|
Eğitişim Dergisi E-Eğitim, Bilim ve Sanat Dergisi Kasım 2007. Sayı: 17 ISSN 1307-1785 |
|
|
|
SİBİRYA’YA
MASRAFSIZ GİTME YOLLARI Prof. Dr. Oktay Hüseyin (Guseinov) |
|
|
Sibirya’ya
masrafsız gitme yollarından biri artık kapanmış! Eski
Sovyetler Birliğinde olan biten ve çok çirkin olan olayları çok iyi olaylarla
birlikte unutmamak gerekir. Fanatizm ile bağlı böyle bir devri karakterize
etmek için bir fıkrayı anlatmak istiyorum: Bir işçi defalarla tutuklanmış ve
Sibirya’ya sürülmüştür. Bu kişiye başına
gelenleri bir anlat denildiğinde, hiç eğitim almamış işçi olayları
olduğu gibi anlatır. Ama neden tutuklandığını ve sürüldüğünü anlamamaktadır. İlk
defa onun için Sibirya yolu böyle
açılmış. 1924 yılda Lenin ölünce, ülkede matem ilan edilir. Herkes sokaklara
dökülür, Lenin’in inanılmaz iyi insan olduğundan konuşuyorlar ve ağlıyorlar.
Her yerde Lenin’in, düşmanın zehirli kurşunundan, anlatılır ve onun
başlattığı öldüğü işin yaşayacağının altı çizilir. Bu işçide bazılarının “Lenin
öldü, ama onun işi her zaman yaşayacak” diye bağırdığını işitir. Dürüst bir
adam olan bu işçi, Lenin’in çok değerli olduğunun ve ölmesinin herkes için
bir felaket olduğunu anlıyor. Bu kişi
içten ağlayarak herkesin duyduğu şekilde kendi kendine diyor ki: ”Nasıl da
bir güzel insan ölmüş. Keşke Lenin değil onun işleri ölseydi.” Ama Leninizmin ölmesi Sovyet Ülkesinin ortadan kalkması
demektir. Dünyada Marksizmin sonu demektir. Bunları
anlamayan zavallı işçiyi tutuklayarak Sibirya’ya gönderirler. İkinci
Dünya savaşı zamanı, ülkesini ve vatanını çok seven ve yaklaşık 17 yıl
Sibirya’da namusla çalışan (Sovyetlerde tutuklanan insanlar hepsi
çalıştırılırlardı) zavallıyı Almanlarla savaşmaya gönderilir. Savaş bittikten
sonra Moskova’da işçilik yaparak karnını doyurmağa devam eder. 1953 Stalin
ölür ve yine matem ilan edilir. Herkes sokaklarda göz yaşı akıtır. Üç günlük
çalışmak kaldırılmış, her yer portreler ve sloganlarla donatılmış. Mitingler
yapılıyor ve insanlar toplanarak dertlerinin ve yapılan masrafların çok büyük
olduğundan ve bununda Stalin’e yakıştığından konuşuyorlar. Palitbüronun (Partinin Siyasi Bürosunun) üyelerinin
portreleri her yerde görünüyor ve onların kederli konuşmaları dinleniyor. Bizim
zavallı işçi de bu üç gün sokakları geziyor, Stalin’in ve onun yakın
emektaşlarının portrelerine bakıyor, ağlıyor ve Stalin’in önemini vurgulamak
için onun ölümüne bağlı çekilen
masrafların ona yakıştığını söylüyor: “Vatanın en büyük insanını son yoluna
bak böyle uğurlarlar. Bu masraf öyle büyük ki, ona Politbüro
üyelerinin hepsini o dünyaya göndermeye yeterdi.” Bunu duyan KGB ajanları bizim zavallıyı
tutukluyorlar ve o ikinci kez Sibirya’ya gönderilmiş oluyor. Uzun
yıllar çekmeyen ikinci Sibirya yolculuğundan sonra bizim zavallı işçi parti
ofisinde hizmetçi olarak çalışıyormuş. O zamanlar büyük görevlerde çalışanların iş odalarındaki oturma masanın
arkasında duvarda iki portre asılırdı. Birisi Parti liderinin, diğeri ise
Parlamento Başkanının. Akşam Politbüro’nun
toplantısı olmuş, parti lideri olan Hrushev (Kruşçev) parti hattına düşman gibi görevden atılmış ve
onun yerine Parlamento Başkanı olan Brejnev geçmiş.
Sabah erkenden bu haber ilan edilmiş, ama bizim zavallının bu işten haberi
yokmuş. O iş başlanmadan önce temizlik işlerini bitirmek zorumda idi. Bizim
işçi büyük görevlinin odasını temizlerken, herkesten önce iş başına gelen
patron bunun üstüne bağırarak diyor ki: “Neden aptalın portresini duvardan
almamışsın?” İşçi Hrushev’in
ve Brejnev’in portrelerine bakarak sorar: “Hangi
aptalın?” Bu sabah Brejnev
Dünyanın en akıllı insanı ve Hrushev’in aptal ve
düşman olduğundan haberi yok ki! Böylece bizim zavallı üçüncü defa Sibirya
yolunu masraf çekmeden gitmiş oluyor. Unutmayalım
ki fanatizmin kaynağı eğitimsizliktir,
düşünce kapasitesinin yetersiz olmasıdır. Afganistan’da, Filistin’de ve
Irak’taki kardeş savaşları bunu örnekler ve böyle iç savaşlar sayısı Müslüman
ülkelerinde artabilir. Kötü olayların
tekrarlanmaması için eğitimde ezbercilikten vazgeçelim ve bilimsel düşünceyi
geliştirelim. Sovyetlerde 1918-1920 yıllardaki iç savaş 10 milyon, ve 1938’e
kadar zaman zaman
baş veren olaylarda yaklaşık 15 milyon insanın ölümüne neden oldu. Bu
trajedilerin de kaynağı ideolojilere olan inançların düşünceye dayanan
eğitimin önüne çıkması idi. |
|
|
|