| "Şu Çılgın Türkler" Üzerine |
|
|
| Yazar Dr. İkram ÇINAR |
|
Kaynak: Çınar, İkram. 2006. "'Şu Çılgın Türkler' Üzerine" Eğitişim Dergisi. Sayı: 12 (Temmuz 2006).
Kitap, İstiklâl Savaşının Batı Cephesiyle ilgilidir. İşgalci Yunan’ı Yunan olmak kadar, zamanın süper gücü olan İngiltere’nin ya da emperyalizmin “tetikçisi” olarak konumlandırmakla, savaşın emperyalizme karşı verildiği mesajını vermektedir. Bu, tarihsel gerçeklere uygun bir mesajdır.
İstiklâl savaşı çok cepheli bir savaştı. En ağır çatışmalar Batı cephesinde olsa bile, Urfa, Maraş, Adana ve daha birçok yerdeki cepheler roman dışında tutulmuştur. Kuşkusuz bu tercih romancının tasarrufudur, karışamayız.
Kitabın edebî değeri benim konum değil. Türkiye’nin içinde bulunduğu koşullar bağlamında Batı cephesinde yaşanan o karanlık günleri etkileyici biçimde gözlerimizin önüne sermesi bakımından o günleri yaşamamış ve şimdilerde “ninni” gibi dinleyenlere kurtuluşu anlatmak bakımından önemli işlev görmektedir. Ayrıca Batı tarafından değerleri sürekli aşağılanan ve adeta her gün tokatlanan topluma, Batı’ya eskiden attığı tokatlardan birini hatırlamak iyi gelmiştir. Güven vericidir.
Kitap, ulusal duyarlık konusunda genellikle duyarsızlıkla hatta karşı tarafın tezlerini savunmakla eleştirilen medyadaki egemen çevrelerden bile olumlu eleştiriler aldı. En azından görmezden gelinmedi ya da yerden yere vurulmadı. Dikkat çekicidir.
Kitapta Enver Paşa sanki kuvayi milliyeye karşı, Türkiye’nin kurtuluşunu istemeyen, maceracı ve serseri bir kişi olarak sunulmuştur. Oysa Enver Paşa kurtuluşu istiyordu ve kuvayi milliyenin yanındaydı. Üstelik savaşa katkı da sunmak istiyordu. Ancak bu isteği hep geri çevrilmiş, engellenmişti.
Yazarın oryantalizm koklatılmış “Batı=uygarlık=öyleyse Batılılaşalım” değerlendirmesi, ilerleyen sayfalarda da karşımıza çıkmaktadır:
“Avrupalı siyasetçilerin bencil ve acımasız oldukları doğru. Her soruna kendi çıkarları açısından ve kendi ölçüleriyle bakıyorlar. Gerçeği araştırmak zahmetine de girmiyorlar. Ama Avrupa uygarlığını bu siyasetçiler değil, Avrupa’nın sanatı, bilimi, düşünce hayatı ve tekniği temsil eder. Avrupa siyasetçileriyle Avrupa uygarlığını birbirine karıştırmamalıyız. Papaza kızıp oruç bozulmaz. Türklerin yüzü Orta Asya’dan beri Batıya dönüktür.” (s. 157)
Yazar, “dip dalga”ya seslenen kitabında okuru batıya yönlendiriyor. Bize, hatta dünyaya zulmeden Batı değil, Batılı gibi davranmayan, “gerçeği arama zahmetine” katlanamayan Batı siyasetçileriymiş! Sanki onları halkları seçmemiş, onlar kendi halk ve uygarlıklarına sahip değilmiş ya da ihanet ediyorlarmış. Bu mantık sınıfta kalır. Üstelik yönümüz hep Batı’ya dönükmüş! Mankurt Türkler inanır ancak buna. Ne amaçla dönükmüşüz? Batıcılaşmak için mi, Batı ile mücadele etmek için mi?
Ozakman, yukarıdaki saptamasının devamında okuru tehdit de etmektedir: “Sevr antlaşması, Yunanlıların vahşeti, bazı arkadaşlarımızın duygusal doğuculuğu, dar görüşlü din çevrelerinin tutumu, tersine çevirmeye yetmez. Çevirmeye çalışanlar başlarını tarihe çarparlar” (s. 158)! Kendi kültür kaynaklarımıza (Doğuya) döndüğümüzde başımızı tarihe çarpacakmışız. Hâlbuki yönümüzü Batıya döndüğümüzden beri her gün kafamıza balyoz iniyor!
