|
|
Eğitişim Dergisi E-Eğitim, Bilim ve Sanat Dergisi Haziran 2003. Sayı: 2
ISSN 1307-1785 |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
İLKÖĞRETİME
ÖĞRETMEN YETİŞTİRME Dr.
İkram Çınar |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
Giriş Bu
araştırmada Türkiye'de öğretmen yetiştirme
konusu işlenmiştir. Konunun genişliği dikkate
alınarak öğretmen yetiştirme; a)
İlköğretime öğretmen yetiştirme ile, b)
1982 YÖK düzenlemesi ve 1998 "yeniden yapılanma"
konusuyla sınırlandırılmıştır. Bulgularla
ilgili tablolar ekte sunulmuştur. A. Öğretmen
Yetiştirmenin Önemi Toplumlarda
her alandaki başarı eğitimin kalitesiyle, eğitimin
kalitesi de öğretmenin kalitesiyle doğru
orantılıdır. Öğretmenin kalitesi ise onun
yetiştirilmesine bağlıdır. Toplumlar
sonuncul hedeflerine (örneğin
çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne)
ulaşmak için kalkınmak isterler. Kalkınmada en
önemli araç, eğitilmiş insan gücüdür.
Çünkü ülkelerin yeraltı ve yerüstü
kaynakları ne kadar zengin olursa olsun, onu işleyecek eğitilmiş
insan gücü yoksa bu kaynaklar işletilemez. Öte yandan
kaynaklar ne kadar kıt olursa olsun, eğitilmiş insan
gücünün varlığı yeni kaynaklar yaratabilir.
Japonya buna verilebilecek örneklerden biridir. Eğitilmiş
insan gücünü her derece ve türden eğitim
kurumları yani okullar sağlar. Bunun niteliğinin belirleyicisi
ise sınıf içi etkinliklerdir. Bu nitelik,
öğretmenin niteliğiyle doğru orantılıdır. Eğitim
öğretim etkinliklerinde başarının en önemli ögesi öğretmendir. Öğretim
programları, yöntem ve teknikler ve araç gereçler,
öğretimi geliştirmek için önemli etkenler olmakla
birlikte, öğretmenin canlı kişiliği ile eyleme
konmadıkça istenilen ölçüde etki
sağlamayacaktır. Bu bakımdan öğretmenlerin nitelikli
bir hizmet öncesi eğitimden geçmiş olmaları büyük
önem taşır (Sözer 1991: 4). Nitelikli
öğretmen, öğrencinin düşünme ve imgeleme
gücünü artıran, programların ve ders
kitaplarının üzerine çıkaran bir eğitimcidir.
Öğrenciyi araştırmaya, eleştirel
düşünmeye, üst düzey bilişsel stratejileri iyi
kullanmaya yönelterek, öğrenci zihnini
özgürlüğe kavuşturur. ILO ve UNESCO'nun 1966 yılında
ortaklaşa hazırladıkları "Öğretmenlerin
Statüsü Tavsiyesi"nde öğretmen yetiştirmenin
amacı şöyle açıklanmaktadır: Onun genel
bilgilerini ve kişisel kültürünü; eğitme ve
öğretme yeteneğini; yurtiçinde ve ulusal
sınırlar ötesinde iyi insan ilişkilerinin
kurulmasına yön veren ilkelerin anlaşılmasını;
hem öğretim yoluyla hem de örnek olarak, kendine
düşen toplumsal, kültürel ve ekonomik ilerlemeye
katkıda bulunma ödevi ve bilincini geliştirme... (ILO/UNESCO
1991: 34). Öğretmen
yetiştirme politikası, gerekli moral, düşünsel ve fiziksel
nitelikler taşıyan ve istenilen bilgi ve beceriye sahip yeterli
sayıda öğretmenle toplumu donatma gereksinimine
dayanmalıdır. Bunun için de öğretmenlik
mesleğinin ve öğretmen yetiştiren kurumların
çekici kılınması ve yeterli sayıda
öğretmen yetiştiren kurum açılması
sağlanmalıdır. B. Kısa
Tarihçe Ülkemizde
öğretmen yetiştirme 16 Mart 1848 tarihinde İstanbul'da
açılan ilk öğretmen okulu olan Erkek Öğretmen
Okulu (Darülmuallimin-i Rüşti)
ile başlar. 1870 yılında da Kız Öğretmen
Okulu (Darülmuallimat)
açılmıştır. O
güne kadar yerel yönetimlerin sorumluluğunda olan
öğretmen okulları 1923 yılından itibaren genel
bütçe kapsamına alınmıştır. 1923
yılında yurtta 20 öğretmen okulu vardı. Bunun 7'si
kız, 13'ü erkek öğretmen okulu idi (Binbaşıoğlu
1998: 25). 1937'de
Köy Öğretmen Okulları açılmaya
başlandı. 17 Nisan 1940 yılında "Köy
Enstitüleri Kanunu" çıkarıldı. Köy
Öğretmen Okulları Köy Enstitüsü'ne
dönüştürüldü ve böylece sayıları
1947 yılında 21 oldu (Binbaşıoğlu
1998: 27). 1960'larda her tür (genel ve
mesleki teknik) ve düzey (ilk, orta, yüksek) eğitimde
halkın eğitim istemi hızla artmıştır. Yine bu
dönemde ülkemizde demokrasinin gelişmeye
başladığı, tabana yayıldığı, belki de
toplumsal uyanışın yaşandığı
yıllardır. Bu durum da eğitime olan istemi
artırmış olabilir. Bu dönemde ayrıca tüm
toplumlarda toplumsal kalkınma çabalarının
arttığı görülmektedir. İnsan sermayesi
kuramının da bu dönemde ortaya
atıldığını görmekteyiz. Bu istemlerden
dolayı ülkemizde bir öğretmen darboğazı
yaşanmıştır. Yetişen öğretmenler bu istemi
karşılamayınca meslekten olmayanlar ilk kez kitle halinde
öğretmen olarak atanmışlardır. Bunlar öncelikle
yedek subay öğretmenler ve vekil öğretmenlerdir. 1973
yılında çıkarılan 1739 sayılı Milli
Eğitim Temel Kanunu'nun 43. maddesi, bütün
öğretmenlere yükseköğrenim görme
esasını getirmiştir. 24 Mart 1974 tarih ve 191
sayılı Talim ve Terbiye Kurulu kararı ile lise üzerine
iki yıllık Eğitim Enstitüsü mezunlarının
ilkokul öğretmeni olması kararlaştırıldı
(Dilaver 1994: 39). 1974'ten itibaren onbinlerce
öğrenci mektupla yetiştirilmiştir. 1978-80 döneminde
normal koşullarda 3-4 yılda yetiştirilen dal
öğretmenleri hızlandırılmış eğitimle
2-3 ayda yetiştirilmiştir. Öte
yandan sayıları 50'yi bulan Eğitim Enstitüleri, 1980-1981
öğretim yılında 17'ye indirilmiş, 1982
yılında çıkarılan 2547 sayılı
"Yüksek Öğretim Kanunu" ile öğretmen
yetiştirme sorumluluğu, Milli Eğitim Bakanlığı'ndan
alınarak tüm mal ve mülkleriyle birlikte üniversitelere
devredilmiştir. Eğitim
Enstitüleri 20 Temmuz 1982 tarih ve 41 sayılı KHK ile
ÖSYM sistemine bağlanarak 20.07.1982 tarihinden itibaren
Eğitim Yüksekokulu adını almıştır (Ataünal 1987: 209; Dilaver 1994: 39).
