocuklarının gelişimlerini gözlemelerinde etkili olduğunu belirtmiş, 3 öğretmen adayı ise katılımcı ebeveyn ve öğretmenlerin daha bilinçli hareket etmelerini sağladığını, hatta çocukların bilinmeyen yönlerinin ebeveyn ve öğretmenler tarafından ortaya çıkmasını sağladığını savunmuştur.

 

Bunların dışında okul öncesi eğitim kurumlarında okul-aile işbirliğinin ebeveyn ve öğretmenlere etkisi konusunda; K-6 katılımcı“Ebeveynin etkili kılınması gerektiği gibi okul-aile işbirliğinde dolaylı olarak öğretmen de kontrol edilmiş olur. Ayrıca herkesin üstüne düşen görevi yerine getirmesi için her zaman okul ve aile birlikte hareket etmelidir.” demiştir ve K-12 “Ebeveynlerin çocuğun gelişimleri hakkında yaş dönemi kazanımları hakkında bilgi sahibi olmalarını sağlar. Öğretmenin ise çocuğun evinde ve sosyal çevresindeki gelişimi ve davranışları hakkında bilgi sahibi olmasını sağlar.” diye belirtmiştir.

Çizelge 4’te  okul öncesi eğitim kurumlarında okul-aile işbirliğine yönelik çalışmalarlailgili bulgular yer almaktadır.

 

Çizelge.4. Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Okul-Aile İşbirliğine Yönelik Çalışmalar

Görüşler

f

Yapılabilir

21

Yapılamaz

1

 

Çizelgede de görüldüğü üzere 21 öğretmen adayı okul öncesi eğitim kurumlarında okul-aile işbirliğine yönelik çalışmaların yapılabileceğini söylemiştir. 1 öğretmen adayı ise okul öncesi eğitim kurumlarında okul-aile işbirliğine yönelik çalışmaların yapılamayacağını savunmuştur.

 

Okul öncesi eğitim kurumlarında okul-aile işbirliğine yönelik çalışmalarlailgili; K-10“Çocukların ebeveynlerini çağırıp onlar hakkında bilgiler verebileceğini, onların gelişimlerini nasıl olduğu hakkında neler yapılabileceği çocukların eğitiminin nasıl olacağı ve verilen eğitimin daha iyi olması için neler yapılması gerektiği hakkında görüş alışverişi yapılabilir.”demiştir. K-3 “Velilerin okula gelebileceğini, sergiler düzenlenebileceğini, velilerin aktif şekilde rol alabileceğini, organizasyonlarda veli eğitim seminerleri yapılabilir.”demiştir. K-2 katılımcı “Okul-aile işbirliğine yönelik çalışmalar yapılabilir. Çocukların alan gezilerinde okul-aile işbirliğinin birlikte görev alması önemlidir. Tiyatro ve sinema etkinliklerinde her iki tarafın da yer alması öğrencilerin özgüvenini artırır.” diye görüş bildirmiştir. K-9 “Bazı belirli gün ve haftalar aile ile kutlanabilir. Ailelerle toplantılar artırılabilir.” demiştir. K16 “Yapılamaz.Çünkü aileler genellikle katılmazlar.” demiştir.

Çizelge 5’te Okul öncesi eğitim kurumlarında velilerin okul-aile işbirliğine ilgisinde belirleyici faktörlerin(veli özellikleri) var olup olmadığına ilişkin bulgular yer almaktadır.

 

Çizelge.5. Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Velilerin Okul-Aile İşbirliğine İlgisinde Belirleyici Faktörlere(veli özellikleri) İlişkin Görüşler

Görüşler

f

Vardır

21

Yoktur

1

Velilerin ilgili olup olmadıklarıyla alakalı olduğunu ve ilgili bir velinin çocuğuyla ilgisiz olan velinin çocuğunun arasında büyük oranda motive ve başarı farkı olacağını savunmuştur.

6

Velilerin kişisel özelliklerinin, çocuklarına karşı sevgi ve ilgilerinin, agresif ve sakin oluşlarının, ekonomik durumlarının belirleyici faktörlerden olduğunu belirtmiştir.

