headerimage
Kutadgu Bilig’de Ahlâk Konusu Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 7
ZayıfMükemmel 
Yazar Kürşad Çağrı BOZKIRLI   
  1. Eğitişim Dergisi. Sayı: 23. Haziran 2009
  2. GİRİŞ

özüng otka atma bu dünya üçün

kişi nengin alma küçeme küçün (Arat, 2007: 146)


Bu dünya için kendini ateşe atma; başkasının malını alma, kimseye zulüm etme (Arat, 1998: 102).


900 yıl öncesinden bize böyle seslenen ve mutluluk veren bilgi olarak günümüz Türkçe’sine çevirebileceğimiz Kutadgu Bilig, başından sonuna kadar bilgi, ahlâk ve siyaset gibi konularda, hikmetlerle bezeli Türk-İslam eserlerinin ilk örneklerindendir. Eser, her iki dünyadaki mutluluğun sırrını, birbirleriyle bağlantılı olan insan, toplum, devlet üçlüsünün aralarındaki ilişkilerinde izlenecek yolu tarif ederek açıklayan önemli bir kaynaktır. (Güzel ve Torun, 2003). Bu özellikleri onu bir siyasetnâme ve nasihatnâme haline getirmektedir.



Uygur alfabesiyle yazılan “Kutadgu Bilig (http://tr.wikipedia.org)


Kutadgu Bilig Yusuf Has Hacip tarafından yazılmıştır. Yusuf Has Hacip, eserini 18 ayda, H. 462 (M. 1069/1070) tarihinde tamamlamıştır (Güzel ve Torun, 2003: 87 ).

“Kitabını bitirince bunu, Karahanlı hükümdarı Tabgaç Uluğ Buğra Kara Han (Ebu ’Ali Hasan bin Süleyman Arslan Kara Han)’a sunmuş, Han da eseri çok beğendiği için Yusuf’u, takdiren “Hâs Hâcib (Uluğ Hâcib)” tayin etmiştir (http://tr.wikipedia.org).


Eser, dört karakterin birbirleriyle konuşmalarından ibaret olup, her karakter bir özelliği simgelemektedir. Bu karakterler kaynaklarda,

 

Tablo 1: Kutadgu Bilig’de ki dört karakter (http://tr.wikipedia.org)

İsim

Anlamı

Meslek

Sembolü

Kün Togdı

“Gün Doğdu”

Hükümdar

Adalet

Ay Toldı

“Ay Doğdu”

Vezir

Mutluluk

Ögdülmiş

“Övülmüş”

Bilge

Akıl (ya da Bilgi)

Odgurmış

“Uyanmış”

Derviş

Akıbet (Yaşamın sonu)


şeklinde sıralanmaktadır. Daha önce de belirtildiği gibi tüm eser Ay Toldı, Kün Togdı, Ögdülmiş ve Odgurmış arasında geçen konuşmalardan ibaret 6645 beyitten meydana gelmiştir.


Kutadgu Bilig’in halihazırda bilinen üç nüshası olup, bunlardan biri Viyana’da, biri Kahire’de, biri de Türkistan’ın Fergana şehir kitaplığında bulunmaktadır. Viyana nüshası Uygur harfli, diğerleri ise Arap harfleriyle yazılmıştır (Güzel ve Torun, 2003: 87).


Eseri günümüz Türkçe’sine çeviren Reşid Rahmeti Arat, Kutadgu Bilig ve eserin yazarı Yusuf Has Hâcip’le ilgili olarak şöyle diyor:

“Eserin içine girip, zevkine varacak kadar sabır ve sebât edenler, şüphesiz, Kutadgu Bilig’i, yalnız yazıldığı devir içinde değil, bugünkü şartlar içinde de seveceklerdir. Yusuf Has Hâcip’in beşeri meseleleri ele alış tarzı ve bunu yaparken gösterdiği samimîlik hâlâ gönüllere hitâp etmekte ve insanı düşündürmektedir (Arat 1998).”