Öğretmen yetiştiren kurumlar 2 yıllık Eğitim
Yüksekokulları ve 4 yıllık Eğitim Fakülteleri
adı altında toplandı. Bu tarihte 17 Eğitim
Fakültesi, 1 Eğitim Bilimleri Fakültesi, 1 Mesleki Eğitim
Fakültesi, 3 Teknik Eğitim Fakültesi ile 28 Eğitim
Yüksekokulu oluşturuldu. Yükseköğretim
Kurulu'nun 30.1.1987 tarih ve 473 sayılı yazı ile Milli
Eğitim Bakanlığı'na iki yıllık bir
eğitimle istenen nitelikte öğretmen
yetiştirilemediği, XI. Milli Eğitim Şurası
kararlarına uygun olarak 4 yıllık yükseköğrenim
görülmesi için gereken ortam ve koşulların
hazırlandığı bildirilmiştir (Dilaver 1994: 39). Eğitim
Yüksekokulları 23.5.1989 tarih ve 89.22.876 sayılı
Yükseköğretim Kurulu kararıyla 1989-1990
öğretim yılında 4 yıla
çıkarılmış ve daha sonra 3.7.1992 tarih ve 3837
sayılı kanunla Eğitim Fakültelerinin Sınıf
Öğretmenliği Bölümü haline getirilmiştir. Ataünal
(1987: 213), Eğitim Yüksekokullarının öğrenim
sürelerinin 4 yıla çıkarılmasının
yararlarını şöyle sıralamaktadır: 1. Öğretmen eğitimi bir bütünlüğe
kavuşturulacaktır. 2. Öğretmen adayının mesleki bilgi ve beceriyi
yoğun olarak özümseyebilmesine imkan
sağlanacaktır. 3. Örgün eğitimde en hassas ve etkili çağ
olan ilköğrenim çağındaki çocuklar da
lisans düzeyinde bir eğitimle daha güçlü
öğretmen davranışları kazanmış
öğretmenler tarafından eğitilecektir. 4. Eğitim Yüksekokulları birer program geliştirme
ve bilgi üretim merkezi niteliği kazanacaktır. 5. Araştırma faaliyetlerine önem verilebilecek,
kuram-uygulama bütünlüğü sağlanacaktır. 6. Öğretmenlik, 2 yıllık eğitime
kıyasla 4 yıllık olunca lise mezunları için daha
cazip hale gelecektir. Böylece başarılı
öğrencilerin programa yönelmeleri sağlanacaktır. 7. Öğretim elemanları için çekici bir
yer haline gelecektir. 8. İlkokul öğretmenliği için gerekli olan
genel kültür ve pedagojik formasyon
dersleri iki yıllık programa sığmamaktadır. Haftada
36 saatlik ders yükü ağırdır. Öğrencilerin
% 40'ı programı 3 yıl ve daha fazla sürede
bitirebilmektedir. Öğretmen
Meslek Liselerinin Anadolu Öğretmen Lisesine
dönüştürülmesinden sonra bu liselere
başarılı öğrenci akışı
sağlanmıştır. Duman (1993: 17)'ın
belirttiğine göre 1992-93 öğretim yılında bu
okulların ilk mezunlarının % 43.61'i üniversitelere
girerken; bunların % 71.77'si öğretmen yetiştiren
programlara girmiştir. Öğrenci
kaynağının niteliğini yükseltme
çabalarından birisi de 15 Haziran 1989 tarih ve 3580
sayılı "Öğretmen ve Eğitim Uzmanı
Yetiştiren Yükseköğretim Kurumlarında Parasız
Yatılı veya Burslu Öğrenci Okutma ve Bunlara
Yapılacak Sosyal Yardımlara İlişkin Kanun"un
çıkarılmasıdır. Bu yasadan sonra
öğretmen yetiştiren yükseköğretim
kurumlarının giriş puanlarında önemli artışlar
olmuştur. Yine son yıllarda ülkemizdeki iş
pazarının değişmesi, diğer fakülte
mezunlarının iş piyasasında eğitim
gördükleri alanda iş bulamamalarına karşın,
Eğitim Fakültesi (EF) mezunlarının hemen
öğretmen olarak atanmaları da EF'e
daha yüksek puana sahip öğrencilerin girmelerini
sağlamıştır. Bu bir nitelik yükselmesi olarak
değerlendirilebilir. EĞİTİM
FAKÜLTELERİNDE MEVCUT DURUM Son
yıllardaki öğretmen darboğazı (özellikle
sayısal boyutta), Eğitim Yüksekokullarının 4
yıla çıkarılmasından sonra arttığı
görülmektedir. İki yıl bu okullar mezun
vermemişlerdir. Bunun yanı sıra uygulanan politikalarla erken
emekliliğin özendirilmesi, dershanelerin daha çok
yaygınlaşması gibi nedenler de özellikle sınıf
öğretmenliğinde öğretmen sayılarının
gereksinimlere karşılık verememesine yol
açmıştır. Ayrıca
1982 düzenlemesinin daha çok ortaöğretime
dönük olduğu da söylenebilir. Milli
Eğitim Bakanlığı tarafından 1996 yılında
toplam sınıf öğretmeni ihtiyacı 22075 olarak
belirtilirken, 1995-1996 yılı sonunda üniversitelerden mezun
olan sınıf öğretmeni sayısı 5509 seviyesinde
kalmıştır. Bakanlığın bu konudaki verileri,
aynı açığın 2000 yılına kadar
gittikçe artan bir oranda devam edeceğini ortaya koymaktadır
(www.yok.gov.tr 1998: 5). Burada
YÖK'ün de kendisinden beklenen planlama ve
eşgüdümü yapmadığı, sınıf
öğretmenliği kontenjanlarını gereken zamanda
artırmadığı, yeni bölümler
açmadığı görülmüştür.
Çünkü bu bilinen ve beklenen bir durumdu. Örneğin;
1994 yılında hazırlanan VII. BYKP'da
1995-2000 yılı öğretmen arz ve gereksinimi çok
açık biçimde belirlenmiştir (Tablo 16). 1998-1999
öğretim yılında yeni bölümler
açılmasına ve kontenjanların şişirilmesine
rağmen 1. sınıfa kaydedilebilecek öğrenci
sayısı 12170'tir (Tablo 4). Yani 2002 yılından sonra da
on bin sınıf öğretmeni açığı yine
olacaktır. Bir
yandan eğitime olan istem, öte yandan yeterli sayıda
öğretmen yetiştirememe, Bakanlığı bu alanda
eğitim görmemiş üniversite mezunlarını
öğretmen olarak atamak zorunda bırakmıştır. Horozoğlu'nun (1998) araştırmasına
göre eğitim sistemimizde halen mezun oldukları bölüm
ve ana bilim dalları itibarıyla 184 kaynaktan sınıf
öğretmeni bulunmaktadır. Öğretmen
yetiştirmede yaşanan bu sorunları çözmek ve
yeniden yapılanmak üzere 1994 yılı sonunda başlayan
ve 1998 yılı sonunda bitirilmesi planlanan YÖK/Dünya
Bankası Hizmet Öncesi Öğretmen Eğitimi Projesi
yürürlüğe konmuştur. Proje kapsamında
YÖK'e önerilerde bulunmak üzere "Öğretmen Yetiştirme
Milli Komitesi" oluşturulmuştur. Bu komitede Prof. Dr. Ali Baykal
(Boğaziçi), Prof. Dr. Hıfzı Doğan (Ankara), Prof.
Dr. Barbaros Günçer (ODTÜ), Prof.
Dr. Mansur Harmandar (Atatürk), Prof. Dr. Berka Özdoğan
(Ankara), Prof. Dr. Haluk Soran (Hacettepe), Prof. Dr. Mustafa Tan (Gazi),
Prof. Dr. Adil Türkoğlu (Çukurova) ve Aydın Öz
(Öğretmen Yetiştirme Genel Müdürü)
bulunmaktadır. İlköğretim
Öğretmenliği İlköğretimde
kavramlar oluşturulur ve insan daha sonraki öğretim
kademelerinde ve yaşamı boyunca bu kavramlarla
düşünür. Bloom'a göre on
sekiz yaşına kadar gösterilen başarının % 42'si
ilkokuldaki başarıyla açıklanmaktadır.
