|
Eğitişim Dergisi E-Eğitim, Bilim ve Sanat Dergisi Şubat 2008. Sayı: 18 ISSN 1307-1785 |
|
|
|
TORYUM ve NÜKLEER
YAKIT Prof. Dr. Oktay Hüseyin (Guseinov) Dr. Hüseyin Aksu huseyinaksu26@hotmail.com |
|
|
Türkiye’de atom santrali kurulacağını duyan ve
çekirdek fiziği
çalışmayan bir fizikçi, bir gün içerisinde bu
konudaki
hangi bilgilere ulaşır ve neleri düşünür?
1.
Çekirdek yakıtları Тhоrium (Toryum), yumuşak, viskozitesi
çok büyük, iyi dövülebilen, gri renkte olan radyoaktif bir metaldir.
Periyodik tabloda 90. sırada yer alır ve atom yükü 232 dir
(90Th232).
Toryumun özyoğunluğu -11.78 g/cm3,
özısı tutumu -0.113 J/Kmol,
erime sıcaklığı -2028 0K, buharlanma
sıcaklığı -5060 0K dir. Toryumu içeren
ve sonradan thorit olarak adlandırılan mineralinden
1828 yılında ayırmışlar ve İskandinav
mitolojisinden bilinen gök gürültüsü Tanrısı Thora’nın
adını vermişlerdir.
Yaklaşık olarak bundan 100 yıl
önceki dönemlerde, toryumun ateşte ısıtıldığında güçlü bir ışık verdiği
bilinmekteydi. Bu da onun evleri aydınlatma amacı ile kullanılmasına neden
olmuştur. Eğer katı maddeyi ısıtırsak, örneğin demiri, onun 1000 Günümüzde bilim adamları, Toryumu
diğer metallerle karıştırarak, ısıya ve kırılmalara dayanabilen alışımlar
elde ediyorlar. Toryumun oksidi tüm diğer oksitlerden ve metallerin büyük
çoğunluğundan daha yüksek sıcaklıklarda erir (3077 Bilindiği gibi Mendeleyev’in
tablosunda, sıra numaraları küçük olan kimyasal elementlerin doğada
bulunmayan, ama yapay yollarla elde edilen ve doğadaki bazı süreçler sonucu
oluşan izotopları radyoaktiftir. Örneğin hidrojenin bile radyoaktif izotopu
vardır. Bu Trityumdur (1H3) ve onun kendi kendine yarı
bölünme ömrü (çekirdeklerinin yaklaşık yarısının beta (β) bozulmasına
uğraması için gereken zaman) 12.3 yıldır. Alüminyum atomunun 13Al27
izotopu dışında olan diğer izotopları saniye ve dakikalar içinde bozulur. Mendeleyev tablosunda sıra
numaraları orta ve büyük olan elementlerin izotopları adeta radyoaktiftir ve
bazılarının yarı ömürleri milyonda bir saniye kadar küçük olabilir. Burada
bizi doğal radyoaktiflik ilgilendiriyor, yani gezegenimiz olan Dünya’nın oluşması sırasında (5x109 yıl önceden)
geriye kalan elementlerin radyoaktif izotopları ve onların bozulmasının
ürünleri. Bu elementlerin izotoplarının yarı ömürleri 3x108 yıldan
büyüktür. Böyle elementlerin izotoplarından Potasyum (19K40), Vanadyum (23V59),
Rubidyum (37Rb87), İndiyum (49İn115),
Tellür (52Te123), Lantan (57La138),
Lütesyum (71Lu176), Renyum (75Re187)
β radyoaktiflik parçalanması ile (çekirdeklerinden bir elektron veya
pozitron ışıması yaparak) komşu elementin dayanaklı izotopuna dönüşürler. Bu
tip radyoaktiflik gösteren elementlerden çekirdek enerjisi elde etmek çok
elverişli değildir. Doğal radyoaktivitelik gösteren
elementler içinde Neodim (60Nd144), Samaryum (62Sm147),
Toryum (90Th232), Uranyum (92U235)
ve (92U238) α radyoaktiflik gösterirler. Biliyoruz
ki α parçacığı helyum atomunun çekirdeğidir. Bunların dışında bazı çok
düşük olasılıkla α radyoaktiflik
gösteren elementlerde vardır (Kadmiyum 48Cd152,
Hafniyum 72Hf174 ve Platin 78Pt190
ve 78Pt192.) Doğada, α radyoaktiflik özelliği
gösteren elementlerin parçalanması sonucu oluşan ve kısmen uzun yaşayan
