headerimage
OYUNCAKLARIN GELİŞİMİNİN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 13
ZayıfMükemmel 
Yazar Kader Aktaş   

Eğitişim Dergisi. Sayı: 31. Temmuz 2011

 

 

OYUNCAKLARIN GELİŞİM VE DEĞİŞİMİNİN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

 

 

 

 

Kader Aktaş

 

 

 

ÖZET

 

Bu araştırmada oyuncakların geçmişten günümüze gelişim ve değişimlerinin çocuklar üzerindeki etkileri literatür taraması yöntemiyle gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın amacı oyuncakların geçmişten günümüze nasıl geliştiği ve bu gelişimlerin çocuğu nasıl etkilediğidir. Araştırma sonucunda geçmişte doğal oyuncaklarla oynanan oyunların daha yararlı olduğu, insanı pozitif düşünmeye, yaratıcılığa, üretkenliğe, düşünmeye yönelttiği, birçok beceri kazandırdığı günümüzde ise bu oyuncakların yerini teknoloji oyuncaklarına bırakarak milyonlarca üretilmesine ve çok çeşitli olmasına rağmen doğal oyuncakların yerini tutamadığına ulaşılmıştır.

 

Oyuncakların geçmişten günümüze gelişim ve değişiminin çocuklar üzerindeki etkisi yapılan araştırmalarda belirtilmiştir. Oyuncak tarihinin insanlık tarihi kadar eski olduğu yapılan araştırmalarda görülmüştür. Eskiden beri bilinen ve değerini kaybetmeden günümüze kadar gelen oyuncakların şimdilerde yerini teknolojinin getirmiş olduğu dijital makinelere bıraktığı belirtilmektedir. Çocukların eskiden beri bilinen insanoğlunun kendisinin ortaya koyduğu doğal oyuncaklardan daha fazla haz duyarak oynadıkları bilinmektedir. Oysa günümüzde doğal oyuncakların yerini almaya çalışan ve büyük ölçüde de alan teknolojik ürünler çocuğun geçici bir hevesle oynadığı, gelişimlerini desteklemeyen, birçok hastalığı ve tehlikeleri içinde barındıran oyuncaklar oldukları gündeme gelmiştir. Bu oyuncakların çocuğun gelişimine etkileri araştırılmış ve anne babaların oyuncak seçiminde daha duyarlı olmaları gerektiği vurgulanmıştır. Çocukları teknolojik ürünlerin kurbanı etmek yerine onlara doğal oyuncaklarla oynama fırsatı verilmelidir. Geçmişte oynanan birçok oyunun günümüzde de büyük ölçüde yer alması sağlanmalıdır.

 
 

Anahtar Sözcükler; oyun, oyuncak, oyuncak tarihi, tabii oyuncak, teknolojik oyuncak, eğitici oyuncak

 
 

GİRİŞ

Problem Durumu

 

Bu bölümde oyuncakların tarihi gelişiminin nasıl olduğu, geçmişten günümüze nasıl değişerek geldiği, geçmişten gelen oyun kültürümüzün, oynadığımız oyuncakların bugünde kendini gösterip gösteremediği, oyuncakların günümüzdeki değişimlerinin çocuklar üzerindeki etkisinin nasıl olduğu gibi konular açıklanmaya çalışılmıştır. Dedelerimizin ninelerimizin oynadığı oyunları, nelerden kendilerine oyuncak yapıp oyun kurdukları, bu gün ki yeni nesil çocukların bu oyuncakları bilip bilmediği ve çocukların kendi emeğiyle yaptıkları oyuncaklara mı daha çok değer verdiği yoksa teknolojik ürünlerimi tercih ettikleri açıklanmıştır.

 

 

İLGİLİ LİTERATÜRÜN İNCELENMESİ

 

Okul öncesi dönemde oyun ve oyuncak adlı kitaba göre oyun ve oyuncağa ait şu bilgiler yer almaktadır: Oyun, çocuğun gelişimi ve yetiştirilmesi yönünden oldukça önemli bir olaydır ve çocuğun gözü ile bakıldığında oyun çocuğun en önemli işi, oyuncakları da en önemli aracıdır. Ayrıca, çocukta tutucu taklit ve bellek yüksek olduğu için, oyunları zihinde iyi saklar ve korur. Bu nedenle hem dünyada hem hem de eski Türklerde oynanan oyun ve oyuncaklara ait elde edilen bilgiler ve ortaya çıkan gelişmeler tarihi akışı, tarihsel sırası ile ele alınmaktadır. Ancak bu alanda çok derinlemesine bilgilerin elde edilmesinin oldukça güç olduğu, buna ek olarak yetişkinlerinde kendi çocukluk yaşantılarındaki oyunlardan ve oyuncaklar hakkındaki bilgilerin ve nesilden nesile aktardıkları kültürün de yok denecek kadar az olduğu görülmektedir. Bu durumu özellikle belirttikten sonra konuya girmek gerekmektedir. Tarihçe incelendiğinde; Antik dönemde Yunanistan şehirlerinde yaşayan çocukların müzik, dans, şarkı ile zenginleşen oyunları oynama imkanlarının olduğu, hatta şehirlerde yaşayan ailelerin çeşitli festivallerde kırsal kesim halkına sundukları oyunlarla, çocuklarını nasıl iyi bir şekilde eğittiklerini göstermek için bu festivalleri önemli fırsat olarak kullandıkları da görülmektedir. Ortaçağda yeniliklere karşı çıkan bir düşünüş egemen olduğundan, her dört yılda bir gelenek haline gelmiş olan Olimpia oyunları da M:S 395 yılında, o zamanın kralı Theodosius tarafından kaldırılmıştır.

 

Eski Mısır’da çocuklar tahta bebeklerle, tahtadan yapılmış timsahlarla oynarlardı. Romalı çocuklar çember çevirmeyi, arabayı ve top oyunlarını çok severlerdi.

 

Ortaçağın Avrupalı çocukları babalarının zırhlı giysilerini, miğferlerini anımsatan giyim kuşamları severler, ellerine tahtadan haçlar alıp askercilik oynarlardı. Ortaçağdan kalma oyuncakların hepsi usta ellerden çıkma nesnelerdendir.

 

C.H Slechte’nin açıklamalarından, Hollanda’da prehistorik çağ ile yaklaşık 1600’lere kadarki döneme tarihlenen hemen hemen bütün oyuncakların arkeologlar tarafından kazılarda bulunduğunu öğreniyoruz. Minyatür yemek kapları ve hayvanlar prehistorik tarı alanlarından bilinmektedir. Hollanda’nın kuzeyinde İ.Ö. 500’den beri yaşanan denize karşı korunmuş yapay tepeler, Romalıların işgal ettiği yerlerdeki çocuk mezarları, Ortaçağ Kent merkezleri antik oyuncak bulunduran diğer alanlardır. 1550’ye kadar oyuncakların çoğu ev yapımı ya da el işi idi. Bir baba çocukları için oyuncak yapıyordu ve her kentte yerel marangoz, çömlekçi ve demirci çevredeki çocuklar için topaç, bebek, çanak çömlekten yemek kapları, kumbara ya da küçük silah gibi bazı minyatür ürünler üretiyordu. Bulunan bu oyuncaklar çoğu zaman eksiktir, çünkü sağa sola atılmış ve kazılarda ortaya çıkarılmış, restore edilmiştir. Bunlar genellikle antika koleksiyonlarında yer almakta, Hollanda müzelerinde çok az görülebilmektedir

 

Çocuğunuz ve Oyun adlı kitapta ise aşağıdaki bilgilere yer verilmiştir: Oyun oynama ve oyun türlerinde çocuğun ilgisi ve kişisel yapısının etkisi olduğu gibi sağlık, kas gelişimi, zeka düzeyi, cinsiyet, gelenek, görenek, mevsim, sosyo-ekonomik durum, çevre, boş zaman süresi ve oyun malzemeleri ve bunları çocuğun seçimi de önemlidir. Çocukların oyuncak tercihlerinin yaşlara göre yaşlara göre dağılımları cinsiyetlerin de dikkate alınarak incelendiğinde yaşla cinsiyete yönelik oyuncak seçimi arasındaki doğru orantı görülmektedir. Elde edilen diğer bulgulara göre, çocuklar aynı cinsten arkadaşlarıyla oynarken kendi cinslerine özgü oyuncakları, karşı cinsten arkadaşlarıyla oynarken ortak oyuncakları tercih etmektedirler.