İlkokulda kazanılan davranışlar, sonraki okullarda
öğrenmeler için önkoşul niteliğindedir (Nas 1992: 363). Sınıf
öğretmenliği tüm alanları kucaklayan bir
öğretmenlik gerektirmektedir. Karşısındaki kitlenin
özellikleri de dikkate alındığında özel bir
seçme yapılması gereği ortaya
çıkmaktadır. ÖSYM yakın zamanlara kadar eşit
ağırlıklı puanla bu bölümlere öğrenci
almaktaydı. Böyle olunca Matematik ve Fen alanlarında daha
yetersiz öğrencilerin girdiği görülmekteydi. Son
yıllarda Türkçe-Matematik puanıyla öğrenci
alınmaktadır. Ancak Resim, Müzik ve Spor alanlarında
adayların yeteneği ölçülememektedir.
Sınıf öğretmenliği bölümlerine kayıt
olan öğrencilerin büyük bir kısmının bu
alanlarda fazla bir yeteneğe sahip olmadıkları
gözlenmektedir (Erbaş 1997: 180). İlköğretimden
şimdiye kadar anlaşılan 5 yıllık eğitimdi. Bu
süreçte görev alan eğitimciler de sadece
sınıf öğretmenleriydi. Ancak 1997 yılında
ilköğretimin 8 yıla çıkarılmasıyla
birlikte eskiden "ortaokul" olarak bilinen kademe de, ilköğretim
kapsamı içinde değerlendirilmektedir. Durum böyle
olunca ilköğretim öğretmenliği kavramının
içine sınıf öğretmenlerinin
dışında, Matematik, Sosyal Bilgiler, Türkçe, Fen
Bilgisi, Resim, Müzik, Beden Eğitimi öğretmenleri de
girmektedir. İlköğretimin
8 yıla çıkarılmasıyla birlikte özellikle
ilköğretimin II. kademesinde (6.,7.,8.
sınıflar) branş öğretmeni sorunu
büyümüştür. Bu sorunu çözmek için
EF'de İlköğretim
Bölümü altında yeni anabilim dalları
açılmıştır. Eğitim
Fakültelerine Eleştiriler 1982
düzenlemesinden sonra plansız ve hazırlıksız olarak
öğretmen yetiştirme sorumluluğunu üstlenen hatta
kendilerini de üreten Eğitim Fakülteleri (EF), aradan
geçen 15 yılda kendi öğretim kadrolarını
yetiştirmeye, hatta kurumlaşmaya başlamıştır.
Ancak varılan noktada aşağıdaki ve benzeri
eleştirilerden kurtulamamıştır. Mevcut
duruma yönelik eleştiriler ve yeni düzenlemeler
şöyle ifade edilmektedir (Günçer
1998: 19-20; YÖK'ün 06.11.1997 tarih ve 534-22449 sayılı
yazısı): 1.
EF'leri geçen 15 yıllık
sürede ülkenin öğretmen ihtiyaçlarından
ziyade sahip olduğu öğretim elemanlarının akademik
yönelimleri ve tercihleri doğrultusunda yapılanmış
ve açılan programlar daha çok ortaöğretim
düzeyine öğretmen yetiştiren lisans programları
olmuştur. Bunun sonucu daha çok ihtiyaç duyulan okul
öncesi ve ilköğretim alanlarında yetişen
öğretmen sayısı ihtiyacın çok altında
kalırken, lise düzeyine çeşitli branşlarda
ihtiyaç fazlası öğretmen yetiştirilmiştir. Yeni
düzenleme ile; okul öncesi ve
ilköğretim gibi kritik alanlarda kısa sürede ciddi
sayısal artış hedeflenmektedir. 2.
1982 yılındaki yeniden yapılanma ile EF'leri
daha çok ortaöğretim öğretmeni yetiştirmeye
yönelmişler ve ilköğretim II. kademe öğretmeni
yetiştirmeyi ihmal etmişlerdir. Yeni
düzenleme ile; EF'lerindeki
bölüm yapılanmasını, milli eğitim
sistemimizdeki okul yapılanmasına paralel hale getirerek yan alan
uygulamasına yer vermekte ve öğretmenlerin birden fazla
alanın derslerini öğretebilecek biçimde
yetiştirilmesini öngörmektedir. 3.
EF'lerinde yaptırılan yüksek lisans
ve doktora çalışmaları yine öğretim
elemanlarının akademik yönelimleri doğrultusunda temel
bilimlere yoğunlaşmış, öğretmen eğitimi ve
eğitimin niteliğini artırmaya yönelik bilimsel
çalışmalar ihmal edilmiştir. Yeni
düzenleme ile; EF'lerindeki
bilimsel çalışmaların öğretmen
yetiştirme ve eğitim konularına yönelmesini ve temel
bilimler alanındaki araştırmaların Fen Edebiyat
Fakültelerinde yapılmasını öngörmektedir. 4.
Branş (dal) öğretmenliği eğitiminde EF'leri ve Fen Edebiyat Fakülteleri programlarında
tekrarlar (duplikasyon)
başlamıştır. Bu üniversitelerde kaynak
dağılımı ve kullanımı
açısından verimsizliğe yol
açmıştır. Yeni
düzenleme ile; alanla ilgili derslerin Fen
Edebiyat Fakültelerinden alınmasını ve EF'lerinde ise alanın öğretimine
yönelik eğitim verilmesini öngörmektedir. 5.
Herhangi bir alan fakültesinden mezun olanlara yönelik EF'lerince düzenlenen ÖMB
(Öğretmenlik Meslek Bilgisi) programları içerik ve
süre bakımından yetersiz kalmış, uygulamalardan uzak
sınırlı bir alan içine sıkıştırılan
programlar haline gelmiştir. Yeni
düzenleme ile; ÖMB sertifika
programlarına son verilmekte, alan fakültesi mezunları
için 1.5 yıllık tezsiz yüksek lisans programları
öngörülmektedir. 6.
EF'lerinde yöntem bilgisi ve
öğretmenlik deneyimi ihmal edilmiştir. Bunun sonucu alanı
iyi bilen ancak öğrencilerle iyi iletişim kuramayan, bilgisini
öğretemeyen öğretmen tipi ortaya
çıkmıştır. Yeni
düzenleme ile; yeniden yapılanan
öğretmen yetiştirme lisans programları alan
öğretim yöntemlerini ve öğretmenlik uygulamasını
ön plana çıkarmaktadır. 7.
ÖMB programı öğretmen yetiştirmede yetersiz
kalmaktadır (YÖK 1998: 4): a)
İçerik, ders sayıları ve kredileri, okullarda
uygulamalar gibi çeşitli yönlerden belirli bir
standardın olmadığı, b)
Programlarda yer alan derslerin içeriği ve ilgili okul
düzeyindeki öğretim alanının içeriği
arasında tutarsızlıkların olduğu, c)
Dersler arasında aşamalı ve birbirini tamamlayıcı
mantıksal bir ilişkinin kurulamadığı, ç)
Teorik derslere daha fazla ağırlık verildiği ve
uygulamanın geniş ölçüde ihmal edildiği, d)
Alan derslerinin öğretmen adaylarını ilgili konu
alanının bir dalında uzmanlığa yönelttiği,
f)
... formasyona ilişkin derslerin ... uygulamaya dönük bilgi, beceri ve
bakış açılarını kazandırmaktan uzak
olduğu, g)
... seçmeli derslere zaman
ayrılamadığı, ğ)
Programın bütünü ile okullarda yapılan uygulama
arasında tutarsızlıklar olduğu
görülmüştür. Yeni
düzenleme ile; Öğretimin Planlanması, Sınıf
Yönetimi, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri, Özel
Öğretim Yöntemleri gibi alanları ön plana
çıkaran bir formasyon programı
oluşturulmuştur. 8.
