headerimage
Eğitimde Sanatın Önceliği Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfMükemmel 
Yazar Prof. K. Bülent BİROL   

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği."

Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006).

1. GİRİŞ


Sanat, günlük yaşayışa bir anlam ve biçim kazandırma çabasıdır. Sanat, yalnızca resim, müzik, heykel demek değildir. Sanat, hayatı anlayan zekanın onu en ilgi ve en güzel biçimlere sokması demektir. Aristo’ya göre yaşantının bütünüdür. Sanatçının görevi yaşantıyı canlandırma, çekici hale getirmedir. İnsanoğlu uygarlığın her evresinde sanatla iç içe olmuştur. Bir anlatım tarzı olan sanat, her yerde karşımıza çıkmıştır.


Yüzyılımızın acımasız teknoloji yarışında az gelişmiş ülkelerde sanatın bir kenara itildiği ve ilgi alanında dışarı kaldığı görülmektedir.Geri kalmış oldukları teknolojiye yaklaşmak ve yakalamak hedefinde olan ülkeler yarışta geri kalmamak için sanatı ihmal etmişlerdir. Gelişmiş ülkelerde ise sanatın bilimle aynı paralel hatta önce geldiği bilinmektedir.


Sanat, insanlık evriminin ve kültürünün bir bileşkesidir. İnsanların belli değerler taşıyan ürünleri zamanla güzel sanatlar adı almışlardır. Sanat “duygu, düşünce, tasarım ve izlenimleri belli durum, olgu ve olayları belirli bir amaç ve yöntemle belli bir güzellik anlayışına göre işlenerek birleştirilmiş gereçlerle anlatan özgün ve estetik bir bütündür” (Uçan, 1994 s. 69).


2. SANAT EĞİTİMİ


Sanat eğitiminin en önemli ilkesi, sanat yoluyla bireydeki yaratıcı yeteneği geliştirmektir. Yaratıcılık, tüm duygusal, bilişsel ve düşünsel etkinliklerde kullanılır.


Sanat eğitimi, temelde sanatsan etkinlik ve etkileşmeler yoluyla bireyin yaratma gücünü doyurmaya, estetik gereksinimlerin karşılamaya yöneliktir. Bu bakımdan sanat eğitimi bireyin bilişsel ve devinişsel yönlerinin yanında özellikle duyusal yönünün gelişmesinde çok önemli rol oynar (Uçan, 1994 s.74)


Sanat eğitiminin temel öğesi insandır. İnsansız sanat eğitimi düşünülemez. Sanatın, insanın toplumsal bir varlık olmaya başlamasıyla birlikte ortaya çıktığı söylenebilir. Arı, içgüdüsel olarak binlerce yıldır aynı peteği yapar. İnsan ise her seferinde farklı ve yeni bir  şeyler üretir.


Günümüzde sanat eğitimi, çocuklarımız ve yeni yetişen kuşakların mutluluğu ve ülke yararı bakımında gündeme getirilip tartışılmaktadır. Aydınlar ve sanatçılar sanat eğitiminin öneminin inandıklarından “Sanat Eğitimi” konusunda düşünmeye, yazmaya ve önermeye devam edeceklerdir. Ancak, yöneticilerin kendilerine sunulan uzman raporu önerisi ve incelemesine olumlu bir biçimde yaklaştıkları söylenemez.


Genel Sanat Eğitimi, her düzeyde kazandırılması esas olan “asgari” ortak genel kültürün başta gelen ayrılmaz, vazgeçilmez öğelerin biridir. Ancak, okul öncesi ve ilköğretim düzeyinde zorunlu olduğu halde lise ve üniversite düzeyinde henüz zorunlu hale getirilememiştir.


Genel Sanat Eğitimi bireye sanat kültürünü kazandırırken, çeşitli sanatsal araç ve gereçlerle yüzyüze gelme, kendini deneme ve çalışma fırsatı verir. Önceleri devinişsel ve duyuşsal ağırlığı olan bu süreç içinde yavaş yavaş bireyin yapısına, eğitimine en uygun sanatsal araç-gereç ve alanı belirlenir, öğrenci de buna göre yönlendirilir. Sanat eğitimi alan öğrenciler, diğer derslerde de başarılı olurlar. Bu eğitim, çocuklara yaşantı zenginliği, güzeli ve iyiyi değerlendirebilme, estetik duyarlılık, çok yönlü ve açık fikirli yetişme, etkileşim ve iletişime açık olma, kendi kültürel değerlerini ve çevresini doğru değerlendirme, toplumsallaşma hoşgörülü, saygılı ve demokratik olma, paylaşma ve sorumluluk taşıma gibi değerler katar.


Sanat, insanın varlık koşullarından biridir. Sanatın insan yaşamındaki vazgeçilmez fonksiyonları onun etkili bir “eğitim aracı” hem de önemli bir “eğitim alanı” haline gelmesine neden olmuştur. Sanat eğitimi kendi içinde plastik, fonetik ve dramatik öğeleri ile bir bütünlük içinde gerçekleştirilmeyi zorunlu kılar.


3. SONUÇ


Sanat, bir toplumun kültürel olgunluğunun göstergesidir. Seveni, anlayanı, bileni, uygulayanı, izleyeni, dinleyeni arttıkça kültürel gelişmeye katkıda bulunacaktır. Aksi durumda kentlerde küçük azınlığın ilgi alanı içine hapsolup kalmaya, yoz kültürün baskısıyla ezilmeye mahkum olacaktır.


Genel beğeni, çoğu kez kaliteyi ve estetiği ifade etmez. Sanatı, yaşamın her kesitinde biçimsel, görsel ve işitsel olarak tanımlayabiliriz. Ulusal ve yerel motifler, müzikte çok seslilik, plastik sanatlarda çağdaş akımların genel ilkeleri gözetilerek kullanıldığında hem toplumumuzun değişik kesimlerinin genel beğenisine hitap edecek hem de uluslararası alanda değer ifade edecek ürün sayısı artacaktır.


Eğer bir toplumda sanat adına sanatsızlık görüşleri bir kişinin çıkarları doğrultusunda insanlara empoze ediliyorsa o zaman ortaya arabesk kültür çıkar.


İlerleme, gelişme ve transformasyan gibi kavramları cömertçe kullanılarak sanat adına büyük boşluklar yaşadığımız günümüzde ticari anlamda yapay bir sanat ve sanatçı ortamı yaratılmıştır. Oysa gerçek sanatın amacı, kalıcı politikalarla dünya kültürüne önem veren, çok boyutlu düşünen, yaratıcı olan görüş egemen kılınmalıdır.


Sanat insanları tek boyutlu olmaktan kurtarır, çok boyutlu bir toplum yaratır, insanları egemen ve özgür kılar, güzellikler yaratır, çirkinliği yok eder.

İnsan sanat üretir. Bunu başarabildiği için “insandır”.


KAYNAKLAR


Kavcar, Cahit. “Güzel Sanatlar Eğitimi”, Cumhuriyet Döneminde Eğitim. M.E.B. Yayını, Ankara, 1983.

San, İnci. “Güzel Sanatlar Eğitimi” Anadolu Üniversitesi, Açıköğretim Fakültesi, Eğitim Önlisans Programı. Ankara, 1987.

Uçan, Ali. İnsan ve Müzik, İnsan ve Sanat Eğitimi, Müzik Ansiklopedisi Yayınları. Ankara, 1994.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Designed by Dizaynom