 

Çocuk çevresinde oyun malzemesi olarak kullanabileceği ne kadar çok imkana sahipse, o kadar şanslı sayılır. Bu konuda yapılan çalışmalara göre anne-babalar oyun ve oyuncağın önemini taktir etmektedir. Ancak yine de ailelerin oyuncak seçiminde dikkatli olmadıkları belirtilmektedir.

 

Bazı aileler çocuklarını oyuncağın tembelliğe ve israfa yönelttiğine inanırlar. Bazı aileler için oyuncak çocuğu ödüllendirmek için alınan bir armağandır. Bazıları ise çok fazla oyuncak almakla çocuğun bütün ihtiyacını karşıladıklarına inanırlar. Çocuklar bazen alınan bu çok pahalı oyuncakları iterek evdeki terlik ya da anahtar ile oynar. Bu anne babayı çok sinirlendirir. Ama bilmezler ki bazen boş bir makara, terlik, eski kutu çocukların en değerli oyuncağı arasında yer alır çünkü çocuklar her zaman oynayacak bir şey bulmakta başarılıdır.

 
 

BULGULAR VE YORUM

 

Oyun ve Oyuncak

 

Çocuk için vazgeçilmez bir yaşama biçimi olan oyun kavramının çok çeşitli ve çok yönlü tanımları yapılmıştır. Örneğin;

 

Oyun, çocuğun kendisini ifade etmesidir.

 

Oyun, sonucu düşünülmeden eğlenmek amacıyla yapılan hareketlerdir.

 

Oyun, çocuğa hiç kimsenin öğretemeyeceği konuları, kendi deneyimleri ile öğrenmesi yöntemidir.

 

Oyun, çocuğun işidir.

 

Oyun, çocuğun gelişimini sağlayan en ideal ortamdır.

 

Oyun, çocuğun dili, oyuncaklar kelimeleridir.

 

Oyun, çocuğun zeka, beden ve kişilik gelişimini sağlayan bir faaliyettir”(Uluğ, 1997; 11-12).

 

Yapılan tanımlardan da anlaşıldığı gibi oyun, zeka, yetenek, sosyalleşme, öğrenme vb. değerleri içine alan kişiliğin temel malzemesidir. Herkesin bir kişiliği vardır; fakat bu kişilerin  kendi kişiliklerini bilmeleri yani kendilerini olduğu gibi kabul etmeleri, olumlu ve olumsuz yönleri ile tanımaları, olumlu yönlerini geliştirmeleri, değerlendirmeleri, olumsuz yönlerini ise eğitmeleridir.

 

En geniş anlamıyla oyun, “belli bir amaca yönelik olan ve olmayan, kurallı ya da kuralsız olarak gerçekleştirilen, her durumda çocuğun isteyerek ve hoşlanarak yer aldığı fiziksel, bilişsel, dil, duygusal ve sosyal gelişimin temeli olan, gerçek hayatın bir parçası ve çocuk için en etkin öğrenme süreci şeklinde tanımlanır”(Aral, Gürsoy ve Köksal, 1981; 9).

 

Oyun, çocuğun gelişimi ve yetiştirilmesi yönünden oldukça önemli bir olaydır ve çocuk açısından bakıldığında oyun, çocuğun en önemli işi, oyuncaklar ise en önemli aracıdır. Çocukta tutucu taklit ve bellek yüksek olduğu için, oyunları zihninde iyi saklamakta canlı tutmaktadır.

 

Yetişkinlerin oyunları ile çocuk oyunlarının amaçta değişmeleri gibi, oyuncakları da değişir. Yetişkin için oyuncak, ona yaşamın kaybettirdiği, özlediği veya ihtiyaç duyduğu bazı yönlerini yeniden hatırlama olanağını veren bir araçtır. Günlük işleri elleriyle çalışmayı gerektirmeyen erkekler çoğu kez minyatür gereçlerle dolu ev eşyası mağazalarında oyalanmaktan hoşlanırlar. Ancak çocuk açısından oyuncağa bakıldığındaysa oyuncak kendi başına bir amaç değil, birçok amaç için kullanılan bir araçtır. “Bir oyuncağın gerektirdiği uygulamalar ne kadar çeşitli ise değeri o kadar yüksektir”(Seyrek ve Sun,1991;50). Eğer aynı oyuncak bir kez gemi, bir başka kez itfaiye arabası ve başka bir kez de bir ev bir sandalye, bir bebek veya bir hayvan olabiliyorsa o zaman o oyuncak bu şeylerden yalnızca bir tanesi olabilecek oyuncaklardan çok daha değerlidir. Değişme özelliği yani birçok değişik şey olabilme yeteneği, bir oyuncağın en arzu edilebilir özelliklerinden biridir.

 

Oyun ve Oyuncağın Değeri

 

Oyun değeri, oyuncağın bir tecrübeyi taklit ederek yeniden canlandırma ya da buna yardımcı olma yeteneğidir”(Seyrek ve Sun, 1991; 51). İyi hazırlanmış bir oyuncak çocuğun içindeki oyunu ortaya çıkaran ve birçok değişik kullanım getiren hayal gücünü zorlayan oyuncaklardır. Oyuncak çocuğu oyuna özendiriyorsa çocuğun dikkat aralığını o yaştaki sınırlarına kadar açacaktır. Oyuncağın bunu başarma derecesi onun oyun değerini saptar.

 

Çoğu çocuğun çok fazla oyuncağı vardır; fakat bunların pek çoğu iyi oyun gereçleri değillerdir. Bunlar çocuğun kendini kanıtlayabileceği gereçlerden çok bitmiş hazır ürünlerdir. Çocukların oyuncağa ihtiyaçları vardır; değişik yaşlarda değişik amaçlar için değişik oyuncaklara ihtiyaç duyarlar. Bir oyuncağın bir çocuğun ihtiyaçlarını karşılama ve onun gelişiminin amaçlarına hizmet etme derecesi o oyuncağın yararlılığını saptar. Bu yüzden anne-babaların bir oyuncağı veya oyun faaliyetini değerleme kıstasları bunların çocuğun katılımına izin verici ve çocuğu oyuna teşvik etme derecesidir.