Birinci Paylaşım Savaşı sonunda birçok Arap toplumunu örgütsüz biçimde ortada bıraktık. Bize karşı ayaklanarak bağımsızlık elde etmiş değiller. Kurtuluş savaşını bitirdikten sonra bizden yardım istediklerinde “kendi başınızın çaresine bakın” diyen sanki biz değilmişiz. Bir Arap düşmanlığı estiriliyor ki sormayın. İran ile yüzlerce yıldır değişmeyen sınırımız var. Bu, iyi geçinmişiz demektir. Daha dün bize her türlü hakareti yapan Batı toplumlarıyla müttefik oluvermişiz ama son zamanlarda bir İran düşmanlığı pompalanıyor ki anlamak mümkün değil. Özakman’ın kitabını ve malum medyanın tam da bu sıralarda gündemde tuttuğu konulara bakınca zihin inşa operasyonunun yönü belli oluyor. Hem İranlılar kim, yarısı güney Azerbaycanlılar! Yani Azeriler. Demek yönümüzü onlara çevirince başımızı tarihe çarparmışız ha!...
“Roman işte” deyip geçebilir miyiz? Ama bu romanla düşünsel alt yapımız oluşturuluyor! Okuyucuya bir gözlük, paradigma yerleştiriyor.
Ozakman’ın Batıcılığı, yeni Tanzimatçılıkla flört ediyor! Buradan hareketle Atatürkçülükle Tanzimatçılık neredeyse aynılaştırılıyor. Tam da AB’nin toplum nezdinde maskesi düşerken, yazarın Atatürkçülük adına “Tek yol Batı” demesi, AB ve “emellerini onların emelleriyle tevhid edenlerin” ekmeğine yağ sürmüştür. Batı’nın kendisini aşağılamasını sorgulayan ve kaderine sahip çıkmaya hazırlanan topluma, “her şeye rağmen Batı’dan başka yolun yoktur” diyen kitaptaki bu tuzağı “dip dalga”nın görüp göremeyeceği merak konusudur. Bakalım bu tür yönlendirmelere rağmen “dip dalga” bu kez de yanlış yere mevzilenecek mi?
Kaynaklar Atatürk, Mustafa Kemal. Atatürk’ün Bütün Eserleri. Cilt 11. İstanbul. Kaynak Yayınları. 2003. Çınar, İkram. Mankurtlaştırma Süreci. Ankara. Anı Yayıncılık. 2006. Karagöz, Erkan. Kars ve Çevresinde Aydınlanma Hareketleri ve Sol Geleneğin Tarihsel Kökenleri 1878-1921. İstanbul: AsyaŞafak Yayınları. 2005. Kızılçelik, Sezgin. Atatürk’ü Doğru Anlamak. Anı Yayıncılık. 2003. Neciyev, Elçin. Kafkaslarda Türk Katliamı. İstanbul: Emre Yayınları. 2006. Özakman, Turgut. Şu Çılgın Türkler. Dokuzuncu Baskı. İstanbul. Bilgi Yayınevi. 2005. Qurbanov, Şamil. Neriman Nerimanov: Ömrünün Son İlleri. Baku. Azerbaycan. 2003.
UYARI: Eğitişim Dergisinden yapacağınız her türlü alıntı için kaynak belirtmeniz ve sayfaya bağlantı vermeniz gerekmektedir. Yazıları bütün olarak kendi sayfanızda yayımlamanız yasaktır. Ancak, başlık ve bazı küçük alıntılarla, yazının tanıtımını yapabilir ve "Devamı için TIKLAYIN!" diyerek, konuklarınızı bu sayfaya yönlendirebilirsiniz.
|






Drama yazarı Turgut Özakman’ın 2005 yılında son belgesel romanı yayınlandı: Şu Çılgın Türkler! Batı ve onun yerli uzantıları tarafından değerleri sürekli aşağılanan yılgın Türklere bu kitap ilaç gibi geldi dersek yeridir. Sonuçta kitap çılgınca tüketilmeye başlandı. Büyük bir satış başarısı gösterdi. Korsan baskılar hariç, Mart 2006’nın sonunda 300 baskı yapmış ve yaklaşık 600 bin kitap satılmıştır. Bu sayı Türkiye’de bir rekordur. Sevindiricidir.
Kitapta Enver Paşa sanki kuvayi milliyeye karşı, Türkiye’nin kurtuluşunu istemeyen, maceracı ve serseri bir kişi olarak sunulmuştur. Oysa Enver Paşa kurtuluşu istiyordu ve kuvayi milliyenin yanındaydı. Üstelik savaşa katkı da sunmak istiyordu. Ancak bu isteği hep geri çevrilmiş, engellenmişti.
Yorumlar
Editörün sorusu: Acaba bazıları Atatürkçülükle İnönücülüğü karıştırıyor olabilir mi?
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.