|
Eğitişim Dergisi E-Eğitim, Bilim ve Sanat Dergisi Mayıs 2007. Sayı: 15 ISSN 1307-1785 |
|
|
|
İKİ ARTI İKİ DÖRT EDER Mİ? HAYIR! (DOĞADA) GENELDE ETMEZ Prof. Dr. Oktay Hüseyin (Guseinov) Arş. Gör. Ayhan Dil Akdeniz
Üniversitesi |
|
|
Pek çoğumuz için iki artı ikinin dört yaptığı, rahatlıkla ve
kuşku duymadan söyleyebileceğimiz bir gerçektir. Acaba neden? Dünyanın hemen hemen tümünde onluk sayı sistemi
yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Dörtlük
sistemden daha fazla rakamın kullanıldığı sistemlerde dört rakamının olması
doğaldır. Dörtlük sistemde, temel olarak üçten büyük sayılar
kullanmadığından, orada dört ve diğer dokuza kadar olanlar sayılar yer
almazlar. Dolayısıyla dörtlük sayı
sisteminde veya daha küçük sayı sistemlerinde 2+2 dört yapmaz. Bunlar hemen herkesin bildiği şeyler
olduğundan sayı sistemleri üzerinde daha fazla durmayalım. Bizim amacımız,
onluk sayı sistemini kullandığımız birçok durumda da iki artı ikinin her
zaman dört yapmadığı fikrine dikkat çekmektir. Bir artı bir her zaman iki yapsa, iki artı iki dört ve iki
artı üç de beş yapar. (Uygun bir sayı sisteminde, örneğin alıştığımız ve kullandığımız onluk sayı sisteminde.)
Ama alıştığımız bu tür toplamalar yalnızca toplanabilir nicelikler için
geçerlidir. Her zaman değil. Örneğin,
iki tane bir litrelik kaptaki gazı bir araya getirmek için onları
yarım litrelik bir kabın içerisine yerleştirebileceğimiz gibi, beş litrelik
kaba da yerleştirebiliriz. Böylelikle 1+1=0.5 olduğu gibi, 1+1=5 de olabilir. Doğal olarak 0.5
litrelik kaptaki gazın basıncı 5 litrelik kaptaki gazın basıncından daha
fazla olacaktır. Ama ne kadar fazla olduğunu kesin olarak söyleyemeyiz. Çünkü
bir araya getirilen gazların kimyasal tepkimeye girip girmediğini ve gazların
sıcaklıklarının değerlerini bilmiyoruz. Böylelikle anlayabiliriz ki gazların
hacimleri toplanabilir nicelik değildir. Maddelerin diğer türlerinin de (sıvı, katı ve toz) hacimleri az
da olsa basınca ve sıcaklığa bağlı olduklarından, toplanabilir nicelikler değildirler. Aynı
sıcaklık ve basınç şartlarını korusak bile, parçacıkların boyutları farklı olduğu veya sıvıların
molekülleri arasına diğer moleküllerin girebildiği durumlarda (örneğin
çözeltilerde) da hacim tam olarak toplanabilir bir nicelik olmaz. Benzer
durum aralarında kimyasal tepkimeler olan maddeler için de geçerlidir. İki farklı basınç değerine sahip olan iki gazı bir araya
getirerek oluşturduğumuz gazın basıncı yeni ve eski hacimlere ve sıcaklıklara
bağlı olarak, gazların ayrı ayrı bulundukları durumdaki basınç değerlerinin
her birinden fazla da olabilir, az da
olabilir. İki sıvı bir araya getirilirse,
yeni durumda elde edilen sıvının içindeki basınç değerleri, sıvıların
ayrı oldukları zaman ki duruma göre fazla da olabilir daha az da
olabilir. Çünkü sıvıların içindeki basınç hem sıvının öz kütlesine, hem de
sıvı sütununun yüksekliğine bağlıdır. Sıvı sütununun yüksekliği ise kabın
şekline bağlıdır. Sıvılar arasındaki kimyasal tepkimeler ve difüzyon yeni
oluşan sıvının yoğunluğunu etkiler. Böylelikle sıvıların basınçları da
toplanabilen bir nicelik değildir. Katılar bir araya getirildiklerinde ise, onların içerisinde
oluşan basıncın sıvıların ki kadar çok değişmemesine rağmen (aynı kütleler
ele alınırsa) yine de basınç katılar için de toplanabilen bir nicelik
değildir. Ayrıca katılarda,
onların kristal yapısına bağlı olarak basınç oluşur ve bu basınç da
deformasyonlara bağlı olarak değişir. Cisimler ve maddeler bir araya getirildiği zaman onların