 

Oyun ve Oyuncağın Tarihçesi

 

Oyun ve oyuncağın geçmişinin, insanlık tarihi kadar eski olduğu yapılan çalışmalarda da belli olmuştur. Bugün bilinen pek çok oyunun çok eski çağlarda da bilindiğini gösteren bulgular vardır. Örneğin; Eski Mısır’da Orta Krallık döneminden duvar resimleri incelendiğinde oyun tahtasında oynanan oyunlar görülmektedir. İnsanoğlunun en eski oyun araçlarından biri taşlardır. Efes harabelerinde Roma’dan kalma mermer bloklar üzerinde iki bin yıl öncelerine ait üç taş ve dokuz taş oyun yerlerinin olduğu belirlenmiştir. En eski oyun araçlarından biri olan “beş taş” oyunu Türkiye’de de bilinmektedir.

 

Köylü, kentli, zengin, yoksul her çocuk bulunduğu yerin ve zamanın etkisi altında oyunlarını oynamışlardır. Mısır’da, İran’da yapılan kazılarda her türlü oyuncak bulunmuştur. Eski Girit uygarlığının kalıntılarında çok güzel bebeklere, oyuncaklara, ev eşyalarına rastlanmıştır. Eski Çin kaynaklarına göre uçurtmanın 3000 yılı aşkın bir geçmişi vardır.

 

Eski Mısır’da çocuklar tahta bebeklerle, tahtadan yapılmış timsahlarla oynarlardı. Romalı çocuklar çember çevirmeyi, arabayı ve top oyunlarını çok severlerdi.

 

Ortaçağın Avrupalı çocukları babalarının zırhlı giysilerini, miğferlerini anımsatan giyim kuşamları severler, ellerine tahtadan haçlar alıp askercilik oynarlardı. Ortaçağdan kalma oyuncakların hepsi usta ellerden çıkma nesnelerdendir”(Poyraz, 2003; 15-16).

 

Eski uygarlıklarda ve yakın geçmişte oynanan çocuk oyunlarının birçoğu gelişmiş toplumlarda giderek önemini ve geçerliliğini yitirmiş, yerini günümüzün araç ve gereçler inden esinlenen oyunlar ve oyuncaklar almıştır. Örneğin; oyuncak radyolar, oyuncak gemiler, oyuncak trenler, oyuncak füzeler, roketler vb gibi.

 

Büyük eğitimcilerden Fröbel’in oluşturduğu, “Fröbel Oyuncakları” diye anılan oyuncaklar bugün daha da geliştirilmiş biçimiyle, dünyanın her yöresindeki çağdaş toplumlarda kullanılmaktadır.

 

Geçmiş Dönemdeki Çocuk Oyunları

 

Tarihin her döneminde, çocuklar oyunlarını ya kendileri yaratmışlar ya da büyükler arasında oynanan kimi oyunları öykünme yoluyla yaratıcılıklarını kullanarak kendilerine mal etmişlerdir.  Bunlar çocuk oyuncakları gibi çocuk çalgısı ya da üflemeli çalgılar için de geçerlidir. Örneğin; Anadolu çocukları kuşkusuz başka Asya uluslarında olduğu gibi ağaç gövdesinden boru şeklinde üfleyerek ses çıkaran oyuncaklar yapmışlar ve bunlarla askercilik, cengaverlik oyunları oynamışlardır.

 

Topaçların geçmişi ise MÖ dayanmaktadır. “Mısırlılar topacı parmaklarıyla çevirirlerdi. Çinliler parmak yerine topacın kamçı ile çevrilebileceğini bulmuştur. Bugün de kamçılı kaytanlı, elle döndürülen hatta mekanik topaçlar çocukların oyunları arasında yer alır, çocukları severek oynadıkları çember ve suda taş kaydırma oyunu da çok eskiden beri bilinmektedir”(Poyraz, 2003; 5).

 

Başka bir oyun ise; “aşık kemiği” ile oynanan oyundur. Diğer bir adı da “terra” olan oyunda çatal tırnaklı hayvanların ayak oynak kemikleri kullanılırdı.Yine çok eski oyunlardan biri de, dünyanın  bir çok yerinde oynanan “iplik oyunu” adı verilen, parmaklara geçirilen , iki ucu bağlı bir ipe çeşitli şekiller verilerek oynanan oyundur.

 

Batı’da Oyuncak

 

Oyuncağın tarihi ile uğraşan bilimsel araştırmalar oldukça yenidir. Geçmişe ait oyuncak yapımı konusundaki bilgiler yetersizdir. İlk oyuncakların yapıldığı malzemelerin çok geçici nitelikte olduğu günümüze gelebilenlerin bile kendisi hakkında sınırlı bilgiler verebildiği belirtilmektedir.

 

Eski oyuncakların yapıldıkları malzemelerden dolayı aynı şekilleriyle bugüne kadar gelmeleri imkansızdır ama oyuncağın evrensel niteliği sebebiyle tarih içindeki gelişimi incelenebilmektedir. Oyuncak tarihi gelişimi konusunda geçmişten yakın tarihe kadar insanların oyuncağı hiç merak etmeyişleri ve bu sebeple de oyun ve oyuncaklar hakkında kuramsal bilgi eksikliği olduğu söylenebilir.

 

Yine de antik oyuncakların arkeoloji müzelerinde, sanayi ürünü oyuncakların oyuncak müzelerinde, halkın ürettiği geleneksel oyuncakların da etnografya müzelerinde korunması sonucu değişik çağların, kültürlerin oyuncaklarına ait temel bilgiler elde edilebilmektedir. Yetişkinler oyuncak konusunda kendi çocuklarına hoşgörülü olmuşlar, ancak bu hoşgörü çocuğun yaşına ve ailelerin maddi imkanlarına göre değişiklik göstermiş, kendileri çocuğa oyuncak hazırlamış ve çocuğun bu oyuncaklarla oynamasını sağlamışlardır. Maddi durumları iyi olmayan aileler hamur veya peynir, paçavra, kil, kemik, mum, tahta gibi ucuz malzemelerden kendi el emeği ile oyuncaklar yapmışlardır.

 

“C.H Slechte’nin açıklamalarından, Hollanda’da prehistorik çağ ile yaklaşık 1600lere kadarki döneme tarihlenen hemen hemen bütün oyuncakların arkeologlar tarafından kazılarda bulunduğunu öğreniyoruz. Minyatür yemek kapları ve hayvanlar prehistorik tarı alanlarından bilinmektedir. Hollanda’nın kuzeyinde İ.Ö. 500’den beri yaşanan denize karşı korunmuş yapay tepeler, Romalıların işgal ettiği yerlerdeki çocuk mezarları, Ortaçağ Kent merkezleri antik oyuncak bulunduran diğer alanlardır. 1550’ye kadar oyuncakların çoğu ev yapımı ya da el işi idi. Bir baba çocukları için oyuncak yapıyordu ve her kentte yerel marangoz, çömlekçi ve demirci çevredeki çocuklar için topaç, bebek, çanak çömlekten yemek kapları, kumbara ya da küçük silah gibi bazı minyatür ürünler üretiyordu. Bulunan bu oyuncaklar çoğu zaman eksiktir, çünkü sağa sola atılmış ve kazılarda ortaya çıkarılmış, restore edilmiştir. Bunlar genellikle antika koleksiyonlarında yer almakta, Hollanda müzelerinde çok az görülebilmektedir”(Poyraz, 2003;11).