8

 

Çizelgede katılımcıların 21’i okul öncesi eğitim kurumlarında velilerin okul-aile işbirliğine ilgisinde belirleyici faktörlerin(veli özellikleri) var olduğunu, 1’i olmadığını belirtmiştir. 6 öğretmen adayı velilerin ilgili olup olmadıklarıyla alakalı olduğunu ve ilgili bir velinin çocuğuyla ilgisiz olan velinin çocuğunun arasında büyük oranda motive ve başarı farkı olacağını savunmuştur. 8 öğretmen adayı ise velilerin kişisel özelliklerinin, çocuklarına karşı sevgi ve ilgilerinin, agresif ve sakin oluşlarının, ekonomik durumlarının belirleyici faktörlerden olduğunu belirtmiştir.

 

Okul öncesi eğitim kurumlarında velilerin okul-aile işbirliğine ilgisinde belirleyici faktörlerin(veli özellikleri) var olup olmadığına ilişkin; K-6 “Veli sorumluluk sahibi olmalı çocuğunu ve okul önemsemeli öğretmenlerin çocuğu için son derece etkin olduğunun farkında olmalı çocuğunu ve okulu sık sık ziyaret etmelidir.” demiştir. K-3 “Yoktur. Çünkü veli-çocuk ilişkisi sadece evde kalır, okula taşınmaz.” demiştir.

Çizelge 6’da okul öncesi eğitim kurumlarında ailenin tutumları ve öğretmenin tutumları arasındaki tutarsızlıkların öğrenciye etkisinin olup olmadığına yönelik bulgular yer almaktadır.

 

Çizelge. 6. Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Ailenin Tutumları ve Öğretmenin Tutumları Arasındaki Tutarsızlıkların Öğrenciye Etkisine Yönelik Görüşler 

Görüşler

f

Vardır

22

Okul ve aile arasındaki tutarsızlıkların çocukların ikileme düşmelerine ve kavram karmaşaları yaşamalarına neden olabileceğini söylemiştir.

6

 

 

Çizelgede de görüldüğü gibi katılımcıların 22’si okul öncesi eğitim kurumlarında ailenin tutumları ve öğretmenin tutumları arasındaki tutarsızlıkların öğrenciye etkisinin olduğunu belirtmiş, 6 öğretmen adayı okul ve aile arasındaki tutarsızlıkların çocukların ikileme düşmelerine ve kavram karmaşaları yaşamalarına neden olabileceğini söylemiştir.

 

Okul öncesi eğitim kurumlarında ailenin tutumları ve öğretmenin tutumları arasındaki tutarsızlıkların öğrenciye etkisi konusunda; K-1 “Çocuk neyin doğru neyin yanlış olduğunu tam olarak kavramakta zorluk çeker. Onun için öğretmenin çocuğun ailesiyle işbirliği içinde olması gerekir.” , K-12 “Çocuk okulda ve evde başka tutumlara maruz kaldıkça sendeler. Olumsuz davranışlar sergileyebilir. İki arada kalır. Çocuk içine kapanık ya da saldırgan olur.” ,  K-21 “Tutarsızlık olduğu zaman çocuk hangisinin doğru hangisinin yanlış olduğunu bilemez. Ne okulda öğrendiklerinin ne de aile katılımının bir faydası olmaz.”. şeklinde fikirlerini ifade etmiştir.

 

SONUÇ, TARTIŞMA VE ÖNERİLER

 

Okul öncesi öğretmen adaylarıyla, okul öncesi eğitim kurumlarında okul-aile işbirliğinin çocukların gelişimi üzerine etkisini ortaya koymak için yapılan bu araştırmada şu sonuçlara ulaşılmıştır.

 

Araştırmada öğretmen adaylarının 21’i okul öncesi eğitim kurumlarındaki eğitimin çocukların gelişimleri üzerine etkilerinin olduğunu, 5 öğretmen adayı çocuğun ilk eğitim yerinin okul olduğunu, 7 öğretmen adayı okul-aile işbirliğinin çocuğun sosyal, duygusal, fiziksel ve psikomotor gelişimine etkisi olduğunu belirtmiştir ve 1 öğretmen adayı okul-aile işbirliğinin çocuğun gelişimine etkisinin olmadığını ifade etmiştir. Okul-aile işbirliğine yönelik yapılan çalışmalar incelendiğinde, öğretmenlerin yetersiz işbirliği konusunda daha çok velileri sorumlu olarak nitelendirdikleri görülmektedir. Yapıcı ve Yapıcı (2003)’nın çalışmasında, öğretmenler velilerin okulla ilişki içinde olmadığı belirtilmiştir.

