|
Eğitişim Dergisi E-Eğitim, Bilim ve Sanat Dergisi Mayıs 2007. Sayı: 15 ISSN 1307-1785 |
|
|
|
FEN ve İNSAN Prof. Dr.
Bayram DEMİRCİ İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi |
|
|
Fen
kelimesinin İngilizce’deki karşılığı olan Science, aynı zamanda bilim
kelimesinin de karşılığıdır. Buna göre fen kelimesi ile bilim kelimesi eş
anlamlı olarak kullanılır. Türkçe’de ise bilim kelimesi sadece fen için
değil, bütün alanlar için bir ek sözcükle birlikte kullanıldığı bilinmektedir
Örneğin Eğitim bilimi, Hukuk bilimi, Sosyal bilim v.b. Bu bağlamda Fen’i
diğer bilimlerden ayırmak için Fen Bilimi olarak söylemekteyiz. Dilimizde yer
alan Fen Biliminin karşılığını Doğa Bilimi olarak belirtmek en uygunu
olacaktır. Yani doğayla ilgili olan bilimin adı Fen Bilimi olmaktadır. Fizik,
Kimya, Jeoloji, Astronomi gibi daha çok cansız doğa ile ilgili, Biyoloji gibi
çanlı doğa ile ilgili ve Ekoloji, Hidrobiyoloji gibi hem canlı hem cansız
doğa ile ilgili bilim dallarının tümüne Fen Bilimi denmesi gerektiği
anlaşılmaktadır. Diğer canlılar gibi insan
da doğanın bir parçası olduğuna göre Fen Bilimi insanı da içine alan bütün
doğayı inceleyen bir bilim olarak karşımıza çıkarken, diğer bilim dalları da insanla
ilişkili olduğu için fen kelimesinin genel olarak bilim kelimesi ile eş
anlamlı olması doğaldır. Ancak bu bilimlerden bir kısmı doğadaki olayları
inceleyip bu olayların neden ve sonuçlarını, sırlarını bulmaya çalışmaktadır
ki bu alana özel olarak Fen Bilimi demekteyiz. İnsanoğlunun istemi
dışında olan gözleyebildiğimiz birçok olaylar düşünen bir varlık olan insanın
ister istemez ilgisini çekmiştir. Bu olayların incelenmesini Fen Bilimi
üstlenirken, insanların kendi aralarındaki sosyal ilişkileri inceleme
gereksiniminden de sosyal bilimler ortaya çıkmıştır. Buna göre bilimin Fen
Bilimi ve Sosyal Bilim olarak iki ana alana ayrılması benimsenmiştir.
Görüldüğü gibi gerek Fen Bilimi gerekse Sosyal Bilim insan ile ilişkili olup
insanın düşünmesi, ilgilenmesi ve incelemesinin bir ürünü olmasından ötürü
genel olarak bilim kelimesi, insanı da içine alan doğa ile ilişkilendirilerek
fen sözcüğü ile aynı anlamda kullanılmaktadır. Kısmen karışıklığı önlemek
kısmen de bilimin sınıflandırılmasını düşünerek dilimizde doğa sözcüğünü fen
karşılığında, doğa bilimi sözcüğünü de fen bilimi karşılığında kullanmak
anlatımda kolaylık sağlaması bakımından uygun olacaktır. FEN BİLİMİNİN ÖNEMİ Çağımızda Fen Biliminin
girmediği veya etkilemediği bir yaşam biçimi bulmak mümkün değildir. Tarımdan
sağlığa, barınmadan beslenmeye, giyimden eğlenceye kadar yaşamımızın her
alanında Fen Biliminin gelişmesiyle oluşturulan teknolojiyi görmek mümkündür.
Doğa ile baş başa olan mağara devri insanı bile etrafında olup biteni biraz
korku biraz merak ile gözleyip önce kendini korumaya, sonra yararlanmaya
çalışarak yaşamını daha güvenli ve rahat kılmaya uğraşmış, bugünkü
yöntemlerle kıyaslanmasa bile doğa biliminin gelişmesine katkıda bulunmuştur.
Yuvarlanan bir taş veya başka bir cismin gözlenmesiyle tekerleğin icadı,
teknolojinin gelişim tarihinde en önemli sıçrama noktalarından birini
oluşturarak Fen Biliminin hala üzerinde yoğun bir şekilde çalıştığı sürtünme
kuvvetini sıfıra düşürme çabaları için çok önemli bir başlangıç noktasıdır.