EF'lerinde son yıllarda çok sayıda
açılan Program Geliştirme, Eğitim Yönetimi ve
Denetimi, Ölçme ve Değerlendirme, Halk Eğitimi gibi
bölümlerin istihdam alanları yoktur. Bu alanlar öğretmenlik
becerisi üzerine inşa edilmesi ve lisansüstü düzeyde
açılması gereken programlardır. Bu bölümler
akademisyenlerden verimsiz yararlanılmasına neden olmaktadır. Yeni
düzenleme ile; bu alanlardaki lisans
programları kapatılacak ve yüksek lisansa
taşınacaktır. Böylece ortaya çıkan kapasite
öğretmen yetiştirmeye ayrılacaktır. Yapılan
Çalışmalar Öğretmen
yetiştirme konusu "Milli Eğitimi Geliştirme Projesi"
kapsamında yürütülen bir
çalışmadır. Projenin toplam maliyeti 180 milyon dolar
civarındadır. Bunun yarısı Türk Hükümeti
tarafından karşılanmaktadır. Yüksek
Öğretim Kurumu'nun Dünya Bankası kredisi ile
yürüttüğü bu projede görevli olan Yaşar
Özden'in verdiği bilgiye göre "yeniden
yapılanma" üç boyuttan oluşmaktadır. Bunlar,
eğitim fakülteleri için "öğretim elemanı
yetiştirme", "donanım" ve "öğretim programı"dır. Öğretim
elemanı olarak yetiştirilmek üzere 90 öğrenci
yurtdışına gönderildiği, program boyutunda 16 ders
kitabının geliştirildiği, donanım için de EF'lerinin bilgisayar donanımı için
gerekli ihalelerin yapıldığı belirtilmektedir (Kazdağlı 1998: 6). Bu
konuda yapılan çalışmalar YÖK belgelerinde ise
şöyle ifade edilmektedir (YÖK 1998: 3): a)
Çeşitli konu alanlarında program geliştirme
çalışmaları yapılmış ve üretilen
kaynak öğretim materyalleri EF'ne ilgili
derslerde kullanılmak üzere gönderilmiştir; b)
EF öğretim elemanlarının yetişmesine katkıda
bulunmak amacıyla proje çerçevesinde çeşitli EF'den öğretim elemanları yüksek
lisans, doktora ve doktora sonrası çalışmaları
için yurtdışına gönderilmiştir (bunların
bir bölümü çalışmalarını
tamamlayarak fakültelerine geri dönmüştür. Bir
bölümü ise halen öğrenimlerine devam etmektedirler); c)
EF'ne, genel kullanıma ve konu alanlarına
ilişkin olmak üzere çeşitli araç gereçler
satın alınmış ve bu şekilde fakültelerin
altyapısının güçlendirilmesine
çalışılmıştır; ç)
EF ile okullar arasındaki işbirliğini ve koordinasyonu
geliştirmek üzere bir "EF-Uygulama Okulu
İşbirliği Programı" başlatılmış
ve bu çerçevede EF ve Milli Eğitim
Bakanlığı'na bağlı okullardan seçilen uygulama
öğretmenleri ile seminer çalışmaları
yapılmıştır. YENİDEN
YAPILANMANIN DEĞERLENDİRİLMESİ (1997) Öncelikle
belirtilmesi gereken şey, yeni düzenlemenin mevcut durumdan
kaynaklanan bazı sorunları çözebileceği ve daha
olumlu bir yaklaşım taşıdığıdır. Bununla
birlikte aşağıdaki eleştirilerin de dikkate alınarak
iyileştirmelere gidilmesi gerekli görülmektedir. 1.
Eğitim fakültelerinin ülkenin gereksinim duyduğu
alanlarda değil, öğretim üyelerinin kendi
alanlarında yapılandığı eleştirisi (bir noktaya
kadar) haklı olmakla beraber, sorun EF'lerinden
çok YÖK'le ilgili bir sorundur. Bu noktaya birden bire
gelinmemiştir. Bu bir oluşumun sonucudur. Bu oluşuma
zamanında müdahale edilmemiştir. Oysa,
mevcut yapı içinde YÖK'ün EF'lerini
Sınıf Öğretmenliği Bölümü açmaya
ve bu bölümlerin kontenjanlarını artırmaya, alan
öğretmeni yetiştiren bölümlerin
kontenjanlarını da azaltmaya özendirmesi halinde, sorun
bugüne kadar mevcut yapı içinde çözülebilirdi
(Dönmez 1998: 72). Ayrıca bu sorun sadece EF'leri
için değil, birçok fakülte için de
geçerlidir. 2.
Özellikle ilköğretim alanında yetişmiş
öğretim elemanı sayısı azdır.
Öğretmen adayında bulunması gereken özellikler
öncelikle öğretmen yetiştiren öğretmende
bulunmalıdır. Çünkü öğretmenin
niteliği büyük ölçüde onu yetiştiren öğretmenin
niteliğine bağlıdır. Sınıf
öğretmenliği bölümlerinde hizmet veren
öğretim elemanlarının çok azı,
ilköğretimin yapı ve işleyişini, en önemlisi
6-14 yaş çocuğunun öğrenim süreçleri,
derslerin öğretim yöntem ve teknikleri hakkında yeterli
bilgi ve deneyime sahip bulunmaktadır. Ulusavaş
ve Nas'ın 1990 yılında
yaptığı bir araştırmaya göre Eğitim
Yüksekokullarında meslek bilgisi dersini veren öğretim
elemanlarının yalnızca 1/3'ü (% 33.57) ilkokul
öğretmenliği yapmıştır. Bu düşük
bir orandır. Öğretim elemanı bilgisini, deneyimlerini
canlı olarak aktarıp, somut örnekler vererek sunarsa;
öğretmen adayı, somut ve zengin öğrenme
yaşantıları geçirmiş, güdülenmiş
olur (Nas 1992: 363). Türkiye'de
öğretmen yetiştirmenin önemli sorunlarından biri,
bir alanda öğretmenlik yapmamış kişilerin o alana
öğretmen yetiştirmeye çalışmalarından
kaynaklanmaktadır. Geçmişte öğretmen
yetiştirmede başarılı olunan dönemlerde,
başarının altında yatan önemli noktalardan biri
budur. Tespit
edilen sorunun çözümü için "yurtdışı"na 90 öğrencinin
gönderilmesi, ayrıca Milli Eğitim
Bakanlığının yurtdışına
göndereceği 750 kişilik bursun EF'lerine
tahsis edilmesi (YÖK 1998: 3) ayrıca tartışma konusu
olabilecek niteliktedir. Türkiye, öğretmen yetiştirme
konusunda köklü geleneği ve bilgi birikimi olan bir
ülkedir. Yeni
düzenlemenin öğretmen yetiştirmede uygulamaya
ağırlık vermesi bu konudaki eleştirileri gideremez.
Kaldı ki, "uygulama" ile ilgili de önemli eleştiri
noktaları bulunmaktadır. 3.
EF'leri ve Fen Edebiyat Fakültelerinde benzer
bölümlerin bulunmasının tekrarlara ve kaynak
paylaşımında verimsizliğe yol
açtığı eleştirilmesine karşın, EF'sindeki Fen Bilgisi Öğretmenliği ve
Türkçe Öğretmenliği ile Fen Edebiyat
Fakültesindeki Fizik, Kimya, Biyoloji ve Türk Dili ve
Edebiyatı bölümleri için (kaynakların
paylaşımı ve kullanımı noktasında)
tekrarların yine devam edeceği söylenebilir. Bu
noktada ilköğretim öğretmenliği
bölümünde eğitim görenlere kendi alanı
dışında bir "yan alan"ın da derslerini verecek
biçimde eğitilmeleri okullarda branş
öğretmeni noksanlığından kaynaklanan bazı
sorunları çözebilecek görünmektedir.
