|
Eğitişim Dergisi E-Eğitim, Bilim ve Sanat Dergisi Mayıs 2007. Sayı: 15 ISSN 1307-1785 |
|
|
|
DALGALAR RÜZGÂRIN YÖNÜNDEN
BAĞIMSIZ OLARAK, DENİZDE VE GÖLDE
NEDEN HER ZAMAN KIYIYA VURUR? Prof. Dr. Oktay Hüseyin (Guseinov) |
|
|
Bundan yaklaşık
25 yıl önce, ilköğretim öğrencisi olan kızımın müzik dersi için
piyanoda çaldığı parçayı defalarca dinlemiştim. Müziğin sesini duyan
komşumuzun kızı, bize gelerek rahatsız olduğunu söylemişti ve rahatsızlığının
nedeni olarak da kızımın bir tuşa eksik vurmasını belirtmişti! Benim için
ise, piyanoda kaç tuşun olmasının veya kaçına basıldığının önemi yoktu. Farkı
nedir? Biliyoruz ki, göz, kulak, ağız ve burunlarıyla canlılar
doğada çok küçük farklılıkları olan renkleri, şekilleri, sesleri ve kokuları
ayırt edebilirler. Bilindiği gibi duyulara ait olan bu özellikler hayvanlarda
insanlara göre oldukça gelişmiştir (koşma, yüzme, koku alma,...). İlginç
olan, hayvanların bazılarının da, insanlar gibi, ağırlık ve hız (rüzgar
etkisi de dahil) gibi niceliklerin,
hem bir büyüklüğü hem de yönü (skaler ve vektörel nicelikler)
olduğunun farkında olmalarıdır. Buna benzer olarak, insanların bildikleri basit, ama önemli bilgilere sahip olmasaydılar,
özellikle avlanma sırasında oldukça zorlanırlardı. Görüntüler, sesler,
kokular gibi fark ettirici etmenler,
yaşamda insan hayatını kolaylaştırıcı ve geliştirici bir role
sahiptir. Elbette burada söz konusu hayatı kolaylaştıran bir etmen
olarak, tarım ve endüstriden söz
etmiyoruz.
Doğada gelişen tüm olaylar ve
süreçler arasındaki farklar bizim duyularımızla fark edebildiğimizden çok
daha fazladır. İşte insanı da hayvanlardan üstün hale getiren bugünkü
yaşamımızda, duyu organlarımızla fark edemediğimiz bu ayrıntıları ortaya
çıkarmakla oluşmuştur. İnsanlar arasındaki üstünlükte, yine bu ayrıntıları en
iyi şekilde ortaya çıkaran eğitim, bilim ve teknoloji gibi genel olarak
kültürel seviyeye bağlı olmaktadır. Doğadaki olay ve süreçleri anlayarak ve
yaşamını daha iyi hale getirmek için onları kullanan toplumlar her zaman güçlü
olmayı başarabilmişlerdir. Şimdi daha önce sormuş olduğumuz ve üzerinde düşünmeye
başladığımız sorumuza dönelim. Rüzgarın
estiği yönden bağımsız olarak, neden dalgalar her zaman deniz kıyısına
vururlar? Bu dalgaların doğası nedir?
Ses bir mekaniksel titreyişin sonucu olarak
ortaya çıkıyor ve farklı ortamlarda, farklı hızlarla yayılıyor. Titreyişlerin
kendilerinin yayılmasını göz ile de göre biliyoruz. Örneğin saz telinde ve su
yüzeyinde. Titreşimin yayılmasına dalga denir. Dalgalar boyuna (örneğin ses)
ve enine (örneğin suyun yüzeyinde) olurlar. Mekanik dengede olan her bir
sıvının yüzeyi bir düzlem şeklinde olur. Sıvının yüzeyi bir noktada (küçük
bölgede ) denge durumundan çıkarsa,
onu denge durumuna getirmek isteyen kuvvetler titreşimlerin oluşmasına ve
dalganın yayılmasına neden oluyorlar. Türkçe kitaplarda, adete bu kuvvetler ayrı ayrılıkta incelenmiyorlar
ve dalganın doğasından konuşmuyorlar. Farkı ne?