 

Oyuncak yapımında kullanılan malzemeler taş, kireçtaşı, kemik, kil, balmumu, papirus, midye, fildişi, tahta ve bitkilerdir. Kumaş, tüy, porselen gibi malzemeler daha sonradan eklenmiştir. Eski Romalılarda oyuncak paçavra bebeklerin yanı sıra kilden yapılarak boyanan bebekler olduğu da anlaşılmaktadır. Eski Çin kaynaklarında, birtakım makineli oyuncaklardan da söz edilmektedir.

 

Yine yapılan birçok arkeolojik kazılarda antik çağdan kalma pek çok çamur oyuncaklara rastlanmıştır. Bulunan bu çamur oyuncaklar üzerinde de çocukların parmak izleri görülmektedir. Bu da çocukların çamurla oynamayı sevdiklerini ve kendilerine çamurdan oyuncaklar yaptıklarını göstermektedir.

 

“İ.Ö. 3000’lerde İran ve Mezopotamya’daki arkeolojik kazılarda kız-erkek çocukların oynadığı pişmiş topraktan çıngıraklar, tekerlekli hayvan, el arabası, çember ve değerli küçük mobilyalar ortaya çıkarılmıştır. İ.Ö.4000 ya da 5000 yıllarında pişmiş topraktan öküz ve kurbağa ip takılarak çocuklar tarafından çekilmekteydi. Hayvan heykelleri, bebekler, kuklalar çocukların oyuncakları arasında sayılmaktadır”(Poyraz, 2003;12).

 

Taşlardan veya killerden yapılan bilgeler çocukların en eski oyuncaklarından biridir. Bugün bile dünyanın her yerinde çocuklar severek oynamaktadırlar.

 

Ortaçağ ve Rönesans dönemlerinde çocuklar için yapılmış bazı oyuncakların usta eller tarafında yapıldığı dikkatleri çekmiştir. Fakat ortaçağda yaşayan çocukların, Yunan ve Roma devirlerindeki çocuklar kadar çok oyuncak çeşidine sahip olmadıkları belirtilmektedir.

 

“Ortaçağdaki tahta bebekler dövme demirden hayvanlar, minyatür bronz-kalay alaşımı tabak-çanak İngiltere’de 14. yüzyıldan beri çocuk oyuncağı olarak kullanılmaktadır. Ortaçağ İngiliz çocukları kamçılı topaçlarla eğleniyorlardı. Avrupa 1660’larda sıçrayan kukla 1700’lerde yoyo, tren, öten horoz, kuş ile tanışmıştır. Aslında bin yıl önce Arap ve Yunan zanaatçılar şarkı söyleyen ve kanat çırpan kuşlar yapıyorlardı; Leonardo de Vinci’nin otomatlar yaptığı bilinmektedir. 1788’de Haydn’ın Çocuk Senfonisi’nde kuş sesleri enstrümanlarla canlandırılmıştır. Rus Zagursk Oyuncak Müzesinde müzikli otomatlar bulunmaktadır”(Poyraz, 2003;14).

 

17. Yüzyılda Fransa’da çocuklar için oyuncaklar bebek odaları yapılmaya başlanmıştır”(Poyraz, 2003;15).“Belirtildiğine göre en ünlü ve zengin bebek evleri bugün Amsterdam Devlet Müzesi’ndedir. Bu bebek evlerinde maun, ceviz, pelesenk, hatta bağa kullanılmış on yüzü iki-üç parça, çatısı açılabilir şekillerde yapılmıştır”(Poyraz, 2003;15).

 

“Bebek evleri ilk kez 17. yüzyılda Almanya’da ve Hollanda’da yapılmıştı ama çocuk oyuncağı olarak değil, yetişkinlerin değerli minyatür nesnelerinin konduğu büfeler olarak. Buna karşılık, 18. yüzyılda İngiliz bebek evleri kıtadaki ilk örneklerden çok daha fazla oyuncakla ilgiliydi. En eskilerden biri, 1700 dolaylarında Kraliçe Anne tarafından vaftiz kızı Ann Sharp’a armağan olarak verilendir ki kesinlikle bir çocuk için yapıldığı belliydi. Bir başka dikkat çekici örnek Kuzey Yorkshire’da Nostell Priory malikhanesinin marangozu tarafından 1740’da yapılan bebek evidir. Bu olağanüstü oyuncağın bugün bile yeni gibi durduğu söylenmektedir. Bu ilk bebek evleri “eğitici” oyuncaklar sayılabilirler, çünkü bunlar kız çocuklara mutfak takımlarını düzenlemeyi, ev yapmayı öğretmekteydi. 1800’lerden itibaren bebek evleri çocuk oyuncağı olarak yaygınlaşmıştır”(Poyraz, 2003;15).

 

19.yüzyılda mekanik oyuncaklar oldukça artmıştır. 1900’da Stockholm’da tahta at fabrikasyon üretime başlamıştır. Aynı yıllarda çocuk için birçok dikiş makinesi ve diğer pek çok oyuncak üretilmiştir. Ayrıca 1820-1900 yılları oyuncak yapımında duygular ve tutumlarda romantizmin görüldüğü belirtilmektedir. Batıda 19. yüzyılda kentleşme, keşiflerin artması, teknolojik ilerlemelerin olmasına rağmen savaş sebebiyle ancak 19. yüzyılın sonlarına doğru çocukların eğitimi ve yetiştirilmesinde önemli adımlar atıldığı belirlenmiştir. Tornacılar, dökümcüler, ressamlar tarafından çocuklar için ucuz, çeşitli ve özenli oyuncaklar hazırlanmış ve kentlerde değil küçük kent ve köylere kadar ulaştırılmış, oyuncak fabrikaları kurulması düşünülmeye başlanmış ve oyuncağın altın çağı yaşanmıştır.

 

Oyuncak tarihi uzmanı Kay’a göre “20. yüzyılda oyuncaklar değişen teknolojiyi olduğu gibi yansıttı; bu yansıma oyuncakların yalnızca tasarımında değil, yapımlarında kullanılan malzemede ve geliştirilmelerinde başvurulan yöntemlerde de oldu”. Ayrıca oyuncak tarihi uzmanı Kay, bu tasarımların birçoğunun benzerinin geçmişte de olduğunu vurgulamaktadır”(Poyraz 2003; 19).

 

Dünden Bugüne Türklerde Oyun ve Oyuncak

 

a) Oyun

 

Gerek Türklerde gerek İslam Dünyasına ait resim, minyatür ve yazılı kaynaklardan birçok oyun ve tarihi belirlenmektedir.

 

“Kaşgarlı Mahmut 19. yüzyılın ikinci yarısında raks sözcüğüne örnekler verirken çocuklarında raks ettiklerinden söz etmektedir. Anadolu’da kaç göç başlamasının etkisiyle çocukların oyunları da etkilenmiştir”(Poyraz 2003; 21).

 

Anadolu’da çocukların oyuna katılması göreneği oldukça eskidir ve çok çeşitli çocuk oyunları vardır. Çocuk oyunlarından biri olan “körebe” oyununda eski inanışların uzantısı olduğu söylenmektedir. “Papatya Falı, Hıdırellez” büyülük oyunlarda niyet çekilmesinde, “Ateşten Atlama” büyülük ya da törenlerde türkülerin ve manilerinde söylenildiği belirtilmektedir. “Çiftçi çukurdaydı, aç kapıyı bezirgan başı, tavşan kaç tilki tut” gibi oyunlar hem kızların hem erkeklerin türkü söyleyerek oynadıkları oyunlar arasında yer almaktadır. Masal, türkü ve destanlar tekerlemelere genelde kaynaklık etmiştir. Örneğin; Yağ yağmur yağ, Yağ satarım bal satarım, Alaylı maşrabası kalaylı, üşüdüm üşüdüm gibi tekerlemeler masal, destan ve türkülerden esinlenerek söylenmiştir.