Örneğin Fen Bilgisi öğretmeninin yan alanı
Matematik, Matematik öğretmeninin yan alanı da Fen Bilgisi
olarak belirlenmiştir. Bu durum öğretmenlerden daha verimli
yararlanma konusuna çözüm getirmektedir. 4.
Tezsiz yüksek lisans uygulaması dolayısıyla eğitimin
süresi 5, 5.5 yıla
çıkarılmaktadır. Bu durumun yaratacağı
maliyet ülkemizin sınırlı kaynakları
açısından bakılınca lüks olarak
değerlendirilebilir. Örneğin; 1 yıllık eğitimin
topluma ve öğrenciye maliyeti (vazgeçme maliyeti, yurt, okul
kontenjanları, derslikler vb) açısından oldukça
pahalı bir model olduğu söylenebilir (Korkmaz 1998: 12). Öğrenim
süresinin uzamasının daha kısa yoldan hayata atılmak
isteyen öğrencilerin güdülenmesini olumsuz yönde
etkileyebileceği de ileri sürülebilir. 5.
Tezsiz yüksek lisans öğretmenler arasında daha önce
de yaşanmış olan öğrenim süresi
farklılığından kaynaklanan, insan ilişkilerini ve
okul iklimini olumsuz olarak etkileyen psikolojik ve sosyal gerginliklerin
tekrar yaşanmasına yol açılmış olacaktır
(Dönmez 1998: 75). Özellikle 3.4.1998 tarih ve 4359
sayılı yasanın 1. maddesinde ek ders ücretinin
"alanlarında master derecesi
almış olanlara % 25, doktora derecesine % 40 fazlasıyla
ödenir" hükmü de Dönmez'in
endişelerini haklı kılacak bir niteliktedir. Yasanın
üst düzeyde bir eğitim almış olmayı
özendirmesi elbette olumlu bir gelişmedir. 6.
Tezsiz yüksek lisans olarak ifade edilen ve kur tanımları
yapılan bu düzenleme, kur tanımlarına
bakıldığında yüksek lisans kavramıyla
çelişmektedir. Birey farklı bir alanda "master" yapmaktadır. Yüksek lisansta
verilen derslerin ÖMB ders içeriklerine yakın olduğu,
hatta bir "sertifika programı" gibi görülmektedir.
Lisans düzeyindeki derslerle yüksek lisans mezunu
yapılmaktadır. Üstelik aynı dersleri (aynı
içerikle) bazı bölümler lisansta, bazıları da
yüksek lisansta almaktadırlar. Ayrıca
yüksek lisans mezunu olanlar kendi alanlarında mı yoksa
eğitim alanında mı yüksek lisans yapmış
sayılacağı da tartışmalıdır. 7.
Fen Edebiyat Fakültesini bitirip 1.5 yıl
tezsiz yüksek lisans yapan öğretmen adayı, alan
bilgilerinden 1.5 yıl uzak kaldıktan sonra
öğretmenliğe başlayacaktır. Oysa
araştırmalar göstermektedir ki, kullanılmayan bilgiler
bir yılda büyük ölçüde unutulmaktadır. 8.
Tezsiz yüksek lisansta 3.5+1.5 ve 4+1.5
ifadeleri gerek statü gerekse haklar açısından
yeterince açıklanmış değildir. Örneğin EF'si öğrencilerinin aldığı 3.5 yıllık eğitimin, Fen Edebiyat
Fakültesi öğrencilerinin 4 yılda aldığı
lisans derecesine sayılıp sayılamayacağı
açık değildir. Dört
yıllık eğitimden sonra öğretmen olanlar yüksek
lisans yapmak istediklerinde, lisansta almış oldukları dersler
tekrar mı verilecektir? Dönmez
(1998: 73), bu modelin son yıllarda başta Fen Edebiyat ve
Mühendislik Fakülteleri olmak üzere, bir
çok fakülteden daha yüksek puanla öğrenci
alan EF'lerinin başarısız
öğrencilerin yöneldiği kurumlar haline gelebileceği
konusunda endişelerini belirtmektedir. 9.
Tezsiz yüksek lisansla birlikte büyük kentler
dışında bulunan ve öğretim üyesi eksiği
olan bazı EF'lerinde bu dersleri kimin
vereceği sorusunu gündeme getirmektedir. Bilindiği gibi
yüksek lisans dersleri ancak doktora yapmış akademisyenler
tarafından verilebilmektedir. Öğretim kadrosunun
ağırlıklı olarak Öğretim Görevlilerinin
oluşturduğu EF'nde bunun nasıl
yapılacağı açıklanmamıştır. 10.
Çalışmaları 1994 yılı sonunda başlayan
(YÖK 1998: 3) yeni düzenleme, eğitim çevrelerinde
yeterince tartışılmamış, EF'leri
düzenleme konusunda son ana kadar bilgi sahibi edilmemiştir. Bu
durum "değişim yönetimi" tekniklerine
aykırı bir uygulamadır. Bu anlamda bilimsel bir kaygı
taşımamaktadır. Sistemde en azından pasif direnişle
karşılanabilir. 11.
Ders içerikleri önceki ders içerikleriyle
karşılaştırılınca öğretmenlerde
bulunan ve Tanzimattan beri öğretmenlerin
sahip çıktıkları "toplumsal değişim
ajanı" rolü kaldırılarak "teknik eleman"
statüsü verilmek istenmiştir. Bu durum kalkınma, hızlı
değişim ve çağlar arasında (geleneksel ve
tarım toplumundan bilişim toplumuna) geçiş
dönemini yaşayan ülkemiz açısından
yaratacağı sosyolojik etki / kayıp önemsenmemiştir.
Öğretmenlerin son yıllarda düştüğü
gözlenen toplumsal statülerinin daha da düşmesinin nedeni
olabilecektir. 12.
Korkmaz (1998: 11), YÖK-Dünya Bankası işbirliğiyle
hazırlanan kitapların zorunlu tutulmasını
öğretim elemanlarını rencide edici bir durum olarak
nitelemektedir. Yine
bu durum öğretim elemanlarının kitap
yazmalarını da dolaylı biçimde engelleyebilir. Program Boyutları
ve Kur Tanımları Açısından Değerlendirme Öğretmen
eğitiminde dikkat edilmesi gereken noktalardan biri; verilen derslerin
hangi içerik boyutlarında olduğudur. Öğretmen
eğitiminde üç boyutun mutlaka bulunması gerekir.
Bunlar; genel kültür, alan bilgisi (ne öğreteceği)
ve öğretmen meslek bilgisi (nasıl öğreteceği)'dir. Tablo
1'de XI. Milli Eğitim Şurası'nın önerileri,
Eğitim Yüksekokullarındaki durum ve yeni düzenleme
karşılaştırılmıştır. Tablo 1.
Sınıf Öğretmenliği Bölümleri Program
İçerik Boyutları
Kaynaklar: (*) MEB. XI. Milli Eğitim Şurası
(1991: 321). (**) Adil Türkoğlu. Eğitim
Yüksekokulları Program Uygulamalarında
Karşılaşılan Sorunlar (1988: 8) (***) YÖK. Eğitim Fakültesi
Öğretmen Yetiştirme Lisans Programları (1998: 21) EF'leri şimdiye kadar
ÖMB programında toplam 21 kredilik ders verilmekteydi ve
bunların tümü kuramsaldı. Oysa yeni düzenlemede 24 kuramsal, 24 uygulamalı
olmak üzere toplam 48 saate
çıkarılmıştır. Kredi toplamı ise
36'dır. Öğretmenlik
formasyonu açısından şimdiki
durumdan daha olumlu olmakla birlikte XI. Milli Eğitim
Şurasında belirtilen ve ilköğretim basamağı
için ideale yakın olan standarda yaklaşamadığı
görülmektedir. Bu haliyle,
öğretmen yetiştirme sistemimizde son yıllarda
gelenekselleşen "bilen öğretir"
yaklaşımının devam ettiği söylenebilir.