Yatay şekilde yerleşen elektriksel olarak
nötr sıvının serbest yüzeyinde (bir katı ile temasta olmayan, hava ile
temasta olan) ve ya temasta olan sıvıların yüzeyleri ayrılan bölgelerde,
enine dalgaların yayılmasına neden olan iki farklı doğası olan kuvvet vardır.
Her hangi bir etkilerin (sıvıya bir şeyin düşmesi ve ya türbülans hava akımı,
yani rüzgar) sonucu mekaniksel
dengesini kayıp eden ve deformasyona uğramış
sıvı yüzeyi, farklı doğaları
olan iki kuvvetin etkisi ile denge durumuna gelme yönünde hareket etmeye
başlıyor. Bu hareketler düşey yönünde titreşim şeklinde olurlar ve yatay
yönde yayılarak dalga oluştururlar. Eğer durgun suyun (sıvının) yüzeyi farklı
noktalarda (bölgelerde), denge durumda ki seviyeden yukarı ve aşağı hareket
etmişse, suyu denge durumuna getirmeye çalışan kuvvetlerden biri gravitasyon
(yaygın ve yanlış olarak kütleçekim olarak adlandırılan, gerçekte, genel olarak enerji çekim ve
yerde, Dünya çekim) kuvveti, diğeri ise yüzey gerilim kuvveti. (Genelde sıvılar sıkışmaz olarak kabul
edilirler ve örneğin su için bu çok doğru.
Böyle olduğundan hiçbir etki sonucu
suyun hacmi değişmez. Bu
nedenle de, ne kader su denge seviyesinin altına gidip
ise, bir o kaderde su seviyenin
üstüne kalkmıştır.)
Biliyoruz ki su molekülleri biri birlerini
daha büyük kuvvetle çekiyorlar, ama
hava molekülleri ile temasları azdır. Bu nedenle suyun yüzeyi gerilmiş
şekilde oluyor. Suyun yüzeyindeki moleküllerin etkileşme kuvvetine karşılık,
yüzey gerilim enerjisi vardır. Fizikten biliyoruz ki, denge durumunda
sistemin enerjisi minimum değer alıyor. Bu prensibe göre, sıvının yüzey enerjisi de minimum
değere ulaşmağa çalışıyor. Sıvının yüzey gerilim enerjisi, onun yüzey gerilim sabitinin, yüzeyin alanını ile çarpımına eşittir. Bu nedenle
de, denge durumunda sıvının yüzeyinin alanı, minimum değer almak zorundadır.
Doğal olarak, titreşimlere ve dalganın
yaranmasına neden olan kuvvet, sıvının yüzeyini artırmış oluyor. Yüzey
gerilim kuvveti ise yüzeyin alanını küçültmeye çalışıyor. Başka deyişle, su yüzeyinde
oluşmuş kabarığı ve ya çukuru düzeltmeye çalışıyor. Suyun yüzeyi sanki iki
boyutlu lastiktir. Suyun yüzeyindeki çok küçük genliği olan dalgalanmanın
doğası yüzey gerilimine bağlı olduğundan,
bu tür dalgalarda kapiller (kapiller ve ya kılcal boruları hatırlayın)
dalgalar adlanıyorlar.