 

Eskiden hem büyüklerin hem de çocukların oynadığı oyunlar araca, eylem ve konuya göre; aşık oyunları, yüzük oyunları, top oyunları, değnek oyunları, taş ve gülle oyunları, koşma-kovalama-kurtarma oyunları, atlama-sıçrama-sekme oyunları, saklama-saklanma-oranlama oyunları, dilsiz-şaşırtma-şaka oyunları, dramatik nitelikte-büyülük-törensel oyunlar şeklinde ayrılarak incelenmiştir.

 

b) Oyuncak

 

Eskiden genelde yetişkinler tarafından çocuklara oyuncak yapılırmış ve yapılan bu oyuncakların türleri incelendiğinde; taş bebekler, bez bebekler, tahta bebekler, çöp bebekler, mısır koçanından yapılan bebekler, çam kabuğundan yapılan bebekler görülmektedir. “Şak şak, hacıyatmaz, dönme dolap, salıncak, aynalı beşik, tahta kılıç, tüfek, kamış, ipli ok, tef, darbuka, trampet, kaval, düdük, fırıldak, topaç, leylek, kanarya, çekirge, havan, testi vb. gibi tahta, toprak, deri, teneke gibi malzemelerden yapılan ve parlak renklerle boyanmış geometrik şekilleri olan pek çok oyuncağın Eyüp oyuncakları tarafından yapılıp satıldığı belirtilmektedir.

 

“Eskiden oyuncak imalat yeri İstanbul’du. Özellikle Eyüp semtindeki oyuncakçılar en çok mumbardan balonlar, ağzına üflenince öten küçük testiler, tahta arabalar, çemberler, küçük tefler, davullar vb. yapardı. Anadolu’da ise, daha doğal malzemelerden yapılmış oyuncaklar kullanılmaktaydı. Bunların başlıcaları; bez, yün, mısır koçanı, tebeşir boyası vb. yapılan ya da kabak, havuç, hıyar gibi sebzelere çubuklar takılarak yapılan hayvan biçiminde oyuncaklardan oluşmaktaydı”(Poyraz 2003; 26).

 

Bazı oyuncaklar Türkiye’ye 1950’li yıllarda batıdan gayrimüslimler tarafından getirilmiştir. “Türkiye’de ilk oyuncak ithalat ve imalatçısı baba Şıpıra ve oğlu Niko” olarak belirtilmektedir.

 

Onur tarafından Türkiye’de oyuncaklar üzerine yapılan önemli çalışmadan elde edilen bilgilere göre özet bir kronoloji yapılacak olursa;

 

“1919-1928-30 Eyüp Oyuncakçılığı düdüklü testi, darbuka, atlı araba, aynalı beşik, tahta kamyon, hokkabaz vs.

 

1928 Arav Oyuncak Fabrikasının kuruluşu,

 

1930-40 Yurtdışından kalıp getirilerek İstanbul’da yapılan ilk kurşun asker,

 

1940 Bursa’da tahta oyuncak,

 

İlk eğitici oyuncaklar ise Almanya ve Amerika’dan gelen modellerin 1940’lı yıllarda taklit edilmesiyle başlamıştır.

 

1944 Bartın tahta çıngırak,

 

1945 Tahta kalede toprak bilye,

 

1947 Tahta otobüs,

 

1951-55 At, cip, kamyon, tahta at,

 

1954 Dışarıdan oyuncak ithalatının durması ve Türkiye’de oyuncak sanayi başlaması,

 

1950-54 Siyah teneke tabanca, tahta tabanca, tüfek, sallanan at, monopoli, kızma birader, at yarışı, karton oyuncaklar,

 

1970’lı yıllarda kaçak oyuncaklar piyasada çok bulunuyor.

 

1975 Fırınlı ocak,

 

1980’de Big Plastik ve 30 çeşit oyuncak üretimi,

 

1975-85 Et bebek. Plastik oyuncaklar, çay takımları, bebekler, kova-kürek, matara. Beslenme çatması.

 

1980’li yıllar zeka oyunları, eğitici oyuncaklar vb elektronik oyuncağa talep çoğalıyor.

 

1984 İthal oyuncak başlamış, ithal oyuncakların karlı satıldığı, yerli oyuncaklara oyuncakçıların talep azlığı görülmektedir”(Poyraz 2003;27-28-29).

 

Eskiden oynanan oyun ve oyuncaklar dünyada ve ülkemizde bu tarihten sonra şekil değiştirmiş ve eski oyuncakların yerini güzümüzde atari, bilgisayar, yap-boz, lego, Ninja kaplumbağalar, uzaktan kumandalı oyuncaklar, F-40’lar, barbie bebekler, sindy bebekler, robotlar vb. oyuncaklar almıştır.

 

Oyuncak Müzeleri

 

Dünyada Oyuncak müzelerinin son 20 yıldır büyük bir hızla sayısı arttığı belirlenmiştir. Özellikle Almanya, Hollanda, İngiltere, İspanya, İtalya, Rusya, İsveç, Amerika gibi ülkelerde bu açıkça görülmektedir. Bu konu ile araştırma yapanlar oyuncağın tarihi ile kültür, sanayi, eğitim, tarihi arasında bir tutarlılık olduğu ve oyuncağın tarihin canlı bir tanığı olduğu ve çocuk kültürünün daha fazla ihmal edilmemesi gerektiğini belirtmektedirler.

 

Osmanlı Saraylarındaki çocukları cambaz-hokkabazlarla eğlendikleri belirtilmektedir. Dolmabahçe Sarayı’nda bir bebek evinin bir bebek evinin parçalarının olduğu belirtilmektedir. Yapılan araştırmalara göre İstanbul Yıldız Şehir Müzesi’nde 20 çeşit Eyüp oyuncağı yer almaktadır.

 

And(1979)’ın belirttiğine göre 1978’in son aylarında Paris’te “Dünya Çocukları Yılı” sebebiyle UNESCO, Uluslar arası Oyuncak Sergisi düzenlenmiş, Türkiye’de bu sergiye çağrılmış ama sergilenecek Türk oyuncağı bulunamamıştır”(Poyraz 2003; 29).

 

Onur tarafından çok köklü bir kültüre ışık tutulacağı düşünüldüğü için açılan Türkiye’nin ilk oyuncak müzesi hakkındaki amaçlar şöyle ifade etmektedir;

 

“Oyuncağı Sanayide Ezdirmemek Gerekiyor” Benim amacımda, tıpkı Batılıların oyuncak müzelerini kurma amaçları gibi, geçmişi oyuncakta da sanayileşmeye ezdirmemek… Bunları yaparken de, gelecekle geçmişimiz arasında bir bağ kurup, sağlıklı bir gençlik yetiştirmeye adım atmak… Çünkü bu konuda en büyük adımlar atmış ülkeler arasında gelen İngiltere’de, oyuncak müzeleri, çocuk müzelerinin bir bölümü niteliğinde. Orada, çocuk nedir’in tüm yanıtları var. Çocukların giyim eşyalarından edebiyat ürünlerine, oyuncaklarından tablolarına kadar her şeyi bulabilmek olası. Bu da, birçok pedagojik ve antropolojik çalışmaya ışık tutan bir yaklaşım”(Poyraz 2003; 29).