 

Araştırmada okul öncesi eğitim kurumlarında aile ve okul arasındaki iletişimi sağlama ve artırma konusundaki çalışmaların yapılabileceği ifade edilmiştir..6 öğretmen adayı  okul öncesi eğitim kurumlarında aile ve okul arasındaki iletişimi sağlama ve artırma konusunda anketler düzenlenebileceğini,formlar doldurulabileceğini ifade etmiştir. Sünbül ve Yavuz (2004)’un çalışmasında ise, öğretmenler velilerin veli toplantılarına düzenli katılmadığını belirtmişlerdir. Buna karşılık aynı çalışmada veliler ise, veli toplantılarına düzenli katıldıklarını ve okulla ilgili sorumluluklarını yerine getirmede aktif olduklarını belirtmişlerdir. Okul-aile işbirliği konusunda yapılan çalışmalar arasında, öğretmen ve velilerin işbirliği sağlanmasında sorumlu olan taraflara ilişkin görüşlerinde, farklılıklar olduğunu belirten çalışmalar bulunmaktadır. Ancak, velilerin düzenli olarak okula gitmesi hususunda gerek öğretmenlerin gerekse velilerin aynı görüşte olduğunu belirten çalışmalar da bulunmaktadır. Araştırmada okul öncesi eğitim kurumlarında okul-aile işbirliğinin ebeveynlere ve öğretmenlere etkisinin var olduğu saptanmıştır. 4 öğretmen adayı öğretmenlerin çocukları tanımalarında ve ebeveynlerin çocuklarının gelişimlerini gözlemelerinde etkili olduğunu belirtmiş, 3 öğretmen adayı ise katılımcı ebeveyn ve öğretmenlerin daha bilinçli hareket etmelerini sağladığını, hatta çocukların bilinmeyen yönlerinin ebeveyn ve öğretmenler tarafından ortaya çıkmasını sağladığını savunmuştur. Sadık ve Doğanay (2008) araştırmalarında, öğrencilerin problemli davranışlarıyla baş etmede, velilerin düzenli bir şekilde okula giderek öğretmenle görüşmesi gerektiği konusunda öğretmen ve velilerin hemfikir olduğu belirlemişlerdir.

 

Yapılan araştırmada 21 öğretmen adayı okul öncesi eğitim kurumlarında okul-aile işbirliğine yönelik çalışmaların yapılabileceğini söylemiştir. 1 öğretmen adayı ise okul öncesi eğitim kurumlarında okul-aile işbirliğine yönelik çalışmaların yapılamayacağını savunmuştur. Bilgin (1990), okul ve aile işbirliği ve sorunları konusunda yaptığı araştırmada; “öğretmenlerin okul-aile ilişkilerini geliştirmede başarılı çalışmalar yaptığı, anne-babaların ise okul-aile ilişkilerini geliştirmede yetersizlikler gösterdikleri, anne-baba eğitiminin okul-aile ilişkilerini düzene koymada ve öğrencilerin okul başarılarının artırılmasında etkili olduğu” sonucuna varılmıştır. Araştırmada katılımcıların 21’i okul öncesi eğitim kurumlarında velilerin okul-aile işbirliğine ilgisinde belirleyici faktörlerin(veli özellikleri) var olduğunu, 1’i olmadığını belirtmiştir. 6 öğretmen adayı velilerin ilgili olup olmadıklarıyla alakalı olduğunu ve ilgili bir velinin çocuğuyla ilgisiz olan velinin çocuğunun arasında büyük oranda motive ve başarı farkı olacağını savunmuştur. 8 öğretmen adayı ise velilerin kişisel özelliklerinin, çocuklarına karşı sevgi ve ilgilerinin, agresif ve sakin oluşlarının, ekonomik durumlarının belirleyici faktörlerden olduğunu belirtmiştir. Çelenk (2001)’in yaptığı  bir araştırmada öğretmenlerin; “okul ile işbirliği içinde çocuğu ile ilgilenen velilerin okul başarısını olumlu yönde etkilediği, çocuğu yanlış bir yönlendirmeden korumak, öğretmen-aile çelişkisini önlemek amacıyla velilerin okul tarafından eğitilmelerinin gerekli olduğu” görüşünde oldukları saptanmıştır.

 

Eastman (1988), Eğitim açısından destekleyici yaklaşım içerisinde olan ailelerin çocukarında, okul başarısının daha yüksek olduğu sonucuna varmıştır (Satır, 1996).