Suyun yüzeyini düzlem şekline (suyu denge
durumuna ) getirmek için, çok zaman en önemli faktör gravitasyon (enerjiçekim
ve yerde Dünya çekim) kuvveti oluyor. Yer yüzünde bu kuvvet, ağırlık olarak
adlanır. Denge durumuna getiren ağırlık kuvveti, suyun farklı kısımları ile
bağlıdır. Sudaki dalgaları en basit şekilde düşünsek, orada harmonik
titreşimlerin yayılmasını ele almış oluruz. Böyle dalganın girintisi ve
çıkıntısı, suyun denge durumundaki seviyesinden, aşağı ve yukarı aynı kader ve aynı şekilde oluyor. Harmonik
titreşimler zamanı (dalgalar küçükse) bu seviyeden suyun aşağı ve yukarı
sapması en fazla dalganın genliyi kadar oluyor. Denge seviyesinden yukarıda
olan su kütlesi, kendi ağırlık kuvvetinin etkisi ile aşağıya doğru gediyor. Bu seviyeden aşağıda olan su ise,
kendi seviyesinden yukarıda olan suyun ağırlığının etkisi ile yukarıya doğru
hareket ediyor. Su yüzeyinde oluşan girinti ve çıkıntıları denge durumuna
getiren esas faktör gravitasyon kuvvetler (ağırlık) ise, böyle dalgalara
gravitasyon doğalı dalgalar denir. Şimdi
gravitasyon ve kapiller dalgalarını karşılaştıralım. Kapiller
dalgalarda iştirak eden enerji sıvının yüzeyi ile orantılıdır, ama
gravitasyon dalgalarında sıvının girintide ve çıkıntıda olan hacmi ile. Bu
nedenle de büyük genliği olan
dalgalarda, küp gibi artan gravitasyon
dalgaları, etkisi kare gibi artan kapiller dalgalardan baskın olurlar. Doğal
olarak dalgalar güçlendikçe (genlik artıkça) harmonik şekilden daha fazla
saparlar ve aynı zamanda kapiller dalga etkisi göz ardı edilebilir. (Devamını izleyin.) Neden,
Rüzgârın Yönünden Bağımsız olarak, Denizde ve Gölde Dalgalar Her Zaman Kıyıya Vurur? Yukarıda gördük ki, durgun suyun yüzeyinde
titreşim yaratılırsa, titreşimin genliğine bağlı olarak, onun yüzeyinde iki farklı tür etki
kuvvetine bağlı üç tür dalga yayılmalıdır. Titreşimlerin ve dalganın genliği
çok küçüklerse - kappiler, büyükler ise
– gravitasyon ve orta durumda - gravitasyon- kappiler. Dalgaların genliği
büyükse, genelde onların dalga uzunlukları da büyük olur. Bu da doğaldır. Her
bir atmanın yüksekliği diğer boyutları ile orantılıdır. Farklı doğası olan dağlalar her bir parametresi aynı olan
ortamda bile farklı hızlarla yayılırlar. Aynı doğası olan dalgaların
ortamdaki hızı da, ortamın yoğunluğuna, sıcaklığına, yüzey gerilimine,
ortamın temizliğine (karışımların içerdiklerine) ve homojenliğine bağlıdır.
Sıvı temizse ve yerde ise, onun
serbest yüzeyinde (diğer maddelerle temasta
olmayan) yayılan gravitasyon – kappiler dalganın yayılma hızı –v, Dünyanın yüzeyindeki gravitasyon alan
şiddetine – g, dalga boyutuna – λ,
sıvının yoğunluğuna – ρ
ve yüzey gerilim katsayısına –
σ bağlıdır. v
= ( g λ / 2 π + 2
π σ / λ ρ )1/2 (1) Böyle basit bağlantı dalga boyutunun sıvının
derinliğinden çok küçük durum için geçerlidir. İfade (1) den görüyoruz
ki, birinci terimin (gravitasyon
dalgalarına bağlı) dalga boyu büyük
oldukça artıyor, ama ikinci terim (kappiler dalgalara bağlı olan) dalga boyu
ile ters orantılıdır. Böyle olduğundan, dalga boyu sıfırdan başlayarak
büyüyen zaman, dalganın hızı önce kappiler kuvvetler ile belirlendiğinden
azalır. Dalga boyu bükük olan zaman gravitasyon etkiler üstünlük kazanır ve
dalganın hızı, dalga boyu ile birlikte artmağa başlıyor. Dalganın yayılma hızının minimum değerini
bulmak için, (1) ifadesinin dalga boyu – λ göre birinci türevini sıfıra eşit yaparak,
alınan denklemin çözmek gerekir. Bu şartı ödeyen, yani dalganın hızının
minimum değer almasına uygun olan dalga boyu
için aşağıdaki ifade
λ0 = 2 π (
σ / g ρ )1/ 2 (2) ve
minimum hız değeri için vm = ( 4g σ / ρ )1/ 4 (3) bulunurlar. Açık havadaki derin su yüzeyinde
yayılan dalganın minimum hız değerini ve uygun dalga boyutunu (2)
ve (3) ifadelerini kullanarak bulmak için suyun 0
λ0 = olduklarını buluruz. Farklı sıvılar ve
eritilmiş metaller için λ0 ve
vm değerleri
yaklaşık olarak, su için bulduğumuzda
sırası ile 2 defadan
ve 1.5 defadan
fazla farklı değiller.