 

“Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi içinde oluşturulan bu oyuncak müzesinde çeşitli yörelere ve ülkelere ait geleneksel kıyafetleri ile donanmış oyuncak bebekler, tahta beşik, üç tekerlekli yürüteç, demir beşik, tel araba, çember, tahtadan mobilyalar, tahtadan oyuncaklar (masa, sandalye), bakırdan, porselenden mutfak araç-gereçleri, tahtadan ve bezden bebekler, ok-yay, topaç, trenler, oda takımları, seramik kaplar, kaşıklar, kapaklı tencereler, çatallar gibi oyuncaklar, ayrıca eğitici oyuncaklar, kurşun askerler gibi değişik oyuncaklar bulunmaktadır”(Poyraz 2003; 30).

 

“İstanbul Oyuncak Müzesi 23 Nisan 2005 yılında Sunay Akın’ın ailesinden kalma Göztepe’deki köşkünde kurulmuştur. 1800’lü yılların başlarından günümüze kadar dünya oyuncak tarihinin sergilendiği İstanbul Oyuncak Müzesi’nin her odasında ziyaretçileri büyük sürprizler, çocukluk kahramanları beklemektedir”(Çalışkan 2008; sayı:8).

 

İstanbul Oyuncak Müzesi çocukları etkilediği kadar büyükleri de etkiliyor ve onları zamanda yolculuğa çıkararak onlara oyuncak tarihi ile birlikte dünya tarihini de sunuyor. Oyuncaklar incelendiği zaman bir dönem yaşanan sosyo- ekonomik, politik, kültürel olayların hemen hepsinin oyuncaklara yansıdığı açıkça görülebilmektedir. Çocuklar için büyük bir anlamı olan müze tarihin oyuncakların diliyle anlatılmış farklı bir ülke gibi ziyaretçilerini beklemektedir.

 

Oyuncağın Çocuğun Gelişimine Etkileri

 

Çocuğa verilecek oyun sayısı ve çeşitliliği, oyunun amacını ve çeşitliliğini belirler. Okul çocukları üzerinde bir çalışma yapılmış ve az oyuncağın sosyal ilişkinin fazlalaşmasına neden olduğu belirlenmiştir. Çocukların daha çok kumla, çamurla oynadığı görülür. “Çok sayıda oyun malzemesinin çocuklar arası ilişkiyi engellediği fakat bireysel keşifler ve yaratıcılık üzerinde uyarıcı etkisi olduğu da gözlenmiştir. Ayrıca çeşitli oyuncaklar çocuklar arasındaki sosyal ilişkiyi engelleme veya teşvik etme derecesine göre de farklılıklar gösterir”(Uluğ 1999; 102).

 

Beraber oynanan oyun malzemelerinin yani oyuncakların diğerleriyle ilişkiye özendirici bir rol oynadığı da bilinen bir gerçektir. Çocuklar, küçük bebek setleri ve benzeri oyuncaklarla insanlar, arabalar, çiftlikler, yollar yaparak kendilerine bir dünya kurarlar ve yaptıkları bu etkinlikler sırasında diğer zamanlardan daha çok konuşurlar. Bilindiği kadarıyla yumuşak oyuncaklara sarılmanın sıkıntıyı azaltıcı etkisi olduğuna, onların korkutucu ortamda başvurulan veya annenin yerini alan şeyler olduğuna dair bilgiler varsayılmıştır ancak bunların kesinliği bilinmemektedir.

 

Küçük çocukların bebekleri seçerken yüz hatlarından çok, esnekliğe baktıkları görülür. Olayların tekrarı, tanınmışlığı ve düzeni, uyaranın ani ve sert değil de yavaş yavaş verilmesi ve yumuşak olması azaltıcı etkiler olarak bilinir”(Uluğ 1999; 102). Çocukların çoğu oyuncağın yumuşaklığı ve esnekliğiyle ilgilenirler. Örneğin oynanan oyunlarda çocuğun bez bebeğinin onun hayali oyunlarında destek olabildiğini, çocuğun duygularını aktardığı şekil görevi gördüğünü ayrıca çocuk korktuğu zaman bu oyuncakların rahatlatıcı bir rol oynadığını ortaya çıkarmaktadır.

 

“Çocuk oyunları çocuk eğitimi ve gelişimi ile toplumsal, kültürel açılardan önemli olduğu gibi, eğitimbilim ve ruhbilim açılarından da önem taşımaktadırlar. Eğitimbilime göre çocukların eğitimde en etkin yol oyundur. Çocuk yaşam için gerekli olan davranış, bilgi, beceri vb şeyleri onun içinde kendiliğinden öğrenir”(Seyrek, Sun 1991; 3-4).

 

Çocuk insan ilişkilerini, yardımlaşma, konuşma, bilgi edinme, alışkanlık ve deneyim kazanmak, yaşamın rollerini anlama vb. olguları oyun içinde kavrar, benimser ve geliştirir. Çocuğun kişiliği oyun içinde daha belirgin çizgilerle ortaya çıkar ve gelişir. Çocuğun yetenekleri oyun içinde daha iyi gözlenebilir ve gelişimi yönlendirilebilir. Çocuğun oyun karşısındaki davranışları onun ruhsal sağlığını da yansıtmaktadır. Oyun sırasında çocuğun isteksiz, keyifsiz, suskun veya hırçın, yaramaz, oyuncaklarını paylaşmayan, sınıfın huzurunu bozacak davranışlarda bulunan davranışlar gösterdiğinde aslında çocuğun ruhsal yapısında bir sorun olduğunu ortaya koymaktadır. Oyun sırasında öğrencileri iyi gözlemleyen öğretmenler bunu hemen fark edebilmektedirler.

 

Oyun çocukların en doğal anlaşma ortamıdır. Bir araya gelen çocuk daha birbirlerinin adını bile bilmeden hemen oyuna başlarlar. Çünkü çocuklar en iyi, rahat oyunda kendilerini ortaya koyarlar. Ancak birlikte oynamak içinde oyuncakları paylaşmak gerekmektedir. Bu paylaşım sağlanamazsa başta mızıkçılık, küslük gibi olaylar görülebilmektedir. Yine oyunun ve oyuncağın eğitici yönüne değinilirse kendi hakkını savunma, başkalarının hakkını gözetmek, işbirliği ve paylaşma evde değil ancak oyun ilişkilerinde kendi oyuncaklarını paylaşarak toplumsal özellikleri de öğrenmiş olurlar.

 

Çocuk oyun oynarken özgürdür, kuralları kendi koyar-bozar, yetişkinlerin kısıtlamaları yoktur. 3-6 yaş arası çocuğun en önemli dönemidir. Durmadan soru sorar "bu neden, niçin, nasıl?" sorularına yanıt isterler. Öğrenme açlığı mevcuttur, her şeyi bilmek isterler. Enerjiktirler, yorulmak nedir bilmezler. Bu yüzden veliler onları anlamalı sabırlı davranışlar sergilemeli, onları yanıtlarken yanıtların kısa, net ve anlaşılır olmasına dikkat etmelidirler. Çocuklar oyuncaklarla oynamayı severler, ancak oyuncakların iyi davranışların karşılığında ödül, anne-baba sevgisinin kanıtı olarak kullanılması yanlış olup, kesinlikle kaçınılması gereken bir tutumdur. Oyuncaklar çocuk gelişiminde büyük bir yer tutarlar, ancak bize sarılmaz, sevmez ve öpemezler. Ne kadar meşgul olursanız olun, çocuğa ayıracak olduğunuz birkaç zaman diliminde onunla sohbet etmeniz, ona sarılmanız, yerlerde yuvarlanmanız, onun oyuncakları ile oyun oynamanız çocuğu mutlu edecektir.

