| Personel Yönetiminden İnsan Kaynakları Yönetimine Geçiş |
|
|
| Yazar Dr. İkram Çınar | ||||
|
KAYNAK: Çınar, İkram. 2007. "Personel Yönetiminden İnsan Kaynakları Yönetimine Geçiş." Eğitişim Dergisi. Sayı: 17 (Kasım 2007). PERSONEL YÖNETİMİNDEN İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİNE GEÇİŞ
Dr. İkram Çınar
Personel Yönetimi (PY)'nden İnsan Kaynakları Yönetimi (İKY)'ne geçişin nedenleri çok boyutludur. Zaten toplumsal olay ve durumlar tek neden ve tek sonuçla açıklanamayacak kadar karmaşıktır. Ancak önemli bir neden ya da başlatıcı değişken olarak yönetim düşüncesinin ve toplumun evrimi, bu evrimi de teknolojinin gelişimiyle açıklamak, sorunun önemli bir kısmını göz önüne sermektedir. Bu gelişmeler aşağıda sıralanmıştır. Sanayi devriminin etkileri özellikle 20. yüzyılda ortaya çıkmış ve karşısına çıkan geleneksel ne varsa değiştirmiş ya da dönüştürmüştür. İnsanlığın ortak geleceği bakımından en önemli ve anlamlı değişim, insana bakış açısıyla ilgili "zihniyet arka planında" gerçekleşmiştir. 20. Yüzyıl başındaki uygarlığın "insanı" yalnızca teknolojide ve ekonomide bir "girdi", siyasi ve idari hayatta bir "vatandaş", olarak görülmesi ve kullanılmasına rağmen, yüzyılın sonunda en azından sanayi ötesi çağı olarak bilgi çağını yaşayan toplumlar bakımından "insan" her türlü eylem ve işlemin merkezine yerleşmiştir (Eroğlu 1997: 19). Örgütlere bilgi teknolojilerinin girmesi, insan kaynakları yönetim sistemlerinin (human resources information systems) kurulması, personel yönetiminin geleneksel rollerini azaltmış, işlevlerini ise hızlandırmıştır (O'Brien 1990: 442-444). Böylelikle yönetimin işgörene daha fazla zaman, para ve emek harcaması olanağı doğmuştur. Şekil. YBS Öncesi Örgüt İçi Veri İletişimi
Kaynak: Çınar 1996: 27.
Şekil. YBS Sonrası Durum
Kaynak: Çınar 1996: 28. Çağdaş örgütlerde bürokrasinin yerini adhokrasinin alması, adhokratik yapılarda işgören sorumluluklarının artması, onların sürekli geliştirilmesini zorunlu kılmıştır. Şekil. Bürokratik örgüt yapısı
Şekil. Adhokratik örgüt yapısı
Nüfusun hızla artması, kıt kaynakları daha ussal kullanma zorunluluğu ve rekabet koşulları, "bilginin işe uygulanması"nı ortaya çıkarmıştır. Bu sayede daha az hammadde ile daha pratik çözümler ortaya konmuştur. Drucker (1994: 52-59) buna "verimlilik devrimi" demektedir. Bilginin işe uygulanması sonucu verimlilik devrimi yaşandığı gibi, "bilginin bilgiye uygulanması" sonucu da "yönetim devrimi" gerçekleşmiştir. Artık her yönetici, bilginin uygulanmasından ve performansından sorumlu olan kişi olarak tanımlanmaktadır (Drucker 1994: 69). Drucker, etkililik ve verimlilik tartışmalarını insan kaynaklarına odaklamıştır. Başarı ve üstünlük, insan kaynaklarının niteliğiyle doğru orantılıdır. Öyleyse geliştirilmelidir. Örgütlerde bilgi kullanımı ve uzmanlaşmanın giderek artması, kaliteli elemanları örgüte bağlamanın yollarını aramaya ve insan kaynaklarını geliştirmeye itmiştir. Toplumlarda refahın artması ve demokrasinin tabana yayılması sonucu, insan haklarının daha da gelişmesi, örgütlerdeki personel yöneticilerini işgören gereksinim ve gelişmeleriyle ilgilenmeye itmiştir. Toplam Kalite Yönetimi ve Bilgi Yönetimi paradigmasının örgütsel etkililik ve verimliliği artırması ve bunun rekabette üstünlüğe yol açması, personel yöneticilerini işgörenlerin iş dışındaki yaşamlarıyla da ilgilenmeye yöneltmiştir. İnsanlar örgütlere sadece para kazanmak için gelmezler. İşyerinde bazı psikolojik ve toplumsal gereksinimlerini de karşılamak isterler. Çünkü ekonomik ve sosyal güvencelerle birincil gereksinimlerini karşılamış olan bireyler, daha üst düzey gereksinimler tarafından güdülenmektedirler. Bu durum yöneticileri insanı daha ön plana çıkaran yönetim anlayışını benimsemeye zorlamıştır. 