| Şiirler |
|
|
| Yazar Aykut Yavuz |
|
Gemi
Tozlu sayfalarda Resimler siyah beyaz Güller beyaz Beyaz gülleri
Severim bahçelerde Ancak onlarda Görürüm seni Sessiz sessiz
Gemi gibi akar Sıcak deryalarda Dipsiz hülyalara Dalar giderim Sessiz sessiz
Bensiz bensiz akar Bilemezsin nasıl Solar çiçekler Nasıl geçer Günler bensiz Bensiz canım…
Nasıl yakalarız Akıp giden günleri Nasıl koşarız ardından O eski günlerin
O eski mehtaplara Dalar gözlerim Yıldızsız geceler Gelir aklıma
Daha dün gibi Ne dersin nasıl Gideriz oralara Canım bilirsin
Ben hiç olmadım Görmedim İşitmedim Sonsuza dek
Yüzündeki hüzün Susuz kalmış Çiçek gibi Bekler güneşi O düğün günlerini Hüzünle bekler Beyaz şapkanın altından Gözyaşın akar kalbime
Düşer saçıma Alır beni benden Götürür o günlere Derdime merhem olur
Çatlak sesim Ürkütür kuşları Kalbim buz gibi Erir yanında
Bahçe
Değer mi hiç Geçmişe dönmek Uzatmak ellerimizi Sonsuz boşluğa
Neye yarar hatırlamak Neye yarar bu ışıksız kalmış bahçede Hatırlamak geçmiş günleri Görmek tozlu insanları
Birden gülerken ağlardın Ne oldu sana Artık gülmez oldun At elindeki ipek mendili
Ben geleceği gördüm Kendimi gördüm yârim Aynada yoktum Sadece bir inci gördüm…
Hayat ne kadar garip
Hayat ne kadar garip Güzeli seversin ama güzel seni sevmez, Sevmek de yetmez, sevsen de kavuşamazsın,
Kavuşmamak vardır her zaman Yan yana otursan da onunla Belki de sevgi kavuşmamaktır Belki de sevgi ateşe düşen bir gözyaşı gibidir
Kuşlar
Kuşlar ölmek için saklanırlar, kanatlanmadan düşerler, kalbimde ölürler.
Ay gelinlik giyince, güneş sönünce ölürler. Hep dipte kalırlar ama ölmezler…
Onlar bizim ağaçlardaki ümitlerimiz, aşklarımız, belki de ömrümüzün simgeleri ruhlarımızı taşırlar.
Ağaçlar, çiçekler gibi kuş olarak doğmak isterdim. Kanatlanmadan ölmek isterdim…
Yeşil kuşlar
Yeşil kuşları gördüm sevgimiz kanatlanmadan göreyim, uçmadan göreyim seni… Hayatıma nokta koymadan, ölüm kapıya dayanmadan, onun kanatlarını görmeden…
Gül
Ellerim bir gül kopardı, senin kadar güzel olamaz. Sana getiriyorum, kokusu burnumda. Hatırlarsın gül bahçesini. Sensiz bakmaya kıyamadığım o beyaz gülleri. Gül yaprakların arasında gördüm seni. Üstünde o beyaz güller vardı, çiçek açmıştı kalbin sanki bana uyuyordun çok derinlerde. Saçlarında mavi kurdele kalmıştı
Görelim
Görelim açarken çiçeği tan yeri ağardığı zaman görelim solmadan vakit geç olmadan başkaları kıskanmadan o güzelliğini rüzgar savurmadan eteğini saçındaki mavi kurdele çözülmeden toprak kurumadan yaprak düşmeden… Hatırlar mısın deniz kokusunu, deniz fenerini, sonsuz mutluluğu, hüzünlü akşamları…
Bir çocuk buldular yıkıntıların altında, elinde kurumuş ekmek bir de köpek vardı yanında…
Kapı açık kaldı
Kapı açık kaldı, arkamı dönmeden, bakmadan, gittim… Etrafıma bakmadan, bir lahza durmadan gittim… Anlık oldu gidişim. Zamanın kırıntıları, yere düşen sigara külleri, duvarda ölü sinekler önemli değil…
sence var mı? böyle bir dünya kinin olmadığı, ölümün olmadığı, kederin olmadığı, rüyanın olmadığı Vardır elbet yaşam boyu süren.
Dalgalar, gemiler uzakta, ufukta ben kayboldum, boğulmadım, hep dipte kaldım… Yanakları kızartan bakışlar, kalkışlar oturuşlar hep aynı… Hep aynı sevgi var kalbimde, tozlanmış aynalar kül tutmuş mumlar… Ateşe düşerken arıyı gördüm, kül oldu yaprak gibi. Son anda uçtu ruhum nefesimle beraber bir solukta, gözyaşıyla verdim canımı sana…
Geçmez olsun
Geçmez olsun Zaman Ölmez olsun Kalpler Geri gelmez olsun Hüzünlü günler
Bitmez olsun Melankolik bakışlar Küsmez olsun Sararmış yüzler Sönmez olsun Gözlerindeki ışık
Geldim sana
Geldim sana Yanımda bir gül Getirdim her gün Her gün yanı başında Bekledim soluk almadan
Karanfiller diktim Baş ucuna Yeniden yazdım Asırların sildiğini Mezar taşına
Tükenen ümitler
Ey kanlı ceylan Gözlerindeki yaş Kalbimde yol tutar
Kan damlası ateşi Ararken kurudu Ben gidersem Sen kalırsın
Tükenmiş ümitlerin Kervanına katıl Başını alıp Giden günler
Güneşi arayan Kan damlası misali Oturup kaldım Kendi kendime
Çiçekler yaş oldu Elimde Kurudu papatyalar Elimde
Küllerin
Getirdim işte Elimdeki kâsenin içinde İstediğin o beyaz gülleri Dur dinle, bak Bırakıyorum böylece yanına ancak Küllerinin arasına… Gözyaşı dolu kâsenin yanına
Kalbimdeki söz
Bir kızın masum yüzü Ve kendisini Okutturan kalbi Bir duvak gibi Sabırla örmüş sevgiyi
Bir ılık sabah Bana beni sevdiğini hiç Söylemez Ya da söylese nasıl Nasıl anlatsam şu uçan Kuşla mı taşısam kalbini
Bir söz taşıyorum seni Seviyorum bunu Söylediğimde niçin Şaşırdın asıl ben Sana şaşırıyorum
Elimde kâsede Gül yaprakları Küllerin arasına Bırakıyorum onları Mezarın başına
Ellerim bir gül kopardı
Ellerim bir gül kopardı Senin kadar güzel olamaz Sana getiriyorum Kokusu burnumda
Hatırlarsın gül bahçesini Sensiz bakmaya kıyamadığım O beyaz gülleri Gül yaprakların arasında Gördüm seni
Üstünde o beyaz Güller vardı, çiçek Açmıştı kalbin sanki bana Uyuyordun çok derinlerde Saçlarında mavi kurdele kalmıştı
UYARI: Bu şiirlerin tüm hakları saklıdır ve şairine aittir. |