Derinliği
bu dalga buyu değerinden çok büyük ve dalga boyları bu değerden çok
küçük olan kappiler dalgalar için kullanmak gereken ifade şudur vk
= (2 π σ / λ ρ)1/ 2 (5) Çok daha
derin suda yayılan ve dalga boyları vg = (
g λ / 2 π )1/ 2 (6) ifadesini kullanmak gerekir.
Denizlerde ve göllerde, kappeler dalgalar yalnız rüzgar duyulmayan
havalarda önem taşıyorlar. Bu ortamlarda genelde dalgalar gravitasyon
dalgalarıdır. Gravitasyon dalgalarının
esas nedeni rüzgar, Güneşin ve Ayın git-gel etkisi, gemilerin hareketi ve
diğerleri. Rüzgarın gücü çok farklı ve etki yaptığı yön çok belirsiz
olduğundan onun oluşturduğu dalgaların
uzunlukları, yükseklikleri ve yayılma hızları çok belirsiz oluyor. Ayın ve
Güneşin git-gel dalgaları çok daha basit olurlar ve bu dalgaların hızı yalnız
sıvının derinliğine ( h ) bağlı olur
V g-g = ( g h )1/ 2 (7) Sıvının hiçbir özelliğinin pek önemi yoktur,
ne karışımların, ne viskozitesi ne de diğer bir şeyin. Sıvının derinliği onun
yüzeyinde yayılan dalganın boyundan çok azsa (en doğrusu h << λ
ise), yani dalga sıvının içinde, onun dibi ile temas ederek (dokunarak)
yayılırsa onun hızı için (7) ifadesini
kullanmak olur.
Deniz ve göldeki her bir dalganın şeklini
belirten uzunluğu ve yüksekliği dışında, onun cephesinin uzunluğu da vardır.
Dalga kıyıya vurur demek, onun cephesinin kıyıya paralel durumu alarak vurması demektir. Denizin
derinliklerinde dalganın cephesi adeta rüzgarın yönü ile aynı oluyor. Nasıl
olur ki denizin (gölün) kıyı kısmında dalganın cephesi kıyıya paralel olan
yönü alıyor.
Askerlerin kolu şeklinde hareket ettiklerini
düşünün. Kolu sağa dönerken, ön sırasındaki geden askerlerin yürümeğini
hatırlayın. En sağdaki ekserin ireli doğru hareketinin hızı sıfır oluyor, o
sadece yavaş-yavaş dönüyor. Ön sıradaki en solda duran askerin ireli doğru
hızı, bu sıradaki askerlerin hepsinin hızından fazla oluyor. Soldaki asker
daha fazla yol gediyor ve bu nedenle de askerlerin kolu sağa dönmüş oluyor.
Benzer şekilde arabada sağa ve ya sola dönüyor. Arabaların öndeki sağ ve sol
tekerleri aynı asken üzerinde değiller, biri diğerinden farklı hızla döne bilen yarı aksanlar
üzerine berkitilmişler. Araba sola dönen zaman sol teker, sağ tekerden daha
yavaş dönüyor. Tekerlerin yarı çapları aynı olduklarından sağ teker daha
fazla yol aldığından araba sola dönmüş oluyor. Düşünelim ki sudaki her hangi bir dalganın cephesi kıyıya paralel değil, her
hangi bir açı altında yanaşıyor. Bu durumda, dalga cephesinin sağ ve sol
uçları kıyıdan farklı uzaklıklarda olduğundan farklı derinlik de hareket edecekler. Dalganın boyu (yüksekliği) suyun
derinliyi ile yaklaşık aynı olduğundan, dalga cephesinin derin yerde olan
kısmı suyun dibi ile daha az etkileşecek (sürtünecek) ve hızı daha fazla
olacak. Dalga cephesinin bu kısmının hızı fazla olduğundan, aynı zaman
aralığında, cephenin diğer ucundan daha fazla yol gitmiş olacak. Böyle
olduğundan, asker kolu ve ya arabaya benzer, dalga cephesi dönmüş olacak.
Denizin kıyısında, dalga cephesine suyun derinliğinin etkisi, rüzgarın
etkisinden daha fazla olduğundan, sonuçta o kıyıya vuracak.
|
|
|
|