| Bilgi Toplumu Modelini Benimseyen Bir Denetmen, Öğretmenlere Nasıl Yardım Edebilir? |
|
|
| Yazar Ali DOĞAN |
|
Denetim önemli bir eğitim sürecidir. Tüm örgütlerde iş görenlerin neler yaptığının bilinmesi, işlerin nasıl yürüdüğünün ve amaca yönelik eylemlerin ne derece gerçekleştirildiğinin bilinmesi yönetimsel bir zorunluluktur. Bu denetim örgüt içi bir birim tarafından olduğu gibi bireylere özdenetim bilinci kazandırarak da gerçekleştirilebilir (Yıldırım, 2001:214). Denetime ilişkin tanımlamalar şöyle yapılmıştır: Denetim, işleyen yapı içerisindeki gelişmelerin amaçlara uygunluğu açısından izlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması sürecidir (Aydın,1986;1). Teftiş, kamu ve kurum yararı adına insan davranışlarını kontrol etme sürecidir (Taymaz, 1997;1). Eğitim denetimi,eğitim sistemini korumak ve yaşatmak için, sistemin tüm üyelerinin davranışlarını, kamu ve örgüt yararı adına kontrol etme sürecidir(Karslı,2001) Glickman’a göre denetim, öğretmenlere olan direkt yardım, program geliştirme, eğitimciyi geliştirme, grup geliştirme ve yöneylem araştırması yollarıyla öğretimi geliştiren okul işlevidir (Özmen,2000;121). Sosyal örgütlerde olduğu gibi eğitim kurumlarında da,işleyişin aksamasının sonuçları daha geç ve güç anlaşılabilir ve önlemlerin alınması daha uzun süreyi ve çabayı gerektirebilir. Denetim, örgütün kendi varlığının ve işleyişinin sürdürülmesi için zorunludur. Denetimin amacı, örgütsel amaçların gerçekleştirilme derecesini belirlemek ve gerekli önlemleri zamanında almaktır (Aydın, 1986:1). Çağdaş eğitim denetiminin amacı, öğrenmeyi ve öğretmeyi etkileyen tüm öğeleri birlikte ele alarak, süreci değerlendirmek ve daha etkili kılmak üzere gerekli önlemleri almak olarak tanımlanmaktadır (Burgaz, 1995:127). Eğitim denetiminin amacı, yetiştirilmek istenilen insan tipine uygun öğretme - öğrenme süreçlerinin geliştirilmesine hizmet eder. Yirminci yüzyılın son çeyreğinde hızlı gelişmeler ve değişmeler yaşandı. Bu değişmelerin çoğu önemli ölçüde bilişim teknolojisine dayanıyor.Bu değişme ve gelişmeler durmadığı gibi bu toplumsal değişim ve gelişmelerin ivmesi de artarak sürmektedir.Bilişim teknolojisi insan yaşamının hemen her alanına yansımaktadır.Bilişim teknolojisinin girmediği yada yansımadığı hiçbir alan yoktur sanırım. Girdiği her alanda da etkisini her geçen gün arttırarak hissettirmektedir.Bilişim teknolojisindeki gelişmeler,yaşamın her alanında hızla yayılmaktadır.Bu gelişme ve değişmeler insan yaşamını etkilemekte ve büyük ölçüde yeniden biçimlendirmektedir. Tofler,tarihi çağlara ayırma yaklaşımında bunu üçüncü dalga olarak adlandırmaktadır.(Akt. Çınar 2002) Her şey hızla bu kadar çok değişiyorsa buna değişim ve dönüşüm demek gerekmektedir.Çünkü, “zorunlu değişme çoğu iş ve sanayi örgütlerinde bir yaşam biçemi olmaktadır”. Dolayısıyla değişimlerden etkilenen yaşam her açıdan başkalaşıyor, alışılmış olandan uzaklaşıyor. “Hepimiz için değişme kaçınılmazdır.Bu gibi şeyler oldukları gibi yada olmalarını istediğimiz gibi tamamen korunamaz.Bugün hala ayakta kalan böyle şeyler yoktur.Biz ya ileri gideriz yada geriye kayarız.Bunun doğru olduğunu biliyorsak da,çoğunlukla yeni olan kesin değişim konusunda belirli bir eğilime sahibiz.Bazen onlara karşı güçlü bir şekil de direniriz” (Aydın 1986:1). Her alanda karşılaşılan dönüşümün olumlu olduğu kadar kolayca olumsuz yansımaları da elbetteki vardır. Reber’e göre, “İnsan oğlu alışkanlıkları olan yaratıktır ve özellikle işle ilgili olan durumlarda kararlı olmayı isterler.