 

Duygusal ve fiziksel gelişim açısından, en doğal ve aktif öğrenme ortamının oyun zamanı olduğu belirtilerek, ailelerin çocuklarını bilinçli, teşvik edici ve uygun materyalleri seçerek yönlendirmesi gerektiği bildirilmektedir.

 

Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yaşare Aktaş, oyunun, çocuğun kendisini ve duygularını ifade edebildiği, yeteneklerini, dil, zihin, sosyal ve duygusal becerilerini geliştirebildiği, yaratıcı potansiyelini kullandığı en önemli süreç olduğunu belirtir. Çocuğun duygusal ve fiziksel yönden gelişimini sağlayan en doğal ve aktif öğrenme ortamı oyun zamanıdır diyen Doç. Dr. Aktaş, koşma, atlama, sıçrama, tırmanma, sürünme gibi fiziksel güç gerektiren aktivitelerin dolaşım, solunum, sindirim ve boşaltım sistemlerinin düzenli çalışmasını sağladığını kaydetti” (mıknatıs). Oyun sırasında çocuğun yasaklanan güdülerini de ifade ettiğini belirten Doç. Dr. Aktaş, konuşmasına şöyle devam  etmiştir:

 

Çocuk, ailede yaşanılan herhangi bir olumsuz olayı, kardeş kıskançlığını, korkularını veya arkadaşlarıyla iletişim kuramama gibi problemlerini oyununa yansıtabilir. Böylece kendi istediği gibi bir çözüm yolunu bulabilir ve bu şekilde kaygılarından da kurtulabilir. Dr. Aktaş, çocuğun oyun sırasında mutluluk, sevinç, acıma, korku, kaygı, dostluk, düşmanlık, kin, nefret, sevgi, sevilme, sevme, güven duyma, bağımlılık, ayrılık ve ölüm gibi birçok duygusal tepkiyi de öğrendiğini belirtti. Aktaş, oyunla zihinsel gelişimin paralellik gösterdiğini ifade ederek, bunun en önemli göstergesi çocuğun dil gelişimidir. Çocuk oyunlarının çoğunluğu dil kullanımı gerektirmektedir dedi”. Oyun (boşa geçen zaman) olarak görülmemeli, çocuk yaşına uygun materyaller seçilerek teşvik edilmelidir diye konuşan Doç. Dr. Aktaş, şöyle devam etmiştir:

 

Çocuğu oyun sürecinden birden koparmamak gereklidir. Ayrıca, çocuğun oyuncağını kendisinin seçmesine izin verilmelidir.
Çocuğu hediye olarak oyuncak alınacaksa yaşı ve gelişim düzeyi dikkate alınmalıdır. Fazla gösterişli ve pahalı oyuncaklar yerine, kaslarını çalıştıracak, girişimciliğini ve hayal   gücünü artıracak materyaller seçilmelidir. Oyuncak alacak maddi imkanı bulamayan aileler de çocuklarını sık sık parka götürmeli, oyun ihtiyaçlarını karşılamalıdır ”(
miknatis).

 

Hemen hemen her erkek çocuğun rüyasında kırmızı bir araba, her kız çocuğunun da düşlerinde kocaman bir bebek vardır. Çıngıraklar, bez bebekler, uzaktan kumandalı arabalar…Zaman zaman anne babalar için gereksiz görünebilen bu oyuncakların her birinin çocuk gelişiminde ayrı bir yeri ve önemi var.

 

Oyuncaklar Çocukların Meslek Seçimlerinde Büyük Bir Etkendir! Oyuncak, çocukların kişilik ve yetenek gelişimini sağlayarak, yetişkin dünyasına hazırlanmasına yardımcı olmaktadır, doğru seçilen oyuncağın çocukların psikolojik gelişimi kadar, kültürel gelişimine ve hatta ileride meslek seçimine de fayda sağlamaktadır. Örneğin arabalara merakı çok yoğun olan bir çocuğun ileride yarış sporlarına ilgisi olması, lego ya da el hamurlarına ilgisi olan bir çocuğun da mimar ya da mühendis olması olasıdır ”   ( Uz. Dr. Abdurrahman Yıldırım).

 

Oyuncaklara olan ilgi çocukların içinden gelmektedir ve çocuğu zorla başka bir oyuncağa yönlendirmek imkansızdır. Önemli olan çok küçükken yeteneğini keşfetmek ve ona göre çocuğu yönlendirmektir. Bu nedenle yaş grubuna göre çocuğa uygun oyuncağı almak son derecede önem arz etmektedir.

 

Oyuncakların Çocuklar Üzerindeki Olumsuz Etkileri

 

Çocuk, kendini ve çevresini oyun yolu ile tanır. Oynarken oyuncaklarıyla olsun, çevresindeki kişilerle olsun etkileşim halinde olduğu için hem bilişsel becerileri (zekası, hafızası, kelime bilgisi, duyguları…) hem de motor becerileri gelişmektedir.

 

Teknolojinin hızla ilerlemesiyle elektronik oyuncaklarda da artış görülmektedir. Çoğu çocuğumuz zamanını artık ya bilgisayar başında sanal oyunlar oynayarak ya da yaratıcılığı geliştirmeyen hatta şiddet içeren oyuncaklarla oynayarak geçiriyor

 

Bu tür oyuncakların, çocukları hem psikolojik hem de fiziksel açıdan olumsuz yönde etkilediği gözlenmektedir. Örneğin; son dönemlerde çocuklarımız bilgisayar başından kalkamamaktadır. Böyle olunca da iletişim halinde olduğu tek varlık hiçbir alış veriş de bulunmadığı bilgisayar ekranı olmaktadır. Hem kasları çalışmamakta, hem de ekranla sevgi sadakat gibi güzel duyguları paylaşamamaktadırlar. Oyun alanı daraldığı gibi yaratıcılıkları da kısıtlanmaktadır. Üstelik oynadıkları oyunlar da genellikle savaş oyunları; yani, adam öldürmenin bir oyun olduğu, elinde silahı olanın güçlü olduğu mesajını veren oyunlardır. Bu tür oyunlar özellikle internet kafelerde ticari amaç güdüldüğü için bilgisayarlara yükleniyor. Bu konuda internet kafe işleten kişilerin eğitilmesi ya da bu tür yerlerin denetlenmesi gerekmektedir.

 

Yaratıcı ve Eğitici Oyuncak

 

Eğitici sözcüğü öğrenmeyi belirler. Çocuklar her dakika herhangi bir şeyden bir şeyler öğrenirler. Eğitici oyuncaklar çocuğun okumayı, düşünmeyi veya sayısal kavramları daha iyi kavramayı öğrenmesine yardımcı olabilir; fakat bu oyuncaklar anne babanın kılavuzluğu olmadan verilmemelidir. Eğitici oyuncaklar çocuğun bilincini genişletmeli, merakını uyandırmalı ve ona tecrübelerini canlandırma olanağı vermelidir.