 

Amerika Birleşik Devletleri’nde, okulöncesi programlar uzun süreli bir incelemeyle değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler, çocuk ve ebeveyni (çoğunlukla anneyi) bir ünite olarak ele alan programların, yalnız çocuğu ele alan programlardan daha etkili olduğunu göstermiştir. Ebeveyn ve çocuğu birlikte ele alan okul öncesi eğitim programlarının değerlendirilmesinden şu sonuçlar elde edilmiştir (Colbert, 1979; Bul. Kayn. Yıldıran 1983): Bu programlarda eğitim görmüş çocuklarda, zekâ gelişimi ve bilişsel gelişim alanlarında ilköğretim yıllarına kadar devam eden ilerlemeler görülmüştür. Bu programa katılan çocukların özel eğitime gereksinim göstermeleri veya bir sınıfı tekrarlama olasılıkları daha düşük olmuştur. Bu çocukların eğitsel kazançları daha yüksek olmuştur. Ayrıca bu çocukların ebeveynleri çocuklarına daha esnek tutumlar geliştirmiş ve bu programlara katılan çocukların kardeşlerinin zeka puanlarında da artışlar kaydedilmiştir. 

 

Bu sonuçların ışığında şu öneriler yapılabilir:

1. Okulda yapılan eğitim çalışmaları, öğrenciye uygulanan sınıf içi öğretim etkinlikleri konusunda velilerle iletişim kurulmalı, ayrıca, okul-aile işbirliği ve bu doğrultuda çocuğun eğitimi konusunda etkin işbirliğinin sağlanabilmesi amacıyla ebeveynler eğitilmelidir.

2. Yukarıda sözü edilen velilerin eğitimi çerçevesinde, öğrencilerin uyum, gelişim problemleri, ilgi, ihtiyaç ve yetenekleri konusunda veliler bilgilendirilmelidir.

3. Etkin bir okul-aile işbirliğini sağlayabilmek için, ilişkiler rastlantıya bırakılmamalı, okul-veli görüşme ve toplantıları yıllık, aylık ve haftalık dönemler içinde programlara bağlanmalı, aile büyükleri ile mektuplaşma, telefonlaşma ve ev ziyaretleri de bu çerçevede ele alınmalıdır.

4. Velilerin okula olan güven ve işbirliğini geliştirmek amacıyla, öğrenci etkinlikleri sergilenmeli ve bu etkinlikleri velilerin izlemesi sağlanmalıdır.

 

                                                                       KAYNAKÇA

 

Abidin, R. R. (1983). Parenting Stress Index: Manual. (pp.169-117) Charlottesville VA: Paediatric Psychology Press.

 

Achenbach, T. M. (1991). Manual For The Child Behavior Checklist. (pp.421-447) Burlington: Univercity Of Vermont Press.

 

Aksoy, A. B.- Turla, A. (1999). “Okul-Aile İşbirliği” Gazi Üniversitesi Anaokulu/Anasınıfı Öğretmeni El kitabı. Ya-Pa Yayınları, İstanbul.

 

Aksoy, A. B.- Turla, A. (2001). “Okul-Aile İşbirliği” Gazi Üniversitesi Anaokulu/Anasınıfı Öğretmeni El kitabı. Ya-Pa Yayınları, İstanbul.

 

Anlar, Banu. (1983) “İlk 6 Yaşta Dil Gelişimine Anne-Baba Eğitimi ve Cinsiyetin Etkisi.” Yüksek Lisans Tezi (Basılmamış). Ankara: H. Ü. Sağlık Bilimleri Enstitüsü.

 

Anne-Çocuk Eğitim Vakfı. (Mart, 2008). (http://www.acev.org/arastirma/arastirmalar.asp.).

 

Arı M, Bayhan P, Artan İ. (1997). Farklı Anne-Bana Tutumlarının 4-11 Yaş Grubu Çocuklarında Görülen Problem Durumlarına Etkisinin Araştırılması, 10. Ya-Pa Okul        Öncesi Eğitimi ve Yaygınlaştırılması Semineri, Ya-Pa Yayınları, İstanbul.

 

Arnold, D. S, O’Leary, S. G, Wolf, L. S & Acker, M. M. (1993). The Parenting Scale: A Measure Of Dysfunctional.