radyoaktif izotoplar da vardır. Bunlar 90Th232, 92U235
ve 92U238 izotoplarının ürünleridir. Bu radyoaktif
elementlerin parçalanması sonucu oluşan α parçacıkların, nötronların ve
kozmik ışımadaki protonların etkisi ile hafif elementlerin bile bazı
izotopları oluşur. Bu izotopların yarı ömürleri kısa olduğundan pek
gözlenemezler ve bu nedenle de doğada çok az miktarda rastlanırlar. Bundan 50 yıl önce başlanan
çalışmalarda, farklı elementlerin çok sayıda (binden fazla) izotopu yapay
yollarla elde edilmiştir. Bunların çoğu özel bir amaçla değil, çekirdek ve
parçacık fizikçilerinin yaptıkları deneyler sonucu tesadüfen oluşmuştur. Bizi
burada ilgilendiren konu, atom (daha doğrusu çekirdek) enerjisinin elde
edilmesi olduğundan, alfa (α) radyoaktifliği gösteren ve özellikle kendi
kendine ya da az bir enerji alarak bölünen elementlerin izotopları üzerinde
durmalıyız. Genelde atom numaraları Z>83 olan ve beta (β)
parçalanmasına uğramayan elementlerin hepsi alfa parçalanmaya maruz kalırlar
ve bunların içlerinde daha ağır olan elementlerin izotopları bölünür. Doğada
rastlanılan radyoaktif elementler içinde çok yaşayan ve diğer radyoaktif
elementlerden çok daha fazla rastlanılan elementler 92U238
ve 90Th232 dur. Bu elementlerin milyon yıldan fazla
yaşayan izotoplarının yarı ömürleri aşağıdaki gibiler: 92U238–
4.51x109, 92U235– 7.13 x108, 92
U236– 2.39x107 yıl, 90Th232–
1.39x1010 yıl. Dünyadaki Toryum
rezervi Uranyumdan yaklaşık 3-4 kat daha fazladır. Bir kimyasal elementin
diğerinden fazla olması onun tam olarak elde edilmesinin kolaylığını ve
maliyetinin daha az olması anlamına gelmiyor. Önemli olan kimyasal
elementlerin elde edilmesi kolay olan yataklarda birikmesi ve kullanışı daha
az masraf isteyen halde olmasıdır. Toryumun farklı ülkelerde bulunan maden
yataklarındaki miktarını tonlarla ifade edersek, yaklaşık olarak şöyle bir dağlım olduğu söylenebilir: Türkiye 380 bin, Avustralya
340 bin, Hindistan 300 bin, ABD
300 bin, Norveç 180 bin, Kanada
100 bin ton. Diğer ülkelerdeki Toryum rezervlerinin toplamı 100 bin tondan az
olduğu bilinmektedir, ama bunlar tahminlerdir ve değişebilir. Örneğin Rusça
olan belgelerde Türkçe yayınlardan farklı verilerin olduğu
bilinmektedir: Avustralya 300 bin, Hindistan 290 bin, Norveç 170 bin, ABD 160 bin,
Kanada 100 bin. Diğer yandan dünyadaki Toryum rezervlerinin yaklaşık % 25’inin
Norveç’te olduğu da yazılarda geçmektedir. Doğu insanlarının bir şeyleri
değerlendirme konusunda kesin olmayan ve çok abartıcı şekilde konuşmalara
sahip oldukları bilinmektedir. Bu anlamda Türkiye’deki Toryum zenginliğine ve
işlenmesinin maliyetine de daha ciddi yaklaşılması gerekir. Kolay elde
edilebilen 92U238 (doğal
olarak temiz şekilde değil) rezervleri için: Avustralya 323 bin, Kazakistan
317 bin, Nijerya 125 bin, Rusya 121 bin, Kanada 105 bin ton. Maliyeti daha
fazla olan Uranyum rezervleri çok daha fazladır ve bunlara bağlı yazılardan
yine de Avustralya birinci ve Kazakistan ikinci sıradadır. Şimdi Uranyumun ve Toryumun çok
iyi bilinen ve yukarıda verdiğimiz yarı ömürlerine bağlı bilgileri
inceleyelim. Toryumun yarı ömrü çok daha büyüktür ve onun bölünmesi sonucu
oluşan ve yarı ömrü büyük olan izotopları da yoktur. Yalnızca 90Th230 izotopunun yarı
ömrü 8x104 yıldır. Böylece