önceki sıcaklıkları da basit şekilde toplanmaz. Ama hacimden ve basınçtan
farklı olarak, bir araya getirilen maddelerin sıcaklığı -toplam sistem ısısal
olarak yalıtılmış ise- ilk
sıcaklıkların arasında olan bir değer alır. Bu değerde maddelerin ayrı
oldukları zaman ki kütlelerine, öz ısılarına ve sıcaklıklarına bağlıdır. İki tür maddeyi bir araya getirdiğimizde onların arasında
bazen kimyasal ve çok özel durumlarda da çekirdek tepkimeleri
gerçekleşebilir. Eğer kimyasal tepkimenin oluşması ısı gerektirirse, yeni
maddenin kütlesi; tepkimeye girenlerinkinden, çok az da olsa, daha fazla olur. Kimyasal tepkimeler sırasında
ısı ortaya çıkarsa oluşan maddenin kütlesi ilk maddelerin kütlelerinin klasik
toplamından (matematiksel) daha az olur. Hiçbir tepkime olmasa bile, genelde
bir madde ısıtıldığı zaman onun kütlesi artar ve soğutulduğunda ise azalır,
çünkü genişlenme ve sıkışma sırasında maddenin içindeki elektriksel
etkileşmeler enerjisi değişir. Tepkimelerde iştirak eden kütleler aynı ise, çekirdek tepkimeleri oluştuğunda, kimyasal
tepkimelerdekinden yaklaşık bir milyar kat daha fazla enerji açığa çıkar.
(Çekirdek tepkimeleri sırasında, tepkimeye giren kütle (m), Ortaokul bilgileri çerçevesinde nehirde giden geminin
kıyıdaki gözlemciye göre hızını çok basit şekilde hesaplıyoruz. Bunun için
geminin suya göre ve suyun kıyıya göre verilen hızlarını topluyoruz. Ama bu
bir yaklaşımdır ve hızlar ışığın (elektromanyetik dalganın) boşluktaki
hızına (saniyede 300.000 km) yakın
olduğunda bu şekilde toplama doğru sonuca
yakın bir değer vermez. Örneğin, gerçekte, 0.99 ışık hızı artı 0.99 ışık hızı
bir ışık hızından az bir değer verir. Milyon kere ışık hızını toplasanız
bile, doğru sonuç bir ışık hızıdır. Böylelikle, aynı yönde olan hızların
büyüklükleri de toplanabilir nicelikler değildirler. İnsanların pek çoğu güneş gözlüğü kullanır ve ışığın şiddeti
arttıkça, kullandıkları gözlüğün camının koyuluğunun da arttığını bilirler. Bu olay çizgisel (lineer) olmayan
optiğe bir örnektir. Böyle bir camın üzerine düşen ışığın şiddeti iki kat
arttığında, camdan geçen ışık iki katına çıkmaz, iki kattan daha az ışık geçer. Diğer bir
değişle böyle gözlük camından geçen ışık şiddeti toplanabilen nicelik değildir. Bu durumda da 2 + 2 = 4 değil,
4’ten daha küçüktür. Acaba doğada hiç toplanabilen nicelik yok mudur? Matematik
doğayı yansıtmıyor mu? Matematik çoğu zaman doğayı yansıtma zorunluluğu ile
yapılmaz. Doğa bilimleri matematiği bir araç olarak kullanırlar. Bu anlamda
matematik doğa bilimlerinin bir aracı gibi düşünülebilir. İnsan mantığına
dayanan bir araç. Ama insan mantığı insanın bildiklerine ve bilimsel
düşüncesine dayanır. İnsanların bildikleri doğayla sınırlı değildir ve doğayı
tam olarak doğru şekilde yansıtmaz. Fizik kanunları da % 100 olarak doğanın kanunları değillerdir.
Doğal olarak insan mantığı ve bilimsel düşüncesi de % 100 doğayı yansıtmaz. Ama kesin olarak
biliyoruz ki, Evrenin her bir küçük ve çekim kuvveti zayıf olan bölgesinde
(her köşesinde nasıl olduğunu kesin olarak bilmiyoruz) uzayı düz (Öklid uzayı olarak) kabul edebiliriz. Bu
bölgelerde yalıtılmış sistemin toplam enerjisi, momentumu ve açısal momenti
korunur. Enerji skaler nicelik olduğundan enerjilerin büyüklüğü toplanabilir.
Momentum ve açısal moment, vektörel nicelikler olduklarından, vektör gibi
toplanırlar, sayılar gibi değil.
Aynı fiziksel niceliklerden biri diğerinden yalnızca
büyüklükleri ile ayrılır ve onların büyüklükleri genelde toplanabilir
nicelikler değildirler. Böylelikle doğada çoğu zaman 2+2 =4 değildir. |
|
|
|