 

Aslan, B. (1984). Ankara Merkez İlçelerinde Temel Eğitimin I. Kademe Düzeyinde Okul-Aile  İlişkileri. Yayınlanmış Doktora Tezi. Hacettepe Üniversitesi, Ankara.

 

Bal, Servet. (1988). “Kütahya İl Merkezinde Anaokuluna Giden ve Gitmeyen 4-6 Yaş Arasındaki Çocukların Kullandıkları İfadelerin Sözdizimi Yönünden İncelenmesi.”  Doktora Tezi (Basılmamış). Ankara H. Ü Sağlık Bilimleri Enstitüsü.

 

Bekman, S. (1998). Eşit Fırsat: Anne Çocuk Eğitim Programı’nın Değerlendirilmesi. İstanbul: Anne Çocuk Eğitim Vakfı Yayınları.

 

Bıyıklı, L. (1983). Gelişmiş Ülkelerde Suçlu ve Korunmaya Muhtaç Çocuklar İçin Koruyucu Aile Uygulaması, Çocuk Suçluluğu ve Çocuk Mahkemeleri Sempozyumu. A. Ü.       Eğitim Fakültesi Yayınları.

 

Bilgin, M. (1990). Ankara Merkez İlçelerindeki Ortaokullarda Okul-Aile İşbirliği ve Sorunları, A. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayınlanmamış Doktora Tezi.

 

Bilgin, M. (1990),  Ankara Merkez  İlçelerindeki Ortaokullarda Okul ve Ailenin  İşbirliği ve Sorunları, A.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayınlanmamış Doktora Tezi.

 

Billings, A. G. and Moos R. H. “Psychosocial Theory and Research on Depression: An Integrete Framework and Review.” Clinical Psychology Review. 1982,2,213-237

 

Bos, C. S. & Vaughn, S. (2002). Strategies For Teaching Students With Learning and    Behavior Problems. (5th ed.). USA: Allyn and Bacon.

 

Christenson, S. (2004). The Family-School Partnership: An Opportunity To Promote The Learning Competence of All Students. School Psychology Review, 33 (1), 83-104.

 

Coopersmith, S, “The Andecetents of Self-Esteem.” Sanfransisco, Freeman: 1967. 237

 

Çelenk, S. (2002). “İlkokuma ve Yazma Öğretiminde Karşılaşılan Sorunlara İlişkin Öğretmen Görüşleri”  İlköğretim-Online, 1 (2) s.40-47. http://www.ilköğretim-online.org.tr.

 

Çelenk, S. (2001), Okul Dışı etkilerin  İlkokuma Yazma Öğretiminde Okuduğunu Anlama Başarısına Katkısı, A.İ.B.Ü.Yayımlanmamış(Yayın Kurulu Kararı Alınmış) Araştırma.

 

Doğan, E. (1995). Ankara Merkez İlçelerindeki İlköğretim Okullarında Okul-Aile İletişiminin Engelleri. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Hacettepe Üniversitesi, Ankara.

 

Danielson, C. (2002). Enhancing student achievement: A framework for school improvement. Association for Supervision & Curriculum Development, Alexandria, VA, USA.   http://site.ebrary.com/lib/hacettepe/Doc?id=10044776&ppg=71.

 

Eastman, B. (1988). Family Involvement In Education. (Bul.Kyn. Satır, 1996). Wisconsin State Department of Public İnstruction, Januvary.

 

Özmert,  EN. Erken Çocukluk Gelişiminin Desteklenmesi. Katkı Pediatri Dergisi 2003;25: 779-811.

 

Özmert,  EN. Erken Çocukluk Gelişiminin Desteklenmesi. I: Beslenme. Çocuk Sağlığı- Hastalıkları Dergisi 2005; 48: 179-195.

 

Özmert,  EN. Erken Çocukluk Gelişiminin Desteklenmesi. II: Çevre. Çocuk Sağlığı- Hastalıkları Dergisi 2005; 48: 337-354.

 

Tezel Şahin, Fatma. Ünver, Naim, (2005), “Okul Öncesi Eğitim Programlarına Aile Katılımı”, Kastamonu Eğitim Fakültesi Dergisi, Mart, Cilt: 13, No: 1.

http://www.ksef.gazi.edu.tr/dergi/pdf/Cilt13-No1-2005Mart/nunver.pdf 30.11.2007

 

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Designed by Dizaynom