1970'li yılların ortasında arka arkaya yaşanan iki petrol krizi de, gelişmiş ekonomilerin fiziki hammadde ağırlıklı endüstriyel mallar üretmek yerine, üretim süreçlerini "bilgi"ye dayalı ve yüksek katma değere sahip ürünler üretecek şekilde yeniden düzenlemelerine neden olmuştur. Ekonomide istihdam edilen ve örgütlerde çalışan insanların beden gücünden çok, zihin gücünden yararlanmayı ön plana çıkaran bu dönemin üretim tarzında, insan unsurunun yalnızca emek gücü ile sınırlı kalmayıp, onun gönül ve ruh gücünün de üretilen ürünlerin katma değerine katılması sağlanmaya çalışılmıştır (Eroğlu 1997: 19). 1980'li yılların ortalarına kadar geleneksel ve bürokratik yönetimler tarafından, "söz dinler" işgören "uyumlu" bir personel olarak görülürken, sanayi ötesi toplumlar için bilgi kullanımına dayalı yüksek verimlilik ve kalite anlayışını özümseyerek, dünyadaki hızlı gelişmelere hızla uyum gösterebilen ve kendini yenileyebilen insanlar "uyumlu" olarak değerlendirilmektedir (Eroğlu 1997: 19). Böylesi bir işgöreni "kaynak" olarak görmek ve geliştirmek örgüt açısından önemlidir. Bu durum İKY yaklaşımını gerekli kılmaktadır. PY sadece işgörende varolanla ilgilenir. İKY ise işgörenden daha fazla verim almak için onun potansiyelini geliştirmeyi hedefler. İKY tek yönlü karar verme ve kontrol işlevlerinin üzerinde durmaksızın, geliştirme ve kordinasyon işlevlerine önem vererek, yöneticilerin rolünü yeni baştan belirlemekte ve düzenlemektedir (Yalçın 1988: 221-227). Hizmet ağırlıklı örgütlerde müşteri memnuniyeti ön plana çıkmıştır. Örgütler müşterileriyle işgörenleri aracılığıyla ilişki kurarlar. Müşteri memnuniyetini sağlamak için onlarla iletişim kuran işgörenlerin işinden memnun ve örgütüne bağlılığının olması gerekir. İşgörenin bağlılığını sağlamanın yolu, onun psikolojik ve toplumsal gereksinimlerini dikkate almayı gerektirir. "İnsanların zamanı, emeği ve bir dereceye kadar psişik varlığı satın alınabilir. Ancak onun sadakati ve inisiyatifi satın alınamaz. Kazanılmak zorundadır." Teknoloji yoğun üretim yapan örgütler hızla değişen teknolojinin maliyetine katlanmaktansa, insan kaynaklarını geliştirerek emek yoğun üretime ağırlık vermek zorunda kalmışlardır. Bu durum İKY'nin gelişmesine neden olmuştur. Palmer ve Winter'a göre İKY'nin iki temel hedefi vardır (Cafoğlu 1996: 129): 1. Personelin ihtiyaçlarının karşılanması ve mesleki bakımdan gelişmelerinin sağlanması, 2. İnsan kaynaklarının organizasyonun hedefi doğrultusunda en verimli biçimde kullanılmasının sağlanmasıdır. Bunu yapabilmek ise insan kaynaklarının optimum kullanımı ile mümkün olabilecektir. Bütün bunlardan sonra denilebilir ki, işgöreni makinenin bir parçası olarak gören klasik yönetim anlayışının bir sonucu olan PY, işgörenin sadece işe alma, terfi, atama, ücret ve izin gibi işlemleriyle ilgili bir alan iken, İKY; PY'nin geleneksel işlevleri yanı sıra, insana daha değer veren ve onu geliştiren, psikolojik ve toplumsal gereksinimlerini karşılamayı hedefleyen bir yaklaşım taşımaktadır.
PERSONEL YÖNETİMİ İLE İNSAN KAYNAĞI YÖNETİMİ ARASINDAKİ FARKLAR
Yukarıdaki karşılaştırma kısmen Kavrakoğlu (1992)’dan uyarlanmıştır:
KAYNAKÇA
Cafoğlu, Zuhal. 1996. Eğitimde Toplam Kalite Yönetimi. Avni Akyol Ümit Kültür ve Eğitim Vakfı Yayınları. İstanbul. Çınar, İkram. 1996. Eğitim Yönetiminde Bilgi Sistemleri. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi. (İnönü Ün. SBE). Drucker, Peter F. 1994. Kapitalist Ötesi Toplum (Çev. Belkıs Çorakçı) İnkılap Kitabevi, İstanbul. Eroğlu, Feyzullah. 1997. "Personel Yönetiminden İnsan Kaynakları Yönetimine". MPM Anahtar Dergisi. Sayı: 104. Kavrakoğlu, İbrahim. 1992. "Toplam Kalitenin Temelleri" Önce Kalite Dergisi. Sayı: 1. O'Brien, James A. 1990. Management Information Systems: A Managerial End User Perspective. Irwin, Boston. USA. Yalçın, Selçuk. 1988. Personel Yönetimi. Üçüncü Baskı, İstanbul.
|