  1. KUTADGU BİLİG’DE AHLÂK

 

Kitabın yazılış amacı düşünülürse (her iki dünyada saadet), baştan sona kadar, bize ahlâkın önemini anlatıyor demek yanlış olmayacaktır. Bunu yaparken Yusuf Has Hâcip dört kişiyi kullanır. Anlatmak istediklerini bu dört sembolik karakter üzerinden aktarır. Eserdeki konuyu şöyle özetlemek mümkündür. Hükümdar “Kün Toğdı” yanına “Ay Toldı” adında bir vezir alır. Vezir bilgili, akıllı ve ahlâklı bir kişidir. Bu nitelikleri eserin yazarı tarafından sıkça öne çıkarılır ve övülür. Ay Toldı hükümdara devlet yönetiminde yol gösterir, devleti bayındır kılmada yardım eder. Zaman ilerler, Ay Toldı ölüm gerçeğini hatırlar ister istemez. Ölmeden önce oğlu, Öğdülmiş’i, Han’a tanıtır. Onun, ölümünden sonra oğlu Öğdülmiş yerine geçer. Tıpkı babası Ay Toldı’da olduğu gibi, bilgi, akıl ve ahlâk Öğdülmiş’in de dünyada bir yerlere gelişinin yegâne sebepleridir. Eserin ileriki bölümlerinde bir karakterle daha tanışırız. O da Odgurmış adında, dünya işlerinden elini eteğini çekmiş, sadece ahireti için uğraşan, rind yaratılışlı bir kişidir. Öğdilmiş hakana Odgurmış’ı anlatır. Hakan da her yönüyle mükemmel bu şahsı tanımak, onun da bilgi ve faziletinden, devleti yönetirken faydalanmak ister. Bundan sonrasını ise Öğdilmiş’in, Han’ın yoğun ısrarları üzerine, Odgurmış’ı ikna etmeye çalışması olarak özetleyebiliriz.


Bu olay örgüsü içerisinde şekillenen eser daha önce de değinildiği gibi tamamen bilgiyi ve ahlâkı anlatmak ve övmek üzerine kuruludur. İslam ahlâkı temelinde siyaset, askerlik, aile hayatı, vb. birçok konuyla ilgili örnekler verilir ve olması gerekenler sıralanır. Eserde ahlâki davranışlarla ilgili ya da ahlâkı öven beyitlerin bazılarının aktarılması daha net fikir sahibi olunmasını sağlayacaktır. Öncelikle, eserdeki tüm beyitler incelendiğinde sıkça tekrarlandığı görülen bazı noktaların verilmesi yararlı olacaktır. Bunlar:

  1. Başından sonuna kadar eserin birçok yerinde Hz. Muhammed’in ahlâki özelliklerinin öne çıkarılması ve övülmesi,
  2. Hakanın şahsında sıklıkla devlete sınırsız sadakat ve gerektiğinde canını feda etmek gerektiğinin vurgulanması,
  3. Devletin büyüyüp gelişmesi ve halkın refahı için hakanın sahip olması gereken alçak gönüllük (tevazu), fazilet, cesaret, merhamet vb. özelliklerin yanı sıra kanun kavramına özel önem verilmesi,
  4. İyilik yapmak, boş konuşmamak, içki içmemek, yanıldığında geri dönebilmek, yalan söylememek, kırıcı olmamak gibi ahlaki nitelikleri övülmesi,
  5. İşin doğru yapılması gerektiği ve bunun da ancak bilgiyle olduğu,
  6. Ahlâk ve bilginin bir kimseye doğuştan verilen nimetler olduğu,
  7. İyilik ve doğruluğun kaynağının akıl olduğu,
  8. Hakanın verdiği sözden dönmeyeceği,
  9. Muhtaca yardım etme, kan dökmeme, inatçı olmama, büyüklerin öğütlerini tutma,
  10. Devlete yönetici olacakların seçiminde liyakate vurgu yapılması, olarak sıralanabilir.

Bahsi geçen bu ortak ifadeler (Dilaçar, 1988: 157)’de,

(…) Tanrı’ya bağlı bulunma; ölümü ve ahireti unutmama; akıla ve bilgiye değer verme; çocukları okutma; dinlemek ve okumakla bilgi edinme; her işte doğruluk arama; temiz düşünce sahibi olma; dünyaya ve geçici zevklere düşkün olmama; dile boğaza nefse hakim olma; zor kullanmaktan, hırsızlıktan, yalandan, içkiden, haksızlıktan, kaba sözden, dedikodudan, gevezelikten ve acelecilikten kaçınma; sabırlı, cömert, hayırsever olma; yapıla bir iyiliğe karşılık beklememe; disiplin, doğru yasa, düzen ve adalet sağlama; iffet ve namusa sımsıkı bağlı olma; kötü arkadaş edinmeme ve bozgunculara katılmama; büyüğe ve kadına saygı, çocuklara şefkat, hizmetçilere de insaf gösterme; gelenek ve göreneklere bağlı bulunma; her işte ılımlı davranma; hesaplı iş görme; daima ağır başlı, tok gözlü, alçak gönüllü olma; önemlilerden biri de, iyi ad bırakmaya çalışma, şeklinde sıralanmıştır. Bunların yanı sıra eserde bulunan, kadın ve çocuk yetiştirme ile ilgili olarak söylenmiş birkaç şeyi de vurgulamak gereklidir. Bunlar:

  1. Kadının her istediğini yapmak gerekir aksi takdirde kadın isteklerini gerçekleştirmek için başka yollar arar,
  2. Kadın bir ettir, kokmaması için evde kapalı kalmalıdır,
  3. Dışarıdan eve başka erkek girmemelidir,
  4. Çocuk sıkı terbiyeyle yetiştirilmeli, gerektiğinde dayak kullanılmalıdır.

Bu ifadelerin seçilme gayesi eseri kötülemek, ya da büyüklüğüne gölge düşürmek değildir elbette. Amaçlanan, yazıldığı dönem içinde kadının ve çocuğun sosyal hayatta ve ahlâki değer yargılarındaki yerine dikkat çekerek, dönemine ayna tutan bir hazine olduğu gerçeğine vurgu yapmaktır. Bu noktada tarihi bir olayın kendi zamanının şartları içinde değerlendirilmesi gerektiği gerçeğini de hatırlatmak yerinde olacaktır. Bu hususla ilgili olarak yine eseri günümüz Türkçe’sine çeviren R.R. Arat, “Bugün birçok içtimaî mes’elelerin ele alınış şekillerinden endişe edenler, aynı mes’elelerin bin yıl önce ne şekilde halledilmiş olduğunu ibretle görüp, onda birçok düşündürücü ve teşvik edici fikirler bulacaktır (Arat, 1998).” demektedir. Yani bu tür eserler ancak birer hazine olarak görülebilir. Ana hatlarına değindiğimiz beyitlerin bir kısmını şu şekilde örneklendirmek istiyoruz:

  • Kendin ölümsüz bir hayat dilersen, ey hakîm, işin ve sözün iyi olsun (Arat, 1998: 24).
  • Ömrü kısa olan kötü peşimanlıkla ihtiyarlar, uzun ömürlü olan iyi peşiman olmadan yaşar (Arat, 1998: 35).
  • Bilginin kıymetini deli nerden bilecek; bilgiyi, nerede bulursa, bilgili alır (Arat, 1998: 44).
  • Aylak olma ve başı-boş dolaşma, kendi-kendine koşma; işinde ve sözünde dürüst ve mülayim ol  (Arat, 1998: 117).

 

SONUÇ

 

Günümüz dünya topluluklarının ve ülkemizin ahlâk konusunda geldiği noktanın ne olduğu her geçen gün artan cinayet, hırsızlık, fuhuş, uyuşturucu vb. birçok haberlerle ayan beyan ortadadır. Kutadgu Bilig her ne kadar İslâmi temelli bir ahlâk anlayışına dayalı gibi görünse de, işaret edilen ve her fırsatta övülen ahlâki değerler aslında evrensel niteliklidirler. Bu nedenle hem Türk Milleti’nin bireyleri olarak bizler, hem de bizim dışımızdaki diğer topluluklar, yüzyılları aşıp gelen Kutadgu Bilig ve bu türden eserlerin sesine kulak vermelidirler. Bunun yapılması hem bu dev eserleri ebedileştirecek, hem de insanoğlunun tarihte düştüğü hataları tekrar etmesinin önüne geçecektir.


Kaynaklar

 

Arat R.R. (1998), Kutadgu Bilig, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara

Arat R.R. (2007), Kutadgu Bilig, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara

Dilaçar A. (1988), Kutadgu Bilig İncelemesi, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara

Güzel A. ve Torun A. ( 2003), Türk Halk Edebiyatı El Kitabı, Akçağ Yayınları, Ankara

http://tr.wikipedia.org/wiki/Kutadgu_Bilig/30.04.2009/18:30




UYARI: Bu yazının tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz, başka internet sayfalarında bütün halinde yayınlanamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan başlığa aktif link verilerek kullanılabilir.
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Designed by Dizaynom