 

Bebeklerin kaslarını kullanmaya, dokunmaya, güven kazanmaya, neden ve etki arasında ayırım yapmayı öğrenmeye ihtiyacı vardır. Yalnızca sarılabileceği yumuşak oyuncaklar ona sinirleri harekete geçirecek bir uyanıklık için gerekli olan çeşitli duyguları vermez. Yine yalnızca plastik oyuncaklar onun değişik şeylerin ‘hissedilmesi’ konusundaki merakını uyandırmaz. Yalnızca kumaştan ya da plastikten oyuncakları olan bir bebeğin dokunma duyularının gelişmesi, sünger, kumaş, lastik, tahta ve plastik gibi çeşitli dokularla uyarılan bir çocuğunkinden daha uzun sürecektir.

 

“Eline yumuşak bir tahta ve bir testere verilen ve kendi yaratıcılığı ile neler yapabileceği gösterilen on veya on bir yaşlarındaki bir çocuğun elinde, prefabrike bir montaj takımı olan bir çocuktan çok daha eğitici ve yaratıcı bir oyuncak vardır. Bir oyuncak yaratıcılığı sınırlayarak ‘kolaylaştırma’ yoluna gidiyorsa veya çocuğun oyun faaliyetinin sonucunu önceden saptıyorsa gene eğitici değildir. Örneğin; numaralanmış boyama kitapları tümüyle verimsizdirler çünkü sonuçlar önceden bellidir. Üzerinden geçilerek veya kopya edilerek yapılmayan türden parmakla boyama veya poster resimleri yaratıcı ve eğiticidirler çünkü sonuçlar tümüyle kendi anlatımına bağlı olarak açıktır. Kova ve kürek de sonsuz bir kullanım çeşitliliği gösterdiklerinden yaratıcı oyuncaklardır”(Arnold 1979; 66-67).

 

Oyunun sanat ve el sanatlarının hammaddeleri çocuğun hayal gücüne bağlı olan herhangi bir oyuncak ve çocuğun tecrübesini genişletmesine veya yeniden canlandırmasına yarayanlar gerçek bir eğitici niteliğe sahiptirler. Bunlar çocuğun soru sormasını sağlar, katılma yeteneğini geliştirir ve dikkat süresini uzatır.

 

Şiddet ve Korku Oyuncakları

 

“Oyuncaklar diğer birçok şey gibi zamanın akımlarını yansıtırlar. Fransız devrimi sırasında çocuklara bebeklerin başlarını uçurmaları için oyuncak giyotinler veriliyordu. Nazi Almanyası askerleri eğlendirmek için minyatür işkence aletleri üretti. Bu nedenle zamanımızda resimli romanlarda ve televizyonda şiddet övüldüğünde oyuncakların, çocukların maruz bırakıldıkları bu uygarlığın öğelerini yansıtma eğiliminde olmaları şaşırtıcı değildir”(Arnold 1979; 68).

 

Günümüzde de birçok şiddet içerikli oyuncaklarla çocukların oynadığı görülmektedir. Özellikle çocuklar televizyon programlarında görmüş oldukları şiddet içerikli sahneleri gerçek yaşama uygulamaya çalışıyorlar. Örneğin oyuncak tabancayla adam vurma oyunları vb. gibi yaşamlarına yansıtıyorlar.

 

Kız ve Erkek Çocuklar için Oyuncaklar

 

Üç yaşına kadar normal olarak erkek ve kız çocukların oyuncakları arasında ayrım yapılmaz. Her iki cinsin de kas kontrolü ve koordinasyonu için alıştırmaya ihtiyaçları vardır; her iki cinsin de iletişimin temel becerilerini öğrenmeleri gerekir. Çıngıraklar, tahtalı jimnastik, sarılabilinecek oyuncaklar, bebekler, küpler, itmeli oyuncaklar, mum boyalar, tahta çivi çakmalı tahtalar ve küçük çocukluktaki diğer oyuncaklar kız veya erkek çocuklar için eşdeğerdedir.

 

“Üç yaşından sonra cinsiyet ayrılıkları daha belirginleşir ve bunun sonucu olarak da anne babalar, zaman zaman kız çocuğunun oynayacağı oyunun özellikle anneliğe ait işlevlerin canlandırılmasına yöneltilirken, erkek çocuğun tavır ve faaliyetlere hazırlanması gerektiği şeklindeki yanlış sanılara kapılırlar”(Arnold 1979; 72).

 

İtfaiye araçları veya bebekler hem kızların hem erkeklerin ortak oynadığı oyuncaklardandır. Erkekler genelde yapı oyuncaklarına, tren ve kamyonlara daha büyük bir eğilim gösterirler. Ayrıca bebeklerle baba rolünün canlandırılması yoluyla bazı tecrübelere sahip olmak isteyebilirler. Dikme, örme ve yemek pişirme takımları ile bebek evleri erkek çocuklara ileride gerekli olacak birçok beceri konusunda tecrübe ve pratik kazandırırlar. Yine benzer şekilde arabalar, yapı oyuncakları ve kriket sopaları da kız çocuğuna daha sonra ev işlerinde el yatkınlığı kazanmada yardımcı olacaktır.

 
 

KAYNAKÇA

 

Aral, N. , Gürsoy, F. ve Köksal, A.(1981). Okul Öncesi Eğitiminde Oyun. İstanbul; YA-PA Yayınları.

 

Arnold, A. (1797).Çocuğunuz ve Oyun. İstanbul; Ege Yayınları.

 

Çalışkan, B. (2008). Çoluk Çocuk Aylık Anne Baba Eğitimci Dergisi Haziran 2008. Sayı: 81. İstanbul; KÖK Yayıncılık.

 

Oğuzkan, Ş. ve Avcı, N. (1981). Okul Öncesinde Eğitici Oyuncaklar. İstanbul; YA-PA Yayınları.

 

Poyraz, H. (2003). Okulöncesi Dönemde Oyun ve Oyuncak. Ankara; Anı Yayıncılık

 

Seyrek, H. ve Sun, M. (1991). Okulöncesi Eğitimde Oyun. İzmir; Mey Müzikeserleri Yayınları.

 

Uluğ, M. (1999). Niçin Oyun? Çocuğun Gelişiminde ve Çocuğu Tanımada Oyunun Önemi. İstanbul; Göçebe Yayınları.

 

Çulfa, E. 30 Nisan 2008. http://www.tavsiyeediyorum.com/makale_961.htm adresinden        3 Ocak 2011 tarihinde alınmıştır.

 

Miknatis. http://www.benimyuvam.com/yazılar.asp?id=149.html. adresinden 1 Ocak  2011 tarihinde alınmıştır.

 

Özgür Asiklopedi. 26 Ocak 2011. http://www.tr.wikipedia.org/wiki/oyuncak adresinden 3 Ocak 2011 tarihinde alınmıştır.

 

Yıldırım, A. http://www.hastane.com.tr./sağlik/oyuncaklar-çocukların-mesleklerini-belirliyor.html. adresinden 1 Ocak 2011 tarihinde alınmıştır.

 

 

 

Yorumlar  

 
0 #1 parandis 2012-10-03 10:46
Sayin Aktaş
yazınızı okudum, teşşekur ederim benim için yararlı bir metindı,izinizle bazı kısımlarını tezimde kullanmak isterim.
saygılar
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Designed by Dizaynom