|
|
Eğitişim Dergisi E-Eğitim, Bilim ve Sanat Dergisi Haziran 2009. Sayı: 23 ISSN 1307-1785 |
|
|
ERKEN ÖLÜM: OKTAY HÜSEYİN Arş. Gör. Murat Ertürk Çanakkale Onsekiz Mart Ün. Fizik Bölümü |
|
|
Tanıdığımıza
gerçekten sevindiğimiz ve hayata bakış açımızı değiştiren çok az sayıda
insanla karşılaşırız. Böyle insanlarla karşılaştığınızda sizi hemen kendine
çeken bir taraf bulunur. İşte Oktay Hüseyin hocamda bu özellikte bir insandı.
Üstelik ülkemizde ne yazık ki artan üniversite sayısına ters olarak hızla
azalan, nesli tükenmekte olan, çok az sayıdaki “bilim insanlarından” biri idi.
Sanırım
beni ilk olarak etkileyen tarafı karşısındaki insanın içini okurcasına bakan
pırıltılı gözleriydi. Keskin, net ve aydınlık sözleri ile kurduğu cümlelerle
karşısındakinin etkilenmemesi olanaksız idi. Ağzından çıkan her sözcük, sanki
çok uzun yıllar boyu düşünülmüşçesine kesin ve keskin. Dinlemeye
başladığımızda, düşünmek ve anlamak isteyen için yeni ufuklar, yeni
düşünceler ve yeni Dünya’lar gibiydi. Temel
bilimci olmanın verdiği özellik olarak (onun anlatımıyla) “net ve aydın”
şekilde konuşmak ve problemi ortaya “kesin şekilde koymak” en büyük
özelliğiydi. Olaylara bakışındaki bu kesinlik ve açıklamalarındaki bu
aydınlığı onunla konuşan herkes rahatlıkla fark ederdi. Her zaman vurguladığı
“temeller sağlam ve onlara dayanarak konuşursan hata yapmazsın” onun için bir
ilke idi. Bilimsel bilginin verdiği güçle görüşlerini söylerken korkusuzdu.
Bu korkusuzluğu, bilimin, bilginin verdiği güçten kaynaklanıyordu. Oktay
hocam konuştuğunda bu gücü hissedebilirdiniz. Açıklamaları, anlamak isteyen
için çok kesin ifadeler içerir ve sadece hayranlıkla dinlemenin zevkine
varırdınız. Ülkemizde bolca bulunan bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar
için ise büyük bir afallamaya yol açardı. Derin ve sezgisel düşünce gücü ile tartışılan
konuyu çok çabuk kavrayarak kendi düşüncesini ortaya koyabilirdi. Tanıdığım
1997 yılından beri ağzından en çok duyduğum sözcük olan “hissetmelisen”
onun fizik bilimine bakışını özetleyebilir. Fizik ile uğraşanların, onun
felsefesine göre hissetmeleri gerekirdi. Bu çalışılan konunun fizikçi için
bir zevk olması anlamına gelirdi onun için. Ve bu öyle bir zevk ki ancak bu
hissi yaşayan bilebilir. Bu sezgisel ve derin düşünce gücü, onu klasik
araştırmacılardan ayıran en önemli özellik idi. “Hisseyleyerek”
yaşadığı bilimsel hayatı boyunca, bilim dünyasına büyük katkılarda bulundu [1].
Ondan
aldığım ilk ders olan Elektromanyetik teorisi dersine girişini hiç unutamam.