(…)İyi yerleşmiş alışkanlıklardan vazgeçme ve yeni çalışma koşullarının olası tehditlerini denemek rahatsız edicidir.Kayıplardan daha çok kazanç olmadıkça ve kazanç açıkça belirgin kılınmadıkça insanlar doğal olarak daha değişmeye karşı direnir olacaktır” (Aydın, 1986:1) . Değişme,gelişme ve dönüşüm ile bütün bu nedenlerle denetim, okul yöneticilerinin ve öğretmenlerinin üstlendikleri görevlerini yerine getirmeleri sırasında bunların eksiklerini arama amaçlı yapıldığı takdirde, sonuçları bakımından eğitimde kalite kaybını hızlandıran bir ortam hazırlar. Bu nedenlerledir ki, denetim görevinde bulunanlar her eylemlerini ve kararlarını kimseye beğendirmek gibi bir davranış içerisinde bulunamazlar. Denetmenler böyle bir davranış içerisinde bulunmadıklarından, her fırsatta öğretmen yönetici ve öğretmenler tarafından zaman zaman eleştiriye uğrarlar. Eğitim örgütlerinde kişi veya kurum çıkarları ile çatışan her kararın şikayete dökülmesi sonucu deneticilerin inceleme veya soruşturma gibi rehberlikle bağdaşmayan görevlerle karşı karşıya bırakılması, bu görevde bulunan elemanların güçlü çalışma isteklerini bitirmeye yetecektir. Denetimden beklenen asıl amaç, yöneticinin ve öğretmenin çalışma heyecanını artırmak, böylece eğitimde istenen hedefleri yakalamak ve eğitimde kaliteli hizmet sunumunu gerçekleştirmek olduğuna göre, ağırlığın performans denetimine denetimine kaydırılması gerekmektedir.Türkiye’de olmadığı ileri sürülen performans denetiminin hayata geçirilmesi sonucunda, eğitimde kalitenin yükseltilebileceği, verimsizliklerin azalacağı ve verimliliğin arttırılmasının büyük ölçüde başarılacağı savunulmaktadır. Görevinin yerine getirilmesi sırasında yerine getirmesi beklenen görevlerini gerçekleştirmek çabası göstermeyen, sorumluluk almayan ve yeni projeler üretmeyen öğretmen ve yöneticilerin, çaba gösteren,sorun çözen, projeler üreten yönetici ve öğretmenlerden daha değerli görülmesi, birinci grubun dürüst, ikinci grubun sorun olarak gösterilmeleri; yöneticiliğe aday öğretmenlerin bilgi birikimi ve yeterliliklerinden daha çok, görev yerine getirilmeyince, sorumluluk da olmaz şeklindeki bir anlayışa, modele sarılmalarına neden olacaktır. Denetimde dikkat edilmesi gereken birinci nokta,denetim insanla/insanlarla çalışma sürecidir. Okul dendiğinde ilk akla gelen yönetici-öğretmen ve öğrencilerdir. Okulun fiziki kapasitesi, donanımı ve diğer maddi kaynaklar eğer insan varsa anlam ifade edebilmektedir. Kısaca denetim sürecinde insan yoksa, denetimden ya da yönetimden söz edilemez. Denetimdeki bir başka nokta da, denetimin bilimsel boyutudur. Denetim alanında bilimsel bilgi birikimi arttıkça denetmenin kişisel yeteneklerinin yerini bilimsel yöntemler almaya başlar. Uzmanlaşma arttıkça da eğitim sürecinde denetmenin öğretmen ve öğrencilere yardımları da artmış olur.İnsanla çalışma ve denetimdeki bilimsel boyutu tamamlayan üçüncü bir boyut ise, denetim elemanlarının meslekleşmiş olmalarıdır. Günümüzde bilimsel gelişme ve yasal değişmelerle denetim süreci meslek haline gelmiştir. Yasal değişikliklerle birlikte denetmenlik bir meslek olarak algılanmaya ve kabul görmeye başlanmıştır. Etkili bir denetim elemanının taşıması gereken en önemli üç unsur: Teknik beceri,insani beceri ve kavramsal becerilerdir. Öğretim yöntem ve teknikleri,süreç ve işlemleri Denetim elemanının teknik becerilere sahip olmasını gerektirir. Bu becerilere sahip olmayan denetmenin alanda etkili olması beklenemez. Denetmenin eğitim örgütlerinde yönetici ve öğretmenlerle birebir veya grup halinde insanlarla çalışabilmesi için insansal becerilere sahip olması gerekmektedir. Alandaki öğretmen, yönetici ve diğer elemanları güdüleme,tutum geliştirme,grup dinamiği,insan gereksinimleri, moral ve insan kaynağını geliştirme hakkında bilgi sahibi olması gerekmektedir. Denetim elemanının eğitim alanındaki kuramsal gelişmeleri izleme,kavrama ve karşılaştığı özgün eğitim durumlarını bu kuramsal ve kavramsal bakış açısı ile değerlendirme yeteneğine sahip olabilmesi için, kavramsal becerilere sahip olması gerekmektedir. Bu beceriler,başta eğitim kuramları olmak üzere, yönetim bilimleri, örgüt kuramları ve insan davranışları ile eğitim alanındaki kuramsal bakış yeteneği kazandıracak bilim dallarının bilgi birikimine sahip olmayı gerektirmektedir. Özetle denetim, hangi tür eğitim örgütlerinde gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin mutlaka başarıya ve kaliteye endekslenmeli,bağcı dövmek değil, üzüm yemek amaç olmalıdır. İş yapmayan yöneticinin ve öğretmenin hata yapması da söz konusu olmayacağından, hatalar tolore edilebilir nitelikte ise, uyarılmalıdırlar. Bunun yerine, suç yaratmak,suçlu bulmak amacıyla olayların abartılmasına gidilmesi halinde, kişilerin pasifize edilmesi,sindirilmesi kaçınılmaz olur. O takdirde, eğitim çalışmalarında ve eğitim yönetiminde etkinlikten bahsedilemez. Kısaca, yönetilecek, denetlenecek herhangi bir etkinlik ortaya konamayacağından, yönetilecek ve denetlenecek bir işlevin de ortada bulunmaması sonucu ile karşılaşmamız kaçınılmaz olur. Öte yandan denetleyenlerin (denetim elemanlarının, müfettişlerin), denetlenenlere (okul yönetici ve öğretmenlerine) verecekleri bir şeylerinin olabilmesi için denetim elemanlarının yeterli bilgi birikimine ve uzmanlık ile deneyime sahip olmaları gerekir. DENETMEN-YÖNETİCİ/ÖĞRETMEN İLİŞKİLERİNDEKİ ENGELLER Denetimdeki en önemli sorunlardan birisi iletişim eksikliğidir. İletişimde denetmenin kendisi kaynaktır. Bu kaynak, ulaşacağı bir hedef, göndereceği bir araç vardır. İletinin kodu eğer alıcı tarafından çözülemiyorsa, kodlanan bilginin anlamını bilmiyor demektir. Bu sebeple kodlanan bilginin sembollere dönüştürülerek çözülmesi gerekmektedir.Günümüzde de iletişim yazılı, sözlü olabildiği gibi, bilişim teknolojisi kullanılarak da yapılabilmektedir. Telefon,Televizyon, Radyo, el-mek, Internet vs. İletişim aracı kullanılırken de çeşitli ölçütlerin kullanılması gerekmektedir. Denetmenin kullandığı iletişim aracının;
İletişimi geliştirirken, ü denetmenin kendisini tanıması , ü kendi özelliklerini, önyargılarını,güdülerini bilmesi; ü başka insanların farklı olduğunu kabul etmesi; ü karşılaştığı ikinci üçüncü şahısları dinleme sabrını göstermesi (karşısındakinin sözünü kesmemesi, yargılamaması,cevaplamadan önce iyi düşünmesi,duyabilecek kadar yakın mesafede olması,değerlendirme ve ön yargıların farkında olma, önemli noktaların altındaki düşüncenin nedenini bilme,kavga nedeni saymama,kestirip atmama vb.) ve, ü dönüt alması gerekmektedir. Bunun dışındaki davranışların iletişimi bozucu davranışlar olduğu unutulmamalıdır. Denetimde etkili iletişimi etkileyen en önemli üç engel vardır.
EĞİTİM DENETİMİNDE BULUNAN BİR DENETMEN ÖĞRETMENE NASIL YARDIM EDEBİLİR ? 1-)Denetmenler, eğitim kurumunun misyon, vizyon ve değerlerini nasıl oluşturmakta ve bir mükemmellik kültürü oluşturma doğrultusunda nasıl örnek olabilirler?
2-) Denetmenlerin kurumun yönetim sisteminin oluşturulması, bu sistemin yaşama geçirilmesi ve sürekli olarak iyileştirilmesi çalışmalarında kişisel olarak nasıl rol alabilirler?
3-)Denetmenler Öğretmen, veli ve öğrenci temsilcileri ile ilişkileri nasıl yürütebilirler?
4-) Denetmenler, Okul öğretmenlerini nasıl güdüleyebilir, destekleyebilir ve tanıyabilirler?
5-)Denetmenlerin, denetimsel rollerini daha etkili bir biçimde oynayabilmeleri ve öğretmenlere/yöneticilere amaca uygun yardım edebilmeleri için:
Son söz olarak: Bütün bu ileri sürülenlerin bir çırpıda gerçekleşmesi elbette mümkün olmayabilir. Ancak, bütün bunları bilinmez tarihlere bırakmak, sorunları görmezden gelmek belki bu sorunlardan daha da tehlikeli bir çözüm yolu olur. Yukarıda ileri sürdüğümüz sorunlar ve çözüm yolları yıllardır yazılıp çizilmesine karşın, sorunları ortadan kaldıracak çözümleri gerçekleştirecek geçmiş ve bugünkü siyasal iktidarlar, ne acıdır ki sorunlara yeni sorunlar ekleyerek sistemi işlemez hale getirmektedirler. Sistemden kaynaklanan sorunlar elbetteki vardır. Ne acıdır ki insandan kaynaklanan sorunlar sistemden kaynaklananların önüne geçmiş durumdadır. Bütün bu sebeplerden dolayı, özellikle eğitim sisteminin siyasal iktidarların kadro istihdam ettikleri,okullarımızdaki yeni kuşakları iktidarlarını sürdürebilmek amacıyla kendi “arka bahçeleri” olarak gördükleri anlayışlardan kurtarılması, sorunların çözümünde en doğru başlangıç olacaktır. Bilgi toplumu modelini benimsemiş bir denetmen gücünü bilgiden almalıdır. Çünkü “bilgi güçtür” (Bacon). Denetmen,bilginin eğitim örgütlerinde sürekli olarak yeniden dağıtılması ve yaygınlaştırılması amacıyla görev yapmak durumundadır. Bilginin dağıtılması ve yaygınlaştırılması yanında bilginin tekelleşmesini engelleyerek, bilginin kurumsallaştırılmasını ve bir kamu malı olarak kullanılmasını sağlamak için çaba göstermek de denetmenin önemli görevleri arasındadır. Bilgi bilgiye sahip olanlar arasında aktarılabileceğine göre, bilgi toplumu öğretmen ve yöneticileri de bilgiyi alabilecek, kodlayabilecek ve yeni kanallarla hedef kitlelere ulaştırabilecek bir eğitim düzeyine sahip olmaları gerekmektedir. Bu da öğretmen yetiştiren kurumların yeniden islahı ile mümkün olabileceği gibi, alanda görev yapmakta olan öğretmen, yönetici ve Denetmenlerin hizmet içi eğitimleri ve akademik yollardan yüksek lisans yapmaları ile sağlanabilir. KAYNAKÇA
10. Yıldırım, Bilal. İlköğretimde Denetimin Etkinliği İçin Yeni Bir İletişim Modeli, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 11, Sayı 1, Elazığ,2001.
UYARI: Bu yazının tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz, başka internet sayfalarında bütün halinde yayınlanamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan başlığa aktif link verilerek kullanılabilir.
|