İnsan yaşamını etkileyen teknoloji doğal olarak sosyal alanları da
etkilemektedir. Örneğin internetin oluşturduğu sanal yaşam ve bu alanda
karşılaşılan sorunlar, ister istemez bu alana da bir düzenleme getirilmesi
gereğini doğuracağından hukuk ve siyaset bilimi bu alanı da çalışma kapsamı
içine alma zorunluluğunu duymaktadır. Hızlı iletişim ve erişim toplumları,
ülkeleri, devletleri ve milletleri birbirine yaklaştırdığı ve adeta iç içe
yaşar hale getirdiği için politikalar, uluslar arası hukuk, anlaşmalar,
yatırım ve harcamalar, ticaret, kısacası sosyal yaşamın her alanı bundan
etkilenmektedir ki bu da sosyal bilimleri etkilemektedir. Günümüz dünyasında
toplumlar bilim ve teknolojik yönden büyük bir yarışın içindedir. Bu yarışta
ön sıralarda yer alanların yaşamı daha rahat ve güvenli olurken, geride
kalanların veya yarışta yer alamayanların gerek bireysel, gerek toplumsal
olarak karşılaştıkları çok çeşitli sorunlar olmaktadır. Toplumların bu
sorunları çözümleyip rahat bir yaşam biçimine ve uygar toplum düzeyine gelebilmeleri
için bilim ve teknolojideki ulaşılan düzeyi kavramaları ve ona ayak
uydurabilmeleri gerekmektedir. Bu nedenledir ki toplumlar bireylerini
düşünen, araştıran, karşılaştıklarını ve bulduklarını anlayıp yorumlayabilen,
bunun sonunda da yeni bilgi ve teknoloji üretebilen kişiler olarak
yetiştirmek zorundadır. Bilimin, özellikle de teknolojik gelişmeyi doğrudan
etkileyen ve ona ivme kazandıran Fen Biliminin önemi buradadır. FEN BİLİMİNİN ÖZELLİKLERİ İnsanoğlu doğadaki
olayların tümünü henüz açıklayabilmiş değildir. Bir başka deyişle henüz
anlayamadığı doğa gerçekleri vardır. Gözlenip de henüz açıklanmayan olaylara
akla uygun açıklamalar bulmaya çalışırız. Sağduyu denilen bu tür düşüce
biçimi çoğu kez bu açıklamaları bilimsel bilgiler, gerçekler olarak kabul
etme biçimine dönüşür. Oysa sağduyu her zaman doğru olmayabilir ve bazı
gözlemlerle çelişebilir. Bu nedenle bilimsel bilgiler sağduyudan başka
kanıtlar da gerektirir. Fen Biliminde bilimsel
bilginin en temel özellikleri gözlem veya deneylerle doğrulanabilir olması ve
bir bilinmeyeni açıklarken başka bir bilinmeyene dayanmamasıdır. İnsanoğlu
doğayı incelerken olaylardaki düzenliliği, varlıklardaki mükemmelliği
gördükçe hayrete düşmekte ve henüz açıklayamadığı olaylar arası ilişkileri ve
tanımlayamadığı özellikleri yaratan doğaüstü bir gücün olduğuna inanmaktadır.
Bilimsel nedenleri belli olduğu halde henüz bizim bilmediğimiz ve
açıklayamadığımız olaylara doğaüstü gücün neden olduğunu kabul etmemiz
geçersiz inançtır (batıl inanç). Doğadaki olayları inceleyip gerçek
nedenlerini kanıtladıkça geçersiz inançlarımızı terk ederiz. Açıklayamadığımız doğa olayının nedenini
doğaüstü güce dayandırırsak o gücün ne olduğunu açıklayabilmeliyiz. Oysa
zaten bilmediğimiz için adına doğaüstü güç demişizdir. Bu nedenle açıklamamız
geçersiz kalacak, bilgilerimiz geçersiz bilgi, inancımız geçersiz inanç
(batıl inanç) olacaktır. Buna benzer bazı kabullerimizin, inançlarımızın da
akla yatkın bir tarafının olmadığını görmekteyiz. Akla yatkın hiçbir dayanağı
olmayan, deney veya gözlemle kanıtlanmamış olan bilgilere de boş inanç
(hurafe) denir. Bu bilgiler de bilimsel bilgi değildir. Örneğin bazı
yörelerimizde “Güvercinlerin avlanması kuraklık ve kıtlığa neden olur.” Gibi
bir inanç vardır. O yöre insanları için bu bir bilgidir ve bu bilgiye
inanırlar. Bu inançtaki kuraklık ve kıtlık arasında bir ilişki vardır ve
kuraklık olursa bitkiler yeterince beslenemez ve büyüyemez. Beslenemezse ürün
az olur, kıt olur. Bu durum gözlenmiştir ve denenebilir. Ancak güvercinlerin
avlanmasıyla kıtlık arasında ne akla yatkın bir ilişki vardır, ne de gözlem
ve deneyle kanıtlanabilmiştir. Olsa olsa boş bir inanç (hurafe) olur diyoruz.
İnsanlar doğa gerçeklerine ilişkin kanıtlar elde ettikçe, bilimsel bilgisi
arttıkça boş inançlarını terk eder. Çocukların Fen Eğitimine başlarken
taşıdıkları yanlış, geçersiz ve boş bilgilerin yerini Fen Biliminin sunduğu
bilimsel bilgiler alır. Özet olarak, Fen Biliminin özelliği batıl
inançlardan, hurafelerden ve hatalı bilgilerden arındırılmış bilimsel
bilgiler üretmektir. |
|
|
|