Elinde küçük bir, öğrenci isimlerini yazdığı, not defteri ve bizim bezgin
suratlarımızda bilgi kırıntıları arayan, yanlışta olsa yeni düşünceleri
sorgulayarak bakan parlayan gözleri. İlk defa bir hoca derste bizden
tartışmamızı istiyor ve bu tartışmalardan bize notlar veriyor ve üstelik
tartışmalardan zevk alıyordu. En sevdiği şey bilimsel bir konuda (tamamen
saçma sapan, yanlış olsa da) tartışan öğrenciler görmekti. Özellikle her
kesin çok iyi biliyorum dediği basit konularda bile öyle basit ama çetrefilli
sorular sorarak tartışma başlatırdı ki, aslında basit olarak gördüğümüz
konuları bile derin olarak düşünmeden aynen dershanelerde nasıl
yetiştirildiysek öyle öğrenmeye (ezberlemeye) devam etiğimizi anlamıştık. Tartışma
sonunda yapmış olduğu açıklama o kadar sade ve aydın olurdu ki hayranlıkla
yerimize oturur ve daha iyi tartışmak için hırslanırdık. Her zaman en zor
görünen problemleri bile anlatırken “eğer anladıysan onu en basit şekilde
bile anlatabilirsin” derdi. En basit şekilde anlatma konusunda bir uzmandı
sanki. O kadar konusuna ve anlattığı “meselelere” hâkimdi ki, fiziği genel
şekilde bilmek gerektiğini özellikle vurgulardı. Popüler bilim yazılarında da
bu konusuna hâkimliğini ve problemleri daha geniş açıdan görme özelliğini
bulabilirsiniz. Ders anlatırken, klasik üniversite profesörlerinin aksine, en
önemli özelliği farklı düşünen ve iyi soru sorarak tartışma başlatacak,
kendisini zorlayacak öğrencilere değer vermesiydi. Oktay
Hüseyin hocamın bilim insanı olması ve 24 saat bilimi yaşaması yanında önemli
bir özelliği olarak onun bildiklerini öğrencilerine aktarmasıdır. Ondan
aldığınız bilgilerin, söylediği sözlerin kalıcı bir etkisi vardı. Bu özellik
“temeller sağlam olması” için onun çabalamasından ve kalıcı olması için en
basit hale getirmeye çalıştığı anlatımından ileri gelmekteydi. Bilim insanı
olması yanında çok iyi bir eğitmendi. Aklımda kalabilen en temel fizik
bilgileri tamamıyla ondan duyduklarım ve onun anlattığı şekilde kafamda yer
etmiştir. Anlatımında kullandığı sözcükleri ne bir eksik ne bir fazladır.
Anlatılan konunun veya problemin çerçevesini çok iyi belirleyerek konuştuğu
için söylediklerinin ya da tanımladıklarının hangi sınırlar içinde geçerli
olduğunu da belirtirdi. Bu şekilde, problemlerin çözümleri için bir bakış açısı
koyabilmek, ne kadar doğru ne kadar yanlış konuştuğunu bilmek olarak görürdü.
Bu alışkanlık, neyi ne kadar bildiğimizi belirlemek, çok önemli bir başlangıç
noktasıdır. Bu şekilde detaylarda kaybolmadan çözüm için genel çerçeveyi
görebilen bir bilim insanıydı. Bilimsel
konuları tartışmayı çok iyi bilen, bilimden bahsederken zevk alan, fizik
problemleri üzerine derin düşünmeyi çok iyi yapabilen “gerçek” bir bilim
insanını kaybettik. Yeri doldurulamayacak bir kayıp. Beraber konuşmalarımız,
tartışmalarımız ve kazanımlarım aklıma geldikçe, kafamda büyük, sıkıntı veren
ve beni karamsarlığa iten bir soru takılıyor. Böyle büyük bilim insanları
neredeyse yetiştiremediğimiz halde, var olanlarından ne kadar
faydalanabildik? Ülkemize gelmesi büyük bir şans olan Oktay hocamdan ne
oranda faydalandık veya verimli kullanabildik mi (çalışması sırasında ortaya
çıkarılan, karşılaştığı engellerden bahsetmek bile acı)? Ölümünden
hemen önce, son konuşmamızda yazmak istediği kitaplar, popüler yazılar ve bu
yazıların derlenip toparlanması üzerine konuştuk. Keşke biraz daha
konuşabilseydim, biraz daha vakit geçirebilseydim. Yokluğunu her zaman bir
eksiklik olarak duyacağım. Yapılacak daha çok iş vardı hocam, yazılacak
kitaplar ve popüler yazılar, tartışmalar, öğretecekleriniz … Değerli
ailesine baş sağlığı dilerim. Sonsuz yolculuğunda, aradığın cevapları bulman
dileğiyle, huzur içinde yat hocam… [1]
http://www.egitisim.gen.tr/Guseinovkimdir.htm
UYARI: Bu yazının tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilse dahi yazının
tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz, başka internet sayfalarında bütün
halinde yayınlanamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan
başlığa aktif link verilerek kullanılabilir. |
|
|
|