Çok şey bilmek ayrı, bildiklerini
karşısındaki kitlenin anlayabileceği biçimde
sunabilmek ayrı şeylerdir. Program bu haliyle ne
öğreteceğini bilen ama nasıl öğreteceğini
bilmeyen öğretmen yetiştirebilir. Programlarda
öğretmenlik meslek bilgisi derslerine daha fazla
ağırlık verilmesi gerekir. Çünkü
günümüzde öğretmenin bilgi
aktarıcılığı tartışma konusudur.
Öğretmen bilgi aktarıcı değil, öğrenmeyi
öğreten, kılavuzlayan kişidir. Ülkemizde
benimsenen eğitim felsefesi ağırlıklı olarak
İlerlemecilik (progressivism)'dir. Bu felsefeye göre öğrenci merkezli
bir eğitimin yapılması gerekir, öğretmen merkezli
değil. Bu da ancak meslek derslerine ağırlık verilerek
sağlanabilir. Eğitim felsefesine göre program, içerik,
amaçlar, öğretim durumları birbiriyle
bütünlüklü ve tutarlı olmalıdır.
Programın içerik boyutunu hazırlayanların eğitim
felsefesi konusundaki bilgi düzeylerini göstermesi
bakımından düşündürücüdür. Öte yandan
genel kültüre daha az oranda yer verilmesi de öğretmenin
"toplumsal değişim ajanı" rolünün elinden
alınmasının bir göstergesi olarak
değerlendirilebilir. Eğitim
Fakülteleri ve Öğretim Elemanı Sorunu EF’e stratejik açıdan
bakıldığında ülkenin geleceğine olan
yatırımı ifade etmektedirler. Önemli bir meslek grubunu
yetiştirmektedirler. Bu önemle doğru orantılı olarak
desteklenmeleri gerekir. Öte yandan EF'e
öğrencileri açısından
bakıldığında yükseköğretim sistemimizde
İktisat ve İşletme Fakültelerinden sonra en
kalabalık fakülte grubunu oluşturmakta, kalabalık bir
öğrenci kitlesine hizmet sunmaktadır. Ancak öğretim
üyesine düşen öğrenci sayısına
bakıldığında EF diğer fakültelerden
oldukça gerilerde olduğu görülmektedir.
Örneğin, EF'de her öğretim
üyesine (Prof., Doç., Y.Doç.)
84.3 öğrenci düşerken, bu durum Eczacılıkta
17.1, İlahiyatta 34.7, Veterinerlikte 15.6'dır. Toplam
öğretim elemanları (Öğr.Grv., Ar.Grv. ve
Okt. da dahil)
açısından bakıldığında ise EF'de 29, Eczacılıkta sadece 7.7,
İlahiyatta 13.6, Veterinerlikte ise 6.8'dir (Tablo 2). Tablo 2. Öğretim Elemanına
Düşen Öğrenci Sayıları (1996-1997) (*)
Kaynak: ÖSYM.
1996-1997 Yükseköğretim İstatistikleri (*) Bazı
fakülteler alınmıştır. Sayılar Türkiye
genelini yansıtmaktadır Bu
durum EF'in 1982 sonrasında kurulmuş ve
genç fakülteler olmasıyla açıklanamaz.
İlahiyat fakültelerinin de genç oldukları
söylenebilir ancak kadro durumu EF'den daha
iyi ve (Araştırma Görevlisi sayısına
bakıldığında) geleceğe yatırım
yapmış gözükmektedirler. Bu
sayılar aynı zamanda EF'deki
öğretim elemanlarının ders yüklerinin de fazla
olduğunun bir göstergesidir. Yoğun bir ders yükü (ve
idari görevler) akademik yönden gelişmelerini ve
çalışmalarını engeller niteliktedir. Tablodaki
doçent ve yardımcı doçent sayıları
incelendiğinde geçişlerin (diğer fakültelere
göre) az olmasının bir nedeni olarak görülebilir.
Yeni düzenlemenin (yurtdışı bursları
dışında) bu noktayı önemsememesi dikkat
çekicidir. Öğretim
elemanı yetersizliği sonucu birçok EF'de
Öğretim Görevlileri ve Araştırma Görevlileri
hatta okutmanlar derse girmektedirler. Bu durum eğitimin niteliğini
düşürmektedir. Öğretim
elemanı konusunda daha özele inip sınıf
öğretmenliği incelendiğinde daha kötü bir
manzara ile karşılaşılmaktadır.
İlköğretimin bütün eğitim sistemi içinde
yüzde altmışın üzerinde bir
ağırlığa sahip olduğu dikkate alınırsa,
sınıf öğretmenliğine verilen önemin ne kadar az
olduğu ortaya çıkar. Tablo 15 bu alandaki akademisyenleri
göstermektedir. Ancak bu sayılar sadece o bölümdeki
kadrolardır. Yani akademisyenlerin o alanda çalışma
yaptıkları anlamına da gelmez. Sınıf
öğretmenliği bölümlerinin öğretim
kadroları şimdiye kadar ağırlıklı olarak
YÖK öncesi dönemde Milli Eğitimden devralınan ve
büyük çoğunluğu 12 Eylül öncesi siyasal
kadrolaşma kaygısıyla taşınmış
"öğretim görevlileri"nden
oluşmaktadır. Üniversiteler
içinde EF'leri ne kadar üvey evlat
muamelesi görmüşlerse, Sınıf
Öğretmenliği Bölümleri de EF'leri
içinde o kadar üvey evlat durumuna
düşürülmüşlerdir. Üstelik bu alana
saygı bile gösterilmemiş, herkesin yapabileceği bir
"iş" haline getirilmiştir. Öğretmen
Yetiştirme ve "Taşra" Üniversiteleri Öğretmen
yetiştirmede görev adeta büyükkent
üniversitelerinden çok "taşra"
üniversitelerine "havale" edilmiş
görünmektedir. Örneğin; üniversitelerin 1998 1.
sınıf kontenjan sayılarına bakıldığında
büyükkent üniversitesi EF'leri 31385 öğrencinin sadece 6580'ine
kontenjan sağlayabilmiştir (Tablo 3). Sınıf
Öğretmenliği programlarında da 12170 olan 1.
sınıf öğrenci kontenjanının sadece 1150'si
Ankara, İstanbul ve İzmir üniversitelerinde bulunmaktadır
(Tablo 4). Bazı üniversiteler (Ege, Boğaziçi,
ODTÜ, İstanbul) hiç ilgi duymamaktadırlar. Büyükkentlerdeki üniversitelerin toplam
örgün yükseköğretim içindeki payları % 41.3 iken, sınıf öğretmenliği
kontenjanı içindeki payları % 1997'de % 7.6'dır.
Büyük akademik personel ve geniş kaynaklarına
karşın bu alana ilgi duymayışları düşündürücüdür.
Taşra
üniversiteleri öğretim personeli konusunda kamuoyunun bu
üniversitelerde yaşanan siyasal, özellikle mevcut siyasal
sisteme muhalif kadrolaşmadan kaygı duymasıdır. Üniversiter anlamda bu bir sorun yaratmaz, hatta
istendik bir durum olarak değerlendirilebilirken, öğretmen
yetişme söz konusu olduğunda durum değişmektedir.
Öğretmen "yurttaş" yetiştirir. Bu
yurttaşların kederde, kıvançta ortak ülkü ve
değerlerde birleşmesi, mevcut siyasal sisteme sadık
olması gerekir. Böyle olabilmesi büyük
ölçüde öğretmeni yetiştiren
öğretmenin niteliğine bağlıdır. Her toplum ya
da siyasal sistem, gelecek kuşakları "emin" ellere teslim
etmek ister. "Uygulama"
ve Sorunlar Eğitim
uygulamalı bir bilimdir. Bunun öğretiminin de uygulamaya
gereken önemi vermesi gerekir. Öğrenilen kuramsal bilgilerin
uygulamayla, gerçek yaşamla ilgisinin kurulması
öğrenmede niteliği artıran bir etkendir.
Dolayısıyla öğretmen eğitiminde uygulamanın
önemi tartışılamaz. Öğretmen
yetiştirmede şimdiye değin olan uygulamanın amacına
ulaşmadığı, sürenin çok az olduğu,
sadece son döneme sıkıştırıldığı
bir gerçektir. Bunu gidermek için yapılan yeni
düzenlemede ise geçmişte yaşanan sorunları
çözücü bir yaklaşım getirilemediği
görülmektedir. Eski düzenlemede yaşanan sorunlar
kısaca şöyleydi: Uygulama için gidilen okullarda
öğretmen ve yöneticilerin ilgisizliği, olumsuz
davranışları, yanlış öğretmenlik
uygulamalarıyla kötü örneklik etmeleri, uygulamanın
amaçları konusunda bilgisizlik, öğretmen
adaylarının çalışma yapacakları ortamın
bulunmaması, sınıfların kalabalık olması,
uygulama öğretmeninin sınıfında bir yabancı
bulunmasından rahatsızlık hissetmesi, öğretmen
adayı ile öğrenciler arasındaki (onların otoritesini
kabul etmemeden kaynaklanan) sorunlar, öğretmen adayından
kaynaklanan sorunlar, uygulamanın okulların bayram, tören,
müsamere yapma ya da tatil havasına girdiği zamanlarda
yapılması, uygulama konusunda üniversite ve okullar
arasında doğrudan ve sağlıklı iletişimin
kurulamaması sayılabilir. Yeni
düzenleme uygulama öğretmeni yetiştirme, okullarla
doğrudan iletişim kurabilme gibi yenilikleri gündeme
getirmekle birlikte, diğer sorunlar ortada kalmış
durumdadır. Üstelik yeni ders programlarına
bakıldığında uygulamaya daha çok yer verildiği
için okullarla EF'si ilişkilerinin daha
da bozulabileceği söylenebilir. Özellikle
küçük ve kalabalık EF olan illerde okullar, aday
öğretmen kalabalığından kurtulup kendi
işlerini yapamaz duruma gelebilirler. EF'deki
öğretim elemanları ders ücretlerinin yeterli
güdülemeyi yaratamaması, okulların birbirinden uzak
oluşu, araç tahsis edilmemesi gibi nedenlerle, uygulamayı
tamamen okullara devredip "usta-çırak" ilişkisi
içinde öğretmen yetiştirmeye kalkabilirler. Uygulamanın
amacına ulaşamaması, derslerin araştırma, incelemeye
dönük işlenmemesi öğrencilerin serbest
zamanlarının artmasına neden olacaktır. Serbest zaman
kullanımı konusunda gerekli yönlendirmelerin
olmadığı üniversitelerde (ki çoğu bu durumda)
siyasal şiddet olaylarında artışlara neden olabilir. Lisansa Kapatılan
Anabilim Dalları Yeni
düzenleme ile eğitim bilimleri alanında lisans eğitimi
veren Halk Eğitimi, Eğitim Yönetimi ve Denetimi, Eğitimde
Ölçme ve Değerlendirme gibi bölümlerin lisans
programları kapatılmıştır. Gerekçe
"ülkenin öğretmen ihtiyaçlarından ziyade
sahip olduğu öğretim elemanlarının akademik
yönelimleri ve tercihleri doğrultusunda yapılanmış
olması ve bu alanlarda yetişenlerin istihdam edilememesi"
olarak gösterilmiştir. Milli
Eğitim Bakanlığı'nın 1997-1998 öğretim
yılı istatistiklerine göre Türkiye'de okulöncesinden
üniversiteye kadar 64936 okul bulunmaktadır. Her okul ayrı bir
işletme gibi düşünülse bile bunları birilerinin
yönetmesi gereği ortaya çıkar. Uzmanlaşmanın
öneminin arttığı bir çağda, yönetimden
kaynaklanan birçok sorunun yaşandığı ülkemizde uzman
yönetici istihdam edememek, bunun için bölüm kapatmak
düşündürücüdür. Lisans düzeyinde
yönetime ilişkin hiçbir ders almamış bir
insanın yüksek lisans düzeyinde alacağı 25-30
kredilik dersle eğitim yönetimi alanında bilim uzmanı
olabileceğini kabul etmek mümkün değildir (Dönmez
1998: 74). Binbaşıoğlu
(1998: 8) yeni programa göre "Eğitim Yönetimi"
dersinin de kaldırıldığını vurgulayarak, okulu
ve eğitim örgütünü kim yönetecek, bu
öğretmen bir okul yöneticisi, bir eğitim yöneticisi
olmayacak mı? diye sormaktadır. Yine
aynı gerekçeyle Halk Eğitimi anabilim dalının
kapatılması da anlaşılır değildir.
Örgün eğitim kurumlarında 15-20 yıl sonrası
için eğitim yapılmaktadır. Ya "şimdi" ne
olacak? "Şimdi" için yaygın eğitim
gereklidir. Bunu yapacak olan da Halk Eğitimi bölümü
mezunları olacaktı. Sadece yüksek lisansta bu ne kadar
yapılabilir? Sonuç
olarak; yeni düzenleme birçok olumlu gelişme
sağlamıştır. Ancak bir kısmı şimdiden yeni
sorunlar ortaya çıkarmış, bir kısım
sorunların da zamanla ortaya çıkacağı
söylenebilir. Sistemin tahrip olmadan kendini uyarlayabilmesini
umulmaktadır. KAYNAKÇA ATAÜNAL, Aydoğan. 1987.
"Yükseköğretim Kurulunun İlkokul Öğretmeni
Yetiştirmeye İlişkin Projeksiyonu" Öğretmen Yetiştiren Yükseköğretim
Kurumlarının Dünü-Bugünü-Geleceği
Sempozyumu. Tebliğler. Gazi Ün. Ankara. BİNBAŞIOĞLU, Cavit. 1998. Türkiye’de
Öğretmen Okullarının Tarihsel Gelişimi". Çağdaş
Eğitim Dergisi. Sayı: 241. s. 22-32. _____ 1998. "Yine Öğretmen Yetiştiren
Kuruluşlarda 'Öğretmen Meslek Dersleri' "
Çağdaş Eğitim Dergisi. Sayı: 243, s. 7-8. DİLAVER, Hüseyin. 1994. Türkiye'de Öğretmen Yetiştirme ve İstihdam
Şartları. MEB. DÖNMEZ, Burhanettin. 1998.
"Eğitim Fakültelerinin Yeniden
Yapılandırılması Üzerine Bazı
Eleştiriler" Eğitim
Yönetimi Dergisi, s. 71-78. Kış 1998. DPT (Devlet Planlama Teşkilatı). 1995. VII. Beş Yıllık Kalkınma Planı 1996-2000. DUMAN, Tayyip. 1993. "Üniversitede
Öğretmen Yetiştirme Sistemi Temel
Özellikleri-Sorunlar-Gelişmeler" Eğitim Dergisi, Sayı: 6. s. 14-18. ERBAŞ, Suzan. 1997. "İlköğretime
Öğretmen Yetiştirilmesi (Sınıf
Öğretmenliği)" Uluslararası
Dünya Öğretmen Eğitimi Konferansı (22 Ağ-2
Eylül 1995). MEB Öğretmen Yetiştirme ve Eğitimi
Genel Müdürlüğü yayını, Ankara. ILO/UNESCO. 1991. Öğretmenlerin
Statüsü Tavsiyesi. (Çev. Mesut GÜLMEZ) Eğitim İş
Sendikası yayını. GÜNÇER, Barbaros. 1998. "Eğitim
Fakülteleri Öğretmen Yetiştirme Programlarının
Yeniden Düzenlenmesi" Çağdaş
Eğitim Dergisi. Sayı: 241. s. 19-21. HOROZOĞLU, Şenol. 1998. "Öğretmen
Yetiştirme" (Ankara Üniversitesi'ne sunulan Doktora Ders
Ödevi) Ocak, 1998. Ankara. KARAGÖZOĞLU, A. Galip. 1995. "Öğretmen
Yetiştirme Sistemimizde Genel Durum" Fırat Havzasında Yükseköğretim Bildiriler.
Elazığ. KAZDAĞLI, Güneş. 1998. Eğitim Fakültelerinde
Yeniden Yapılanma. BT Haber
Gazetesi, sayı, 160. 23-29 Mart 1998. KORKMAZ, Ayşe. 1998. "Yeni Öğretmen
Yetiştirme Modeli" Bilgi
Çağında Eğitim Dergisi. s.
6-14. Şubat, 1998. MEB. 1991. XI. Milli
Eğitim Şurası. Milli Eğitim Basımevi.
İstanbul. NAS, Recep. 1992. "İlköğretime Öğretmen
Yetiştirme" H.Ü.
Eğitim Fakültesi Dergisi. Sayı: 8. s. 363-368. ÖSYM. 1997a. 1997 İkinci Basamak Sınavı
Öğrenci Kılavuzu. Ankara. _____. 1997b. 1996-1997
Öğretim Yılı Yükseköğretim
İstatistikleri. Ankara. _____. 1998. 1998 İkinci Basamak Sınavı
Öğrenci Kılavuzu, Ankara SÖZER, Ersan. 1991. Türk Üniversitelerinde
Öğretmen Yetiştirme Sistemlerinin Öğretmenlik
Davranışlarını Kazandırma Yönünden
Etkililiği. Anadolu Üniversitesi
Yayını. Eskişehir. TÜRKOĞLU, Adil. 1988. Eğitim
Yüksekokulları Program Uygulamalarında
Karşılaşılan Sorunlar. Adana. YÖK (Yükseköğretim Kurulu
Başkanlığı).1998. Eğitim
Fakültesi Öğretmen Yetiştirme Lisans Programları,
Ankara. EKLER
Tablo 3. 1997 ve 1998'de Eğitim Fakülteleri, Program
Sayıları ve Kontenjanları (1)
Kaynak: ÖSYM 1997 ve 1998
İkinci Basamak Sınavı Öğrenci Kılavuzu (1) Mesleki ve Teknik Eğitim
Fakülteleri dahil edilmemiştir. (2) Program Sayıları
"İkinci öğretim" programlarını da
içerir. (3) Program Sayıları
"İkinci öğretim" programlarını da
içerir. (4) Kontenjanlar sadece 1. sınıf
için yaratılan öğrenci kapasitesini gösterir. Tablo 4. Sınıf
Öğretmenliği Bölümleri-Kontenjanları (1997 ve
1998) (*)
Kaynak: ÖSYM.1997 ve 1998 ÖSYS
Öğrenci Kılavuzu. (*) Kontenjanlar sadece 1. sınıf için
yaratılan kapasiteyi gösterir Tablo 5. Fen
Bilgisi Öğretmenliği Bölümleri ve Kontenjanları
(1997 ve 1998) (*)
Kaynak: ÖSYM. 1997 ve 19987 Öğrenci
Kılavuzu (*) Kontenjanlar sadece 1. sınıf
öğrencileri için yaratılan kapasiteyi gösterir. Tablo 6. Sosyal
Bilgiler
Öğretmenliği Bölümleri (1997 ve 1998) (*)
Kaynak: ÖSYM. 1997 ve 1998 Öğrenci
Kılavuzu (*) Kontenjanlar sadece 1. sınıf için
yaratılan kapasiteyi gösterir. Tablo 7. Türkçe
Öğretmenliği Bölümleri (1997 ve 1998) (*)
Kaynak: ÖSYM. 1997 ve 1998 Öğrenci
Kılavuzu (*) Kontenjanlar sadece 1. sınıf için
yaratılan kapasiteyi gösterir. Tablo 8. İlköğretim
Matematik Öğretmenliği Bölümleri (1997 ve 1998) (*)
Kaynak: ÖSYM. 1997 ve 1998 Öğrenci
Kılavuzu (*) Kontenjanlar sadece 1. sınıf için
yaratılan kapasiteyi gösterir Tablo 9. 1996-1997.
"Eğitim" Alanında Görevli Öğretim
Elemanlarının Sayıları
Kaynak: ÖSYM (1997b). 1996-1997 Öğretim
Yılı Yükseköğretim İstatistikleri Tablo 10.
1981-1982 Öğretim Yılında Eğitim Alanında
Öğretim Elemanı Sayıları
Kaynak: Karagözoğlu,
1995; 154). Tablo 11. 1996-1997
Eğitim ve Eğitim Bilimleri Alanlarında Görevli
Öğretim Elemanlarının
Sayıları (*)
Kaynak: ÖSYM. 1996-1997 Öğretim
Yılı Yükseköğretim İstatistikleri (*) Bu başlık
altında Eğitim, Eğitim Bilimleri, Eğitim Ekonomisi ve
Planlaması, Eğitim İstatistiği ve Araştırma,
Eğitim Yönetimi ve Teftiş, Halk Eğitimi, Psikolojik
Danışma ve Rehberlik, Eğitimin Psikolojik Temelleri,
Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme, Eğitimin Sosyal
ve Tarihi Temelleri, Program Geliştirme, Eğitim Teknolojisi,
Eğitim İletişimi ve Planlaması ve Psikoteknik
(Mesleki Rehberlik) ABD bulunmaktadır. Tablo 12. 1996-1997
Öğretim Yılında Fen Bilimleri Eğitimi
Alanlarında Görevli Öğretim Elemanlarının
Sayıları (*)
Kaynak: ÖSYM. 1996-1997 Öğretim
Yılı Yükseköğretim İstatistikleri (*) Bu başlık altında Fen Bilimleri
Eğitimi, Matematik Eğitimi, Fizik Eğitimi, Kimya Eğitimi,
Biyoloji Eğitimi bulunmaktadır. Tablo 13. 1996-1997
Öğretim Yılında Sosyal Bilimler Eğitimi
Alanlarında Görevli Öğretim Elemanlarının
Sayıları (*)
Kaynak: ÖSYM. 1996-1997 Öğretim
Yılı Yükseköğretim İstatistikleri (*) Bu başlık altında Sosyal Bilimler
Eğitimi, Tarih Eğitimi, Coğrafya Eğitimi, Felsefe Grubu
Eğitimi ABD bulunmaktadır. Tablo 14. 1996-1997
Öğretim Yılında Türk Dili ve Edebiyatı
Eğitimi Alanlarında Görevli Öğretim
Elemanlarının Sayıları (*)
Kaynak: ÖSYM. 1996-1997 Öğretim
Yılı Yükseköğretim İstatistikleri (*) Bu başlık altında Türk Dili ve
Edebiyatı Eğitimi, Türk Dili Eğitimi, Türk
Edebiyatı Eğitimi ABD bulunmaktadır. Tablo 15. 1996-1997
Öğretim Yılında Sınıf
Öğretmenliği Alanında Görevli Öğretim
Elemanlarının Sayıları
Kaynak: ÖSYM. 1996-1997 Öğretim
Yılı Yükseköğretim İstatistikleri Tablo 16. VII.
BYKP'na Göre Öğretmen Arz ve
Gereksinim Projeksiyonu
Kaynak:
DPT. VII. BYKP (1996-2000). UYARI: Eğitişim Dergisinden yapacağınız her
türlü alıntı için kaynak belirtmeniz ve sayfaya
bağlantı vermeniz gerekmektedir. Yazıları
bütün olarak kendi sayfanızda yayımlamanız
yasaktır. Ancak, başlık ve bazı
küçük alıntılarla, yazının
tanıtımını yapabilir ve "Devamı
için TIKLAYIN!" diyerek,
konuklarınızı bu sayfaya yönlendirebilirsiniz. |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||