bir yandan Toryumun esas izotopunun kendisi Türkiye’de bazı diğer ülkelerde
ki gibi kolay bölünmüyor, diğer yandan dünyanın bütün maden yataklarında ne
kendisinin izotopları ne de ürettiği diğer elementlerin atom yakıtı gibi
kullanılmaya elverişli olanı, yani kısmen çok yaşayan ve böylece birikebilen
izotoplar bulunmamaktadır. Toryumun öyle fiziksel özellikleri var ki bomba
yapımı için hiç kullanılmaz. Aynı zamanda atom santrallerinde yakıt olarak
kullanılması Uranyumunkinden daha zor yollarla mümkün olmaktadır. Ama
fiziksel özellikleri, onun yakıt olarak kullanılmasından sonraki
kalıntılarının Uranyumunki kadar tehlikeli olmadığını da gösteriyor. Yani onların doğaya vereceği
zararın önlenmesi için harcanan paranın daha az olduğu apaçıktır. 1940’lı
yıllarından beri Toryum hep bir nükleer yakıt gibi kullanılmak istenmiştir,
özellikle son 30-35 yılda. Bu yönde en fazla bilimsel ve teknik çalışmalar
Almanya, Hindistan, Japonya, Rusya, Büyük Britanya ve ABD’de yapılmıştır. Eğer 90Th232 ile
yüklenmiş nükleer reaktöre yüksek enerjili nötron demeti gönderilirse, bu
Toryum çekirdekleri nötronları soğurarak kendi kendine hızla bölünebilen
Uranyumun 92U233 izotopuna dönüşürler. Hızlı nötronları
elde etmek için, hızlandırıcılarda hızlandırılmış protonlar ağır çekirdekli
atom hedeflerine yönlendirilir. Buradaki teknik problemler halen güncelliğini
korumaktadır, çünkü elde edilen enerjinin maliyeti çok önemlidir. Diğer
yandan unutmamak gerekir ki Uranyum- 233 atom bombası yapımı için kolayca
kullanılabilir, bu da iyi değil. Bilindiği gibi, yeryüzünde
nüfus azalmazsa, yaklaşık 50 yıl sonra kimyasal doğası olan yakıtlar ve hatta
Uranyum yakıtı bile (kolay bölünen izotoplar) enerjiye olan talebi
karşılamaya yetmeyecektir. Daha ötesi, yakıtların fiyatları çok artacaktır.
Bu nedenle Uranyum- 238 ve Toryumu- 232 daha düşük maliyeti olan yöntemlerle
yakıt olarak kullanma yönünde çalışmaların devam edilmesi gerekir. Bunun için
de hızlı (sıcak) nötronlar kaynağı gerekir. 2.
Atom santrali Türkiye için de çok gerekli Dünyadaki bu geçici hayatı ne
kadar büyük felaketlerin beklediğini pek önemsemeyen çok insan vardır.
Küresel ısınma gibi felaket üzerimize gelmese bile insanların diğer
felaketlerle karşı karşıya kalması kaçınılmazdır. Dünyada insan sayısı çok büyük rakamlara
ulaştığı için ekili toprakları, su, yakıt ve yaşam için en gerekli olan diğer
şeylerin çok yetersiz kaldığı da bilinmektedir. Bunların karşısına geçebilmek ve kendilerini korumak için, gelişmiş ve bazı
gelişmekte olan (Rusya ve Çin gibiler) ülkeler farklı şekilde etkileri olan
genetik silahlar üretiyorlar ve geliştiriyorlar. 5-10 yıl sonra bu silahlarla
yer yüzündeki insan sayısını belirli sayıda tutmak ve onların türünü
değiştirmek imkanına ulaşılması beklenmektedir. Bunların hepsi dünyadaki
insanların büyük çoğunluğunu yeni bir şey gibi pek ilgilendirmez, çünkü onlar
bu dünyanın sonunun bile geleceğini biliyorlar. Daha da önemlisi, bu geçici
dünyada ki felaketler, diğer dediğimiz ve zamanla kısıtlanmamış asıl dünyayı
(cenneti) etkilemiyor. Bu dünyadaki sorunların da önemli olduğunu göz önüne
alarak karşımızda duran
problemlerden bazılarını tartışmaya devam edelim. İnsanların akıllarını
(zekasını) pazara koyup satışa çıkardılar.
Herkes kendi aklını beğendi ve aldı.
Atasözü. Gelişmiş ülkelerdeki çok sayıdaki
insan için bu atasözü geçerli değildir. Böyle insanlar o ülkeleri gelişmiş
yapmışlardır. Gelişmiş ülkelerde en değerli şey kaliteli eğitim, bilim ve
yeni teknoloji üretimidir. Gelişmekte olan ülkelerde ise uyanıklıktır. Her
iki grup ülkede zeki olan insanlara değer verilmektedir. Ama zeki olmak
kavramı bu iki grup ülkelerde farklı şeyleri içeriyor. Birin de eğitimli
olmayı ve bilim yapmayı, diğerinde ise uyanık olmayı seven insanların oranı
fazladır. Ama toplumların ekonomik kalkınması için toplumun uyanıklık
kapasitesi şimdilerde çok da önemli değil, ayrı ayrı
aileler için çok büyük önem taşısa da. Atom santralini çalıştırmak için ise
bu özellik tehlike oluşturur. Diğer ülkelerdeki gibi bizim
ülkemizde de bir sürü cihaz ve donanım
var ki, onların gerekli seviyede ve kazasız kullanılması ve tamiri
yapılması için yüksek seviyeli uzmanların olması gerekir. Atom santralleri de
bunlardan biridir, ama bir farkı vardır. Buradaki kaza yalnız santralin
bulunduğu ülkeyi değil, komşu ülkeleri de etkiliyor. Bizdeki eğitimin ve
bilimin kalitesi ise yıldan yıla ilerlemek yerine, hep gerilemektedir.
Kaliteli eğitime ve bilime değer vermeyen ülkede ise yapılan işlerde ciddilik gerektiren seviyede olamaz. Bunu da
TV programlarında ki bilime ve yeni teknoloji üretimine bağlı yayınlardan,
elektriklerin gidip gelmesinden ve diğer örneklerden görüyoruz. Ciddi yaklaşım ise atom santrali kullanımı
için en önemli yaklaşımlardan biridir. Atom santralinde kapsamlı bilgi elde
etmiş (veya edebilen) ve derin şekilde düşünebilen fizikçilerinde olması
gerekir. Böyle bilim adamlarımız ise şimdilerde yoktur ve gelecekte olması da
imkansız duruma gelmiştir. Ama bunların da pek önemi yoktur belki? Neden? Dünyada küreselleşme süreci hızla
ilerlemektedir. Bu süreçte devletlerin sınırları pek önem taşımadan, sermaye
ve gayrı menkul, kaliteli eğitimi ve bilimi olan milletlerin temsilcilerinin
ellerine geçmektedir. Diğer yandan onlar bu dünyada daha sağlam yaşamaya daha
fazla önem veriyorlar. Bunları da göz önünde bulundursak, onların yaptıkları
atom santrallerin de, kazaları önleme açısından en önemli görevlerde onların
çalışacakları kaçınılmazdır. Onlar iyi biliyorlar ki, insan düşüncesi geçmiş
de olanlar ve yaşadıkları ile sınırlıdır. Bu limiti aşmak için bilimsel
düşüncenin hızla gelişmesi ve bu düşünce gücü kullanılarak yeni bilgilerin
elde edilmesi gerekir. İnsan düşüncesi serbest olarak gelişmez. İnsanın
düşüncesini yaşadığı ortam belirler.
UYARI: Eğitişim Dergisinden yapacağınız her
türlü alıntı için kaynak belirtmeniz ve sayfaya bağlantı
vermeniz gerekmektedir. Yazıları bütün olarak kendi sayfanızda
yayımlamanız yasaktır. Ancak, başlık ve bazı küçük alıntılarla, yazının
tanıtımını yapabilir ve "Devamı için TIKLAYIN!" diyerek, konuklarınızın, ilgili
yazımıza yönlendirilmelerini sağlayabilirsiniz